İngiltere'nin borç içindeki genişbant sağlayıcılarından Airband'ın başarısızlığı, yatırımcısı Aberdeen Asset Management'a yaklaşık 200 milyon sterlinlik (yaklaşık 8 milyar TL) bir zarar olarak yansıdı. Şirketin, Macquarie destekli rakibi tarafından satın alınması, sektördeki 'altnet' olarak bilinen bağımsız ağ operatörlerinin içinde bulunduğu mali sıkıntıyı bir kez daha ortaya koydu. Bu gelişme, Birleşik Krallık'ta hızla büyüyen ancak borç yükü altında ezilen genişbant yatırımlarının geleceğine dair soru işaretlerini artırdı.
Airband'ın Çöküşü ve Aberdeen'in Zararı
Airband, özellikle kırsal bölgelere fiber optik internet hizmeti götürmeyi hedefleyen bir 'altnet' (alternatif ağ) sağlayıcısıydı. Şirket, 2019 yılında Aberdeen Standard Investments (şimdiki adıyla abrdn) tarafından satın alınmıştı. Ancak, yüksek borçluluk oranı ve beklenen müşteri kazanımını gerçekleştirememesi, şirketin mali yapısını sarsmaya başladı. Aberdeen'in bu yatırımdan kaynaklanan zararı, firmanın toplam varlıklarının yaklaşık %1'ine tekabül ediyor ve bu durum, fon yöneticisinin bu tür altyapı yatırımlarındaki risk yönetimi stratejisini sorgulatıyor.
Satış anlaşmasına göre Airband, Avustralyalı finans grubu Macquarie'nin desteklediği bir genişbant firmasına devredildi. Devir bedeli ve koşulları hakkında detaylı bilgi verilmezken, Aberdeeen'in bu satıştan eline geçen tutarın, yapılan toplam yatırımın çok altında kaldığı belirtiliyor. Bu durum, 'altnet' sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin karşılaştığı zorlukların bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Altnet Sektöründeki Kırılganlık
Birleşik Krallık'ta son yıllarda CityFibre, Community Fibre ve Hyperoptic gibi çok sayıda 'altnet' şirketi, ülkenin fiber altyapısını yenilemek için milyarlarca sterlinlik yatırım çekti. Ancak bu şirketlerin çoğu, yüksek faiz oranları ve artan inşaat maliyetleriyle mücadele ediyor. Ayrıca, mevcut telekomünikasyon devleri olan BT Openreach ve Virgin Media O2'nin pazardaki hakimiyeti, bu küçük oyuncuların abone kazanma potansiyelini sınırlıyor. Airband'ın çöküşü, sektörün bir bütün olarak yaşadığı mali sıkıntıların en son örneği.
Uzmanlar, 'altnet' şirketlerinin birçoğunun borçlarını yapılandırma veya konsolidasyon sürecine girebileceğini öngörüyor. Özellikle, devlet destekli projelerle kırsal bölgelere hizmet götüren firmalar, yüksek maliyetler nedeniyle sürdürülebilirliklerini kaybedebilir. Bu durum, Birleşik Krallık hükümetinin 'Gigabit Projesi' hedeflerini de tehdit edebilir. Öte yandan, güçlü finansal desteğe sahip olan Macquarie gibi yatırımcıların sektöre girmesi, piyasanın konsolidasyonunu hızlandırabilir ve kalan oyuncuların daha sağlam bir zeminde faaliyet göstermesine olanak tanıyabilir.
Küresel Genişbant Piyasasına Etkileri
Bu olay, yalnızca Birleşik Krallık ile sınırlı kalmıyor; benzer bir tablo, Avrupa ve Kuzey Amerika'da da yaşanıyor. Fiber altyapı yatırımları, dünya genelinde yüksek borçluluk ve uzun geri dönüş süreleri nedeniyle riskli bir alan haline geldi. Özellikle faiz oranlarının yükselmesi, bu tür uzun vadeli projelerin finansman maliyetini önemli ölçüde artırdı. Airband'ın başarısızlığı, yatırımcıların 'altnet' şirketlerine yönelik iştahını azaltabilir ve bu da gelişmekte olan pazarlarda fiber genişlemesinin yavaşlamasına neden olabilir.
Ayrıca, bu tür iflaslar ve satın almalar, telekomünikasyon sektöründe yoğunlaşmayı artırabilir. Büyük oyuncuların küçük rakipleri satın alması, pazardaki rekabeti azaltabilir ve tüketicilerin seçeneklerini daraltabilir. Düzenleyici otoritelerin bu konsolidasyon sürecini yakından takip etmesi gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de benzer şekilde fiber internet altyapısına yönelik büyük yatırımlar yapılıyor; ancak Airband örneği, bu tür yatırımların finansal risklerini gözler önüne seriyor. Türk telekomünikasyon şirketleri, yüksek sermaye maliyetleri ve döviz kuru dalgalanmaları gibi unsurlarla karşı karşıya. Bu gelişme, Türkiye'deki genişbant yatırımlarının sürdürülebilirliği için daha ihtiyatlı finansal planlamanın önemini ortaya koyuyor. Ayrıca, devletin desteklediği altyapı projelerinde özel sektör ortaklıklarının daha dikkatli yapılandırılması gerektiğine işaret ediyor. Türkiye'nin dijital dönüşüm hedefleri doğrultusunda, bu tür uluslararası deneyimlerden ders çıkararak, altyapı yatırımlarını daha sağlam bir zemine oturtması bekleniyor.