Michigan'da 4 Ağustos'ta yapılacak Demokrat Parti ön seçimi, ABD dış politikasındaki İsrail-Filistin eksenli kırılmayı bir kez daha gözler önüne seriyor. Boşalan Senato koltuğu için yarışan Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens, Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi (AIPAC) kontrolündeki bir süper PAC'den şu ana kadar yaklaşık 15 milyon dolar destek alırken, rakibi Abdul El-Sayed İsrail'in Gazze politikasını "soykırım" olarak nitelendiriyor. Bu yarış, ABD siyasetinde AIPAC'ın etkisi ve Demokrat Parti'nin İsrail konusundaki bölünmüşlüğü açısından kritik bir test niteliği taşıyor.
Gelişmenin arka planı
Michigan, özellikle Dearborn gibi büyük bir Arap-Amerikan nüfusuna ev sahipliği yapıyor. Bu seçmen kitlesi, Gazze savaşının ardından Biden yönetiminin İsrail'e verdiği desteğe tepkili. Abdul El-Sayed, Müslüman bir doktor ve eski Michigan Sağlık Bakanı olarak, İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiğini savunuyor ve ateşkes çağrısı yapıyor. Buna karşılık Stevens, AIPAC'ın yanı sıra Demokrat Parti'nin merkezci kanadından da destek alıyor. Stevens, kampanyasında İsrail'in kendini savunma hakkını vurgularken, iki devletli çözümü desteklediğini belirtiyor. Ancak AIPAC bağlantılı United Democracy Project adlı süper PAC'ın rekor düzeydeki harcaması, seçimi "Filistin yanlısı" adayın lehine çevirmek isteyen grupların tepkisini çekiyor. Özellikle "Soykırım Karşıtı Süper PAC" gibi oluşumlar, Stevens'ın AIPAC bağlantısını hedef alan reklamlar yayınlıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Michigan ön seçimi, ABD'deki İsrail lobisinin gücü ve Demokrat Parti içindeki ideolojik ayrışmanın bir yansıması. AIPAC tarihsel olarak iki partili destek alsa da, özellikle ilerici Demokratlar İsrail'in politikalarını eleştiren adaylara yöneliyor. Bu yarışın sonucu, Kasım ayındaki genel seçimlerde Michigan gibi kritik bir eyalette İsrail-Filistin meselesinin ne kadar belirleyici olacağını gösterecek. Ayrıca, Trump döneminde Kudüs'ün İsrail başkenti olarak tanınması ve İbrahim Anlaşmaları gibi adımların ardından, Biden yönetiminin İsrail'e yönelik politikaları da seçimlerde tartışılıyor. Eğer El-Sayed kazanırsa, bu ABD'de İsrail karşıtı söylemin yükselişine işaret edebilir ve ABD-İsrail ilişkilerinde yeni bir dönemin habercisi olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'deki bu gelişmeyi yakından izliyor. AIPAC'ın etkisinin azalması, ABD'nin İsrail'e koşulsuz desteğini sorgulayan seslerin güçlenmesi anlamına gelebilir. Bu durum, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek ve Doğu Akdeniz'deki denklemler açısından olumlu bir sinyal olabilir. Ancak Stevens'ın kazanması halinde, AIPAC'ın Kongre'deki etkisi devam edecek ve Türkiye'ye yönelik Ermeni iddiaları veya Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları gibi konularda ABD'nin tutumu sertleşebilir. Michigan'daki bu yarış, ABD'nin dış politikasında iç siyasetin ne kadar belirleyici olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.