Suriye'de Beşar Esad sonrası dönemde iktidar mücadelesi veren Ahmed el-Şara liderliğindeki geçiş yönetimi, ülkeyi küresel uyuşturucu ticaretinin merkezi haline getiren captagon endüstrisine karşı topyekûn bir savaş başlattı. Üretim maliyeti sentlerle ölçülen bu sentetik amfetamin hapları, Ortadoğu'nun zengin petro-devletlerinde 25 dolara kadar alıcı buluyor. Şara'nın ekibi, Esad rejiminin hayatta kalmasını sağlayan bu yasa dışı ekonominin kökünü kazımak için üretim tesislerine baskınlar düzenliyor, sınır güvenliğini artırıyor ve kaçakçılık ağlarını deşifre ediyor. Ancak uzmanlar, captagonun Suriye ekonomisinde yarattığı derin yaraların kısa vadede iyileşmesinin zor olduğunu vurguluyor.
Gelişmenin arka planı: Captagon imparatorluğunun yükselişi ve düşüşü
Captagon, aslen 1960'larda Almanya'da geliştirilen bir amfetamin türevi. Suriye'deki üretimi ise 2011'de iç savaşın başlamasıyla patlama yaptı. Esad rehimi, finansal ablukayı aşmak için captagon ticaretini devlet destekli bir endüstriye dönüştürdü. Lübnan'daki Hizbullah ve Iraklı milislerle işbirliği içinde yürütülen operasyonlar, hapların Körfez ülkelerine, özellikle Suudi Arabistan'a akmasını sağladı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2023 yılında Suriye'den 80 tondan fazla captagon ele geçirildi; bu, yıllık 5-9 milyar dolar arası bir piyasa değerine işaret ediyor. Şara'nın Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib merkezli yönetimi ise bu ticarete sıfır tolerans gösteriyor. Heyet Tahrir el-Şam'ın (HTŞ) eski lideri olan Şara, 2022'den itibaren captagon üretim tesislerini hedef almaya başladı. İdlib ve Afrin'de yapılan baskınlarda tonlarca kimyasal hammadde ve milyonlarca hap ele geçirildi. Bu müdahaleler, bölgesel aktörlerin de dikkatini çekti. Suudi Arabistan, Suriye'nin yeni yönetimiyle ilişkilerini normalleştirme sürecinde captagonla mücadeleyi ön koşul haline getirdi. Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri de benzer taleplerle Şara'ya siyasi ve mali destek sinyali verdi.
Bölgesel boyut: Uyuşturucu savaşı mı, siyasi operasyon mu?
Şara'nın captagonla mücadelesi, sıradan bir uyuşturucu operasyonundan çok daha fazlası. Esad sonrası Suriye'de meşruiyet arayan Şara, bu hamleyle hem Batılı güçlere hem de Körfez monarşilerine güvenilir bir ortak olduğunu kanıtlamak istiyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, 2023'te Suriye'yi “küresel uyuşturucu merkezi” ilan etmişti. Şara'nın operasyonları, bu damgayı silme ve uluslararası yaptırımların hafifletilmesini sağlama potansiyeli taşıyor. Ancak captagon ticareti, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir silah. Esad rejimi, bu ticareti düşmanlarına karşı bir koz olarak kullanıyordu. Örneğin, 2022'de Ürdün ve Irak üzerinden Suudi Arabistan'a yapılan sevkiyatlar, ülkeler arasındaki diplomatik gerilimleri tırmandırmıştı. Şara ise bu bağımlılığı kırarak, Suriye'nin bölgesel entegrasyonunu hızlandırmayı hedefliyor. Lübnan'daki Hizbullah'ın da dahil olduğu kaçakçılık ağlarının çökertilmesi, İran'ın Suriye üzerindeki etkisini zayıflatabilir. Bu noktada, Şara'nın operasyonları sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasi bir dönüşümün parçası.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suriye'deki captagon ticaretinin hem hedefi hem de geçiş güzergâhı. Güneydoğu sınırından Türkiye'ye giren haplar, Avrupa ve Körfez pazarlarına ulaşıyor. Ancak daha kritik olan, captagon gelirlerinin PKK/YPG gibi terör örgütlerine de kaynak sağlaması. Şara'nın bu ticareti çökertmesi, Türkiye'nin sınır güvenliği ve terörle mücadelesine doğrudan katkı sağlayabilir. Ayrıca, Suriye'de istikrarın sağlanması, Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı 3,6 milyon Suriyeli mültecinin gönüllü geri dönüşünü hızlandırabilir. Türkiye, Şara yönetimiyle işbirliğini derinleştirirken, bu operasyonların kalıcı olmasını ve bölgesel bir model haline gelmesini desteklemelidir.