Afrika Birliği'nin (AU) kölelik tazminatlarına yönelik tarihi Birleşmiş Milletler kararı için hazırladığı çerçevenin mimarı, taleplerin neden Kara egemenliği mücadelesinden ayrılamayacağını açıklıyor. Geçtiğimiz ay, Fransa'nın 2001 tarihli Taubira Yasası'nın 25. yıldönümü anma etkinliklerinde, kölelik ve köle ticaretinin insanlığa karşı suç olarak tanınmasının yıldönümü kutlanırken, tazminat tartışmaları yeni bir ivme kazandı. AU'nun öncülüğünde, kölelik ve sömürgeciliğin ekonomik ve sosyal mirasının onarılması için somut adımlar atılması gerektiği vurgulanıyor.
Kölelik tazminatı: geçmişin yaralarını sarmak
Afrika Birliği'nin tazminat çerçevesi, kölelik ve sömürgeciliğin Afrika'da yarattığı yıkımın kabul edilmesini ve bu yıkımın onarılmasını hedefliyor. Bu çerçeve, 2023 yılında kabul edilen ve kölelikten kaynaklanan tarihsel adaletsizliklerin giderilmesini amaçlayan BM Kararı'nın ardından hazırlandı. AU'nun tazminat mimarı olarak anılan Profesör Ozonnia Ojielo, konunun yıllar önce "düşünülemez" olarak görüldüğünü, ancak bugün küresel gündemde kaçınılmaz bir konum kazandığını belirtiyor. Ojielo'ya göre, tazminat sadece maddi tazmin değil, aynı zamanda ırkçılık ve yapısal eşitsizliklerle mücadeleyi içeren kapsamlı bir tarihsel adalet sürecidir.
Fransa'daki Taubira Yasası, köleliği insanlığa karşı suç olarak tanıyan önemli bir adım olsa da, tazminat tartışmalarının önünü açmış değil. Nitekim, Fransız hükümeti yıllardır bu tür taleplere direnmiş, sadece sembolik adımlar atmıştır. Oysa AU, kölelik ve sömürgecilikten zarar gören ülkelerin ekonomik kalkınması, eğitim ve sağlık alanlarındaki eşitsizliklerin giderilmesi için somut bir mekanizma öneriyor.
Küresel boyut: Kara egemenliği ve tarihsel adalet
Tazminat talebi, yalnızca Afrika ülkelerini değil, aynı zamanda Amerika ve Avrupa'daki Afro-torun topluluklarını da ilgilendiriyor. ABD'de George Floyd'un öldürülmesi sonrası yükselen Black Lives Matter hareketi, köleliğin bugünkü ırksal eşitsizliklerin temel nedeni olduğuna dikkat çekmişti. Benzer şekilde, Karayipler Topluluğu (CARICOM), on yılı aşkın süredir tazminat komisyonu aracılığıyla Avrupa ülkelerinden taleplerini dile getiriyor. Ancak, bu talepler genellikle hukuki ve siyasi engellerle karşılaşıyor.
BM İnsan Hakları Konseyi'nde kabul edilen son karar, tazminat konusunda uluslararası bir çerçeve oluşturma yolunda önemli bir adım. Kararda, kölelik ve sömürgeciliğin yıkıcı etkilerinin devam ettiği, bu nedenle onarıcı adaletin sağlanması gerektiği vurgulanıyor. Ancak, Batılı ülkelerin çoğu bu kararı imzalamaktan kaçındı. Bu durum, tazminat meselesinin siyasi olarak ne kadar hassas olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak kölelik veya sömürgecilikle doğrudan bir bağlantısı olmasa da, Afrika ülkeleriyle geliştirdiği ekonomik ve diplomatik ilişkiler bağlamında bu tartışmaları yakından takip etmektedir. Türkiye'nin Afrika'da artan yatırımları, kalkınma yardımları ve kültürel işbirlikleri, kıtadaki etkisini artırmaktadır. Tazminat talepleri, özellikle Batılı ülkelerle Afrika arasındaki ilişkileri etkileyebilir; bu da Türkiye'ye yeni fırsatlar sunabilir. Ayrıca, Türkiye'nin BM nezdinde tarihsel adalet konularına duyarlılığı, meseleye insani bir perspektiften yaklaştığını göstermektedir. Ancak, tazminat tartışmalarının küresel ekonomik sisteme etkileri, Türkiye'nin dış ticaret ve yatırım stratejilerini de şekillendirebilir.