Etiyopya, Pazartesi günü gerçekleştirilen genel seçimlerin ardından oy sayımını resmen sürdürürken, Afrika kıtasında demokrasiye yönelik tutumlarda belirgin bir değişim yaşanıyor. Nisan ayında Burkina Faso’nun cunta lideri İbrahim Traoré, Burkinabe halkına demokrasiyi “unutmalarını” söyleyerek kıtadaki otoriter eğilimlerin en somut örneklerinden birini verdi. Bu açıklama, Afrika’da son yıllarda artan darbe dalgası ve demokratik kurumların zayıflaması bağlamında büyük yankı uyandırdı. Etiyopya’daki seçim süreci ise Tigray bölgesindeki çatışmalar ve etnik gerilimlerin gölgesinde ilerliyor.
Demokrasiye Karşı Artan Şüphecilik
Afrika’da demokrasiye olan inanç, birçok ülkede ciddi bir erozyona uğramış durumda. 2020’den bu yana Mali, Burkina Faso, Nijer ve Gabon’da askeri darbeler yaşandı. Bu darbelerin meşrulaştırılmasında, mevcut demokratik hükümetlerin yolsuzluk, güvenlik zaafiyeti ve ekonomik başarısızlıkları sıkça gerekçe olarak kullanılıyor. Burkina Faso’da Traoré’nin “demokrasiyi unutun” çağrısı, Batı Afrika’da yükselen Rusya yanlısı ve Fransa karşıtı söylemle de örtüşüyor. Birçok Afrikalı, demokrasinin vaat ettiği refah ve istikrarı göremediklerini dile getiriyor. Sivil toplum örgütleri ise bu durumun, kıtadaki insan hakları ve ifade özgürlüğü açısından ciddi tehdit oluşturduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Afrika’daki demokrasi gerilemesi, yalnızca kıtayı değil, küresel güç dengelerini de etkiliyor. Darbe yönetimlerinin Rusya ile yakınlaşması, Batılı ülkelerin bölgedeki nüfuzunu zayıflatırken, Çin’in ekonomik ortaklıkları da artan bir rekabete sahne oluyor. Fransa’nın Sahel bölgesinden çekilmesiyle oluşan güç boşluğu, terör örgütlerinin ve paralı asker gruplarının yayılmasına zemin hazırlıyor. Birleşmiş Milletler ve Afrika Birliği, demokratik normların korunması için çaba gösterse de, üye ülkelerin iç işlerine müdahale konusundaki isteksizlik, bu çabaları sınırlıyor. Etiyopya seçimleri ise Afrika Boynuzu’ndaki istikrar için kritik bir sınav niteliği taşıyor; seçim sonuçları, reformist Başbakan Abiy Ahmed’in meşruiyetini ve bölgedeki etnik kırılmaları etkileyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye’nin Afrika açılımı, kıtada artan siyasi istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. Burkina Faso, Mali ve Nijer gibi ülkelerde yaşanan darbeler, Türkiye’nin bölgedeki yatırımlarını ve diplomatik nüfuzunu zorlayabilir. Ancak Türkiye, darbecilerle de Batı yanlısı hükümetlerle de ilişkilerini sürdürme esnekliğine sahip bir aktör olarak öne çıkıyor. Etiyopya’daki seçim süreci, Türkiye’nin Somali’deki askeri varlığı ve Kızıldeniz’deki çıkarları açısından önem taşıyor; istikrarlı bir Etiyopya, Türkiye’nin Afrika Boynuzu’ndaki etkinliğini artırabilir. Öte yandan, demokrasi karşıtı söylemlerin yaygınlaşması, Türkiye’nin uluslararası arenada “demokrasi savunucusu” imajını zedeleyebilir. Ankara’nın kıtadaki stratejisi, bu yeni otoriter dalgayı dikkate alarak çeşitlendirilmiş bir yaklaşım benimsemeyi gerektiriyor.