Afrika Boynuzu'nda İsrail ile Türkiye arasında yaşanan jeopolitik çekişme, Somaliland'ın stratejik konumu üzerinden yeni bir boyut kazanıyor. İsrail, Kızıldeniz'deki etkinliğini artırmak ve İran'ın bölgedeki nüfuzunu dengelemek amacıyla Somaliland ile yakınlaşırken, Türkiye ise Somali merkezi hükümetiyle yaptığı savunma ve ekonomi anlaşmalarıyla bölgede ağırlığını koyuyor. Bu rekabet, sadece iki ülkenin değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel güçlerin de dahil olduğu karmaşık bir denklemi yansıtıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Somaliland'ın Tanınma Arayışı ve Büyük Güçlerin İlgisi
Somaliland, 1991 yılında Somali'den tek taraflı bağımsızlığını ilan etmesine rağmen uluslararası alanda tanınmamış bir devlet olarak varlığını sürdürüyor. Ancak stratejik konumu, özellikle Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ne açılan kapı olması nedeniyle son yıllarda büyük güçlerin dikkatini çekiyor. İsrail, 2020'lerin başından itibaren Somaliland ile ilişkilerini gizli bir şekilde geliştirmeye başladı. İsrail'in amacı, Yemen'deki Husi tehdidine karşı Kızıldeniz'de istihbarat ve askeri üs imkanları elde etmek, aynı zamanda İran'ın bölgedeki etkisini kırmak. Bu kapsamda İsrail, Somaliland'ın Berbera limanında bir üs kurma ve Mossad'ın bölgede dinleme istasyonları kurması için görüşmeler yaptığı iddia ediliyor. Somaliland yönetimi ise bağımsızlığının tanınması karşılığında İsrail'e bu imkanları sunmaya sıcak bakıyor.
Öte yandan Türkiye, 2017'de Somali'de açtığı askeri üs ile bölgede kalıcı bir varlık oluşturdu. Türkiye, Somali merkezi hükümetiyle 2024 yılında imzaladığı savunma ve ekonomi işbirliği anlaşmasıyla Somali'nin deniz yetki alanlarında doğal kaynak arama ve askeri eğitim faaliyetlerini genişletti. Bu anlaşma, Türkiye'ye Somali karasularında petrol ve doğalgaz arama ruhsatı verirken, aynı zamanda Türk donanmasına bölgede kalıcı üs imkanı sağladı. Türkiye'nin bu hamlesi, Somaliland'ı destekleyen Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve İsrail ile karşı karşıya gelmesine neden oldu.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Kızıldeniz'de Güç Dengeleri
Afrika Boynuzu, küresel ticaretin %12'sinin geçtiği Kızıldeniz'in güvenliği açısından kritik bir bölge. İsrail'in Somaliland ile yakınlaşması, Yemen'deki Husilerin saldırılarına karşı bir önlem olarak görülürken, aynı zamanda İran'ın bölgedeki vekil güçlerine karşı bir hamle. Türkiye ise Somali üzerinden bölgede etkinlik kurarak, hem Kızıldeniz'de hem de Doğu Afrika'da stratejik derinlik elde etmeyi amaçlıyor. Bu rekabet, sadece iki ülke arasında değil, aynı zamanda ABD, BAE, Suudi Arabistan ve Mısır gibi aktörlerin de dahil olduğu bir vekalet savaşına dönüşmüş durumda. BAE, Somaliland'da Berbera limanını işleterek ve askeri üs kurarak İsrail'e dolaylı destek veriyor. Mısır ise Somali merkezi hükümetini destekleyerek Türkiye ile ittifak halinde. Bu durum, Kızıldeniz'de yeni bir Soğuk Savaş dinamikleri oluşturuyor.
İsrail'in Somaliland ile ilişkilerini açıkça tanıması halinde, bu adım bölgede yeni bir kriz tetikleyebilir. Türkiye, Somali'nin toprak bütünlüğünü savunarak, Somaliland'ın bağımsızlığını tanıyan herhangi bir ülkeye karşı sert tepki vereceğini açıkladı. Ayrıca Türkiye, Somali ile yaptığı anlaşma çerçevesinde, Somaliland'ın tartışmalı bölgelerinde petrol arama faaliyetleri yürüterek fiili durum yaratmayı hedefliyor. Bu durum, iki ülke arasında doğrudan bir çatışma riskini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki aktif politikası, Somali ile imzalanan savunma ve ekonomi anlaşmalarıyla somutlaşmış durumda. Bu anlaşma, Türkiye'ye Kızıldeniz'de stratejik bir üs ve doğal kaynak arama imkanı sağlarken, aynı zamanda İsrail ve BAE'nin Somaliland üzerinden bölgeye yerleşme çabalarına karşı bir denge unsuru oluşturuyor. Türkiye için bu rekabet, sadece bölgesel nüfuz değil, aynı zamanda Doğu Afrika'daki ticaret yollarının güvenliği ve enerji kaynaklarına erişim açısından kritik. İsrail'in Somaliland'da askeri üs kurması, Türkiye'nin Somali'deki varlığını tehdit edebilir ve Kızıldeniz'de Türk donanması için risk oluşturabilir. Bu nedenle Türkiye, diplomatik kanalları kullanarak Somaliland'ın tanınmaması yönünde baskı yaparken, Somali merkezi hükümetine askeri ve ekonomik desteğini sürdürüyor. Ayrıca Türkiye, bölgedeki diğer aktörlerle (Katar, Somali) işbirliğini güçlendirerek İsrail-BAE eksenine karşı bir denge kurmaya çalışıyor. Uzun vadede, Afrika Boynuzu'ndaki bu çekişme, Türkiye'nin Hint Okyanusu'na açılma stratejisinin önemli bir parçası haline gelebilir.