Afganistan'ın başkenti Kabil'de, Taliban'ın iktidara dönüşünün beşinci yılı nedeniyle düzenlenen anma etkinlikleri, halkın büyük bir bölümünün öfkesi ve protestolarıyla karşılaştı. 15 Ağustos 2021'de ülkenin kontrolünü ele geçiren Taliban yönetimi, beşinci yıl dönümünde sokaklara dökülen Afganlar, özellikle kadın hakları, eğitim ve ekonomik kriz konularında duydukları derin hoşnutsuzluğu dile getirdi. Güvenlik güçlerinin yoğun önlemleri altında gerçekleşen gösterilerde, göstericiler 'Kadınların geleceği karartılmasın', 'Eğitim bir haktır' yazılı pankartlar taşıdı. Taliban yönetimi, gösterileri 'dış güçlerin kışkırtması' olarak nitelendirirken, ülkedeki insani durumun kritik boyutlara ulaştığına dikkat çeken uluslararası kuruluşlar, acil yardım çağrısında bulunuyor.
Taliban'ın Beş Yıllık Yönetimi: Sözler ve Gerçekler
Taliban, 2021'de ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin çekilmesinin ardından ülke yönetimini devraldığında, Afganistan'ı 'İslami bir sistem' altında yeniden inşa edeceklerini ve geçmişteki sert uygulamalardan ders çıkaracaklarını vaat etmişti. Ancak beş yılın sonunda, kadınların kamu hayatından dışlanması, kız çocuklarının ortaöğretime devamının engellenmesi ve üniversite kapılarının kadınlara kapatılması, yönetimin vaat ettiği 'ılımlı' görüntüyü büyük ölçüde zedeledi. Ekonomik olarak ise, ülke ciddi bir daralma yaşadı; uluslararası yaptırımlar ve yardımların durması, bankacılık sisteminin çökmesine ve işsizliğin yüzde 40'ların üzerine çıkmasına neden oldu. Afganistan'ın dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alması, halkın büyük bir kısmının insani yardıma muhtaç durumda olmasına yol açtı.
Ülkedeki güvenlik durumu da endişe verici olmaya devam ediyor. Taliban'ın Pakistan sınırındaki çatışmaları, IŞİD-Horasan (IŞİD-K) örgütünün saldırıları ve iç istihbarat baskıları, halkın günlük hayatını olumsuz etkiliyor. Ayrıca, yönetim, geçen yıl uygulamaya koyduğu 'er-demliliği teşvik' yasalarıyla medya, ifade özgürlüğü ve kişisel özgürlükleri üzerindeki kısıtlamaları daha da artırdı. Bu durum, uluslararası toplumun Taliban'ı meşru bir hükümet olarak tanıma konusundaki isteksizliğini artırarak, ülkeye yönelik yardımların sürekliliğini tehlikeye atıyor.
Uluslararası Toplum ve Taliban: Tanıma Krizi
Taliban yönetiminin beş yıllık sicili, uluslararası diplomaside önemli bir ikilem yaratmış durumda. Çin, Rusya ve Pakistan gibi ülkeler, güvenlik gerekçeleriyle Taliban ile diyaloğu sürdürürken; Batılı ülkeler, özellikle insan hakları ve kadın hakları konusundaki geri adımlar nedeniyle Taliban'ı tanımaya yanaşmıyor. Birleşmiş Milletler, Afganistan'da insani felaketin eşiğinde olduğunu vurguluyor ve 23 milyondan fazla insanın acil yardıma ihtiyaç duyduğunu açıklıyor. Ancak Batılı ülkelerin çoğu, yardım bütçelerini kısarken, bölgesel güçlerin bu boşluğu doldurması bekleniyor. Bu durum, Taliban'ın uluslararası meşruiyet kazanma çabalarını ise giderek zorlaştırıyor.
Taliban'ın beş yıllık yönetimi, aynı zamanda bölgesel güvenlik dinamiklerini de yeniden şekillendirdi. Afganistan'ın istikrarsızlığı, Orta Asya'nın güney sınırlarında yeni güvenlik boşlukları oluştururken, göç dalgalarını da tetikledi. Özellikle Pakistan ve İran'a yönelik mülteci akınları, bu ülkeleri ekonomik ve sosyal açıdan zorlamaya devam ediyor. Ayrıca, Afganistan'daki terör örgütlerinin barınması, küresel terörizmle mücadele çabalarını baltalıyor. Uluslararası toplum, bu zorluklara rağmen Taliban ile angajmanın yollarını ararken, ön koşul olarak insan hakları ve kapsayıcı bir hükümete dönüş konusundaki taleplerini yineliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afganistan'da 2021'den önce kilit bir aktördü ve Taliban'ın iktidara gelmesinin ardından Kabil'deki büyükelçiliğini açık tutarak pragmatik bir yaklaşım sergiledi. Türkiye, Taliban yönetiminin uluslararası toplumla bütünleşmesi ve insani yardımların ulaştırılması konusunda köprü rolü üstlenmeye çalışıyor. Ancak, ülkedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenliğini dolaylı olarak etkileyebilecek göç hareketleri ve terör örgütlerinin varlığı açısından ciddi riskler barındırıyor. Türkiye'nin bölgedeki etkinliği, hem NATO üyesi olarak hem de Afgan toplumuyla tarihsel bağları nedeniyle önemini koruyor; fakat Taliban'ın kadın hakları konusundaki tavizsiz tutumu, Türkiye'nin insan hakları vurgusu yapan dış politikasıyla çelişiyor. Bu nedenle Ankara'nın önümüzdeki süreçte, Taliban ile ilişkilerini sürdürürken, bu hassas dengeleri gözetmesi bekleniyor.