Almanya'nın doğusundaki Saksonya-Anhalt eyaletinde 6 Haziran'da yapılacak eyalet seçimleri, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin yükselişiyle şekilleniyor. Göçmen karşıtı ve milliyetçi çizgisiyle bilinen AfD, Alman güvenlik birimleri tarafından "aşırıcı" olarak sınıflandırılmasına rağmen, anketlerde ikinci sırada yer alıyor. Son anketlere göre AfD'nin oy oranı yüzde 22-24 bandında; bu, 2016'daki son seçimde aldığı yüzde 24,3'lük oyla neredeyse aynı seviyede. Ancak bu kez Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ile farkı kapatarak ikinci parti olması bekleniyor.
Seçim öncesi tablo ve AfD'nin yükselişi
Saksonya-Anhalt, Almanya'nın en yoksul eyaletlerinden biri ve işsizlik oranı ülke ortalamasının üzerinde. Bölgede göçmen karşıtlığı ve Doğu Almanya dönemine duyulan nostalji, AfD'nin ana propaganda malzemeleri arasında. Parti, özellikle 2015'teki göçmen krizi sonrasında bölgede güçlü bir taban oluşturdu. 2016 seçimlerinde yüzde 24,3 oy alarak eyalet meclisine giren AfD, o dönemde CDU'nun ardından ikinci olmuştu. Ancak bu kez anketler, partinin oyunu koruyarak veya hafif artırarak CDU'ya yaklaşabileceğini gösteriyor.
Alman kamu yayıncısı ARD'nin son anketine göre CDU yüzde 28, AfD yüzde 23, Sol Parti yüzde 11, SPD yüzde 10, Yeşiller yüzde 9, FDP yüzde 7 ve aşırı sağcı diğer küçük partiler yüzde 3-4 bandında. Bu tablo, seçim sonrası koalisyon hesaplarını da etkileyecek. CDU'nun AfD ile koalisyon yapmayacağını açıklaması, sol partilerin desteğiyle bir hükümet kurma ihtimalini gündeme getiriyor.
AfD'nin yükselişi, Almanya genelinde de yankı buluyor. Son federal anketlerde AfD yüzde 12-14 aralığında; bu, partinin tarihindeki en yüksek ulusal oy oranlarından biri. Doğu eyaletlerinde ise AfD, bazı anketlerde birinci parti konumunda. Uzmanlar, bu yükselişi ekonomik hoşnutsuzluk, göçmen karşıtlığı ve ana akım partilere duyulan güvensizlikle açıklıyor.
Almanya ve Avrupa için ne anlama geliyor?
Saksonya-Anhalt seçimi, Eylül ayında yapılacak federal seçimler öncesinde önemli bir gösterge olarak görülüyor. AfD'nin güçlü performansı, Almanya'nın siyasi merkezinin aşınmaya devam ettiğini ve aşırı sağın normalleştiğini gösteriyor. Bu durum, Avrupa genelinde yükselen sağ popülizm dalgasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Fransa, İtalya ve Avusturya gibi ülkelerde de benzer eğilimler gözlemleniyor.
Almanya'da AfD'nin yükselişi, ülkenin göç politikası, Avrupa Birliği'ne yaklaşımı ve iklim politikaları üzerinde baskı oluşturuyor. Özellikle CDU'nun AfD'yi dışlama stratejisi, seçim sonrası koalisyonları zorlaştırabilir. Eğer AfD eyalet meclisinde güçlü bir konuma gelirse, yasama süreçlerini bloke edebilir veya gündemi belirleyebilir. Bu da Almanya'nın iç siyasetinde istikrarsızlık riskini artırıyor.
Avrupa Birliği açısından ise Almanya'nın en büyük ekonomi ve siyasi güç olarak istikrarı kritik. AfD'nin yükselişi, AB'nin ortak karar alma mekanizmalarını ve Almanya'nın AB içindeki liderlik rolünü zayıflatabilir. Özellikle göç ve sığınma politikalarında daha sert bir tutumun benimsenmesi, AB içinde gerilim yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AfD'nin Saksonya-Anhalt'taki yükselişi, Türkiye-Almanya ilişkileri açısından dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. AfD, Türkiye'nin AB üyelik sürecine açıkça karşı çıkan ve göçmen karşıtı söylemiyle bilinen bir parti. Partinin güçlenmesi, Almanya'da yaşayan Türk kökenli vatandaşların karşılaştığı ayrımcılık ve İslamofobi riskini artırabilir. Ayrıca, Almanya'nın AB içindeki Türkiye politikası, AfD'nin baskısıyla daha da sertleşebilir. Ekonomik açıdan ise Almanya'daki siyasi istikrarsızlık, iki ülke arasındaki ticaret ve yatırım ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, Almanya'daki gelişmeleri yakından izlemeli ve vatandaşlarının haklarını korumak için diplomatik girişimlerini sürdürmelidir.