ABD Adalet Bakanlığı (DOJ), Kaliforniya eyaletinde kullanılan 20 binden fazla posta oyunun sayımını geçici olarak durdurmak amacıyla temyiz mahkemesine başvurdu. Bakanlık, Perşembe günü Ninth U.S. Circuit Court of Appeals'a yaptığı acil başvuruda, alt mahkemenin talebi reddetmesinin ardından müdahale talep etti. Trump yönetimi, söz konusu oyların ABD vatandaşı olmayan kişiler tarafından kullanıldığını öne sürüyor. Dava, ABD'de seçim güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirirken, federal hükümet ile eyalet yönetimleri arasındaki yetki çatışmasını da derinleştiriyor.
Davanın Arka Planı ve Hukuki Süreç
Adalet Bakanlığı'nın başvurusu, Kaliforniya'nın posta yoluyla kullanılan oyların sayım sürecine ilişkin federal mahkemeye açtığı davanın bir parçası. Bakanlık, eyaletin 20 binden fazla posta oyunu saymasının engellenmesi için geçici ihtiyati tedbir kararı talep ediyor. Ancak alt mahkeme, geçen hafta bu talebi reddetti. DOJ, şimdi Ninth Circuit'ten alt mahkemenin kararını bozmasını istiyor. Başvuruda, oyların sayımının sürmesi halinde telafisi güç zararlar doğacağı ve seçim bütünlüğünün zedeleneceği savunuluyor. Kaliforniya eyalet yetkilileri ise suçlamaları reddediyor ve posta oylarının yasalara uygun şekilde kullanıldığını belirtiyor. Eyalet Başsavcısı, federal hükümetin müdahalesinin eyaletin seçim özerkliğine aykırı olduğunu vurguluyor.
Trump yönetimi, 2020 başkanlık seçimlerinden bu yana posta yoluyla oy kullanımına ilişkin iddiaları sık sık gündeme getiriyor. Seçim dolandırıcılığı iddiaları mahkemelerce büyük ölçüde reddedilmiş olsa da, yönetim bu konuyu siyasi gündemde tutmaya devam ediyor. Adalet Bakanlığı'nın son hamlesi, federal hükümetin seçim süreçlerine doğrudan müdahale etme çabası olarak yorumlanıyor. Hukuk uzmanları, davanın federal-eyalet yetki paylaşımı açısından emsal oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Ninth Circuit'in kararı, önümüzdeki günlerde bekleniyor.
Seçim Güvenliği ve Federal-Eyalet Çatışması
ABD'de posta yoluyla oy kullanımı, özellikle pandemi döneminde yaygınlaştı. Kaliforniya, ülkenin en büyük posta oyu sistemine sahip eyaletlerinden biri. Federal hükümetin müdahalesi, eyaletlerin seçim süreçlerini yönetme yetkisine yönelik bir meydan okuma olarak görülüyor. Anayasa'ya göre seçimlerin yönetimi büyük ölçüde eyaletlere ait. Ancak federal hükümet, vatandaşlık dışı oy kullanımı gibi federal suçlarda müdahale hakkı olduğunu savunuyor. Bu dava, federal hükümetin seçim güvenliği konusundaki yetkilerini genişletme çabasının bir parçası. Demokratlar, bu tür girişimleri seçmen bastırma olarak nitelendirirken, Cumhuriyetçiler seçim güvenliğini koruma çabası olarak savunuyor. Dava ayrıca, 2024 seçimlerine giden süreçte posta oylarının nasıl kullanılacağına dair belirsizlik yaratabilir.
Adalet Bakanlığı'nın talebi, Kaliforniya'da sayımı süren oyların dondurulmasını hedefliyor. Eyalet yetkilileri, sayımın yasalara uygun yürütüldüğünü ve federal müdahalenin seçmen iradesini gasp etmek anlamına geleceğini belirtiyor. Sivil toplum kuruluşları, kararın seçmen haklarını olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan, seçim güvenliği savunucuları, olası usulsüzlüklerin önlenmesi için denetimin artırılması gerektiğini söylüyor. Temyiz mahkemesinin vereceği karar, benzer davalara emsal teşkil edebilir ve federal hükümetin diğer eyaletlerdeki posta oyu uygulamalarına müdahale etme olasılığını artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de seçim güvenliği ve posta oylarına ilişkin tartışmalar, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel demokrasi standartları ve seçim yönetimi açısından önemli bir gösterge. ABD'de federal hükümetin eyalet seçimlerine müdahalesi, demokratik kurumların işleyişi ve federalizm tartışmalarını derinleştiriyor. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde seçim süreçlerini yakından takip ediyor; zira ABD'deki siyasi istikrar, iki ülke arasındaki diplomatik ve ekonomik ilişkileri etkileyebilir. Ayrıca, posta oyları konusundaki belirsizlik, ABD'nin uluslararası alandaki demokrasi imajını zayıflatabilir ve otoriter eğilimleri güçlendirebilir. Türkiye'nin kendi seçim sistemi ve güvenliği açısından da dersler çıkarılabilir. Gelişme, ABD iç siyasetindeki kutuplaşmanın seçim süreçlerine yansıması olarak görülüyor ve küresel ölçekte seçim güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirebilir.