Avrupa Birliği liderleri, yeni İngiltere Başbakanı Andy Burnham hakkında olumlu mesajlar veriyor; ancak Brüksel'deki diplomatlara göre Burnham, selefi Keir Starmer'ın karşılaştığı aynı yapısal kısıtlamalarla yüzleşmek zorunda kalacak. Burnham'ın adı, İngiltere'nin Avrupa ile ilişkilerinde yeni bir sayfa açma umuduyla anılıyor; fakat AB-İngiltere ilişkilerinin geleceği, ticaret anlaşmasının gözden geçirilmesi ve gençlik hareketliliği gibi konularda atılacak adımlara bağlı. Sonbaharda planlanan AB-İngiltere zirvesi, bu gerilimleri net biçimde ortaya koyacak.
Gelişmenin arka planı
Andy Burnham, İngiltere siyasetinde Manchester Belediye Başkanı olarak tanınan, İşçi Partisi'nin popüler isimlerinden biri. Göreve gelmesinin ardından Avrupa Birliği ile ilişkilerde yumuşama sinyali verdi. Ancak Brüksel'deki yetkililer, Burnham'ın kişisel olarak tanınmamasına rağmen, İngiltere'nin Brexit sonrası çizdiği rotanın değişmeyeceğini düşünüyor. Özellikle ticaret ve göç konularında AB'nin talepleri ile İngiltere'nin kırmızı çizgileri arasında sıkışan Burnham, selefi Keir Starmer'ın izlediği denge politikasını sürdürmek zorunda.
Sonbaharda yapılması planlanan AB-İngiltere zirvesi, iki taraf arasındaki müzakerelerin yeni bir aşamasını temsil edecek. Zirvede öncelikli konular arasında ticaret anlaşmasının güncellenmesi, gençlerin karşılıklı hareketliliği ve güvenlik işbirliği yer alıyor. İngiltere, Avrupa'nın savunma ve güvenlik politikalarına daha fazla katılmak istediğini belirtirken, AB üyeleri bu işbirliğinin ancak AB'nin kurallarına saygı gösterilmesi halinde mümkün olabileceğini vurguluyor. Özellikle Fransa ve Almanya, İngiltere'nin tek taraflı avantajlar elde etmesine izin vermeyecekleri konusunda net bir tavır sergiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
AB-İngiltere ilişkilerindeki bu gerilim, yalnızca iki taraf arasındaki meselelerle sınırlı değil. Birleşik Krallık'ın Avrupa ile ayrışması, küresel jeopolitik dengeleri de etkiliyor. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Avrupa'nın güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği bir dönemde, AB'nin İngiltere ile savunma alanında işbirliği yapma ihtiyacı artmış durumda. Ancak bu işbirliği, İngiltere'nin AB'nin dış politika ve güvenlik mekanizmalarına ne ölçüde entegre olacağı konusundaki belirsizliklerle dolu.
Uzmanlar, Burnham'ın AB ile ilişkilerde daha pragmatik bir çizgi izleyebileceğini, ancak bunun İngiltere'nin ulusal egemenliği konusundaki hassasiyetine takılacağını belirtiyor. Özellikle göçmen hareketliliği ve Avrupa Adalet Divanı'nın yargı yetkisi gibi konular, İngiliz siyaseti için hâlâ son derece kırılgan başlıklar. AB tarafı, bu konularda taviz vermeye yanaşmazken, Burnham hükümetinin bu denklemi nasıl yöneteceği merak konusu. Ayrıca ABD'nin ve diğer küresel aktörlerin bu sürece yaklaşımı, ilişkilerin geleceğini etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye'yi doğrudan etkilese de, Avrupa'daki güç dengelerinin değişimi Türkiye'nin AB ile müzakere sürecini ve bölgesel politikalarını dolaylı olarak etkileyebilir. İngiltere'nin AB ile ilişkilerinin derinleşmesi, Ankara'nın Avrupa güvenlik mimarisindeki konumunu gözden geçirmesine yol açabilir. Ayrıca ticaret anlaşmalarının revize edilmesi, Türkiye'nin İngiltere ile olan ticaret hacmini olumlu ya da olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin, AB ve İngiltere arasındaki bu yeni denge arayışında, kendi çıkarlarını koruyacak hamleler yapması beklenir.