Avrupa Birliği’nin yeni atık yönetimi düzenlemesi, yalnızca AB sınırları içinde ayrıştırılıp geri dönüştürülen plastiğin resmi hedeflere sayılmasını öngörüyor. Bu durum, İngiltere’nin AB’ye plastik atık ihracatını ciddi şekilde tehlikeye atıyor. İngiliz geri dönüşümcüler, yılda yüz binlerce ton plastik atığı AB ülkelerine gönderiyor; ancak yeni kurallar bu ihracatın ekonomik olarak anlamsız hale gelmesine yol açabilir. Brexit sonrası ticaret engelleriyle zaten zor durumda olan sektör, şimdi de AB’nin kendi üretimini koruma hamlesiyle karşı karşıya.
Gelişmenin arka planı
AB’nin Yeşil Mutabakat ve Döngüsel Ekonomi Eylem Planı kapsamında hayata geçirilen yeni düzenleme, geri dönüşüm hedeflerinin gerçekliğini artırmayı amaçlıyor. Brüksel, üye ülkelerin bildirdiği geri dönüşüm oranlarının şişirilmiş olabileceğinden endişe ediyordu. Artık yalnızca AB tesislerinde işlenen plastikler hesaplamaya dahil edilecek. Bu değişiklik, özellikle İngiltere gibi AB dışı ülkelerden gelen plastik atıkların AB ülkelerinde geri dönüştürülmesini büyük ölçüde etkisiz kılıyor. İngiliz Plastik Federasyonu’na göre, 2023’te İngiltere’nin AB’ye plastik atık ihracatı 400 bin tona yaklaştı ve bunun önemli bir kısmı Almanya, Hollanda ve Belçika’daki tesislere gitti.
İngiliz geri dönüşümcüler, bu ihracatın sürdürülebilmesi için AB standartlarına uygun sertifikasyon almak zorunda kalacak. Ancak artan maliyetler ve bürokratik yük, küçük ve orta ölçekli firmaları piyasadan çıkmaya zorlayabilir. Sektör temsilcileri, AB’nin bu adımının aslında kendi geri dönüşüm endüstrisini korumak için bir “bölgeselleşme” politikası olduğunu belirtiyor. İngiltere’nin aynı zamanda Türkiye gibi diğer ülkelere plastik atık ihracatının da arttığı, ancak bu ülkelerdeki geri dönüşüm altyapısının denetim sorunları yaşadığı biliniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
AB’nin bu hamlesi, küresel atık ticaretinde yeni bir dönemin sinyallerini veriyor. Çin’in 2018’de plastik atık ithalatını yasaklamasının ardından Güneydoğu Asya ülkeleri de benzer kısıtlamalar getirmişti. Şimdi AB, kendi atığını kendi içinde yönetme eğilimini güçlendiriyor. Bu durum, gelişmekte olan ülkelerin atık ithalatına bağımlı geri dönüşüm sektörlerini olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, AB’nin bu politikası küresel plastik kirliliğiyle mücadelede olumlu bir adım olarak görülüyor; çünkü atıkların menşe ülkede işlenmesi, çevresel ayak izini azaltıyor ve denetimi kolaylaştırıyor. Ancak İngiltere gibi büyük atık üreticileri, kendi geri dönüşüm kapasitelerini artırmadıkça alternatif pazarlar bulmak zorunda kalacak. Brexit sonrası ticaret anlaşmaları kapsamında İngiltere’nin AB standartlarına uyumu zaten tartışmalıyken, bu yeni düzenleme iki taraf arasında yeni bir gerilim konusu yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda Avrupa’dan en fazla plastik atık ithal eden ülkelerden biri haline geldi. AB’nin kendi içinde geri dönüşümü teşvik eden bu politikası, Türkiye’ye yönelen atık akışını artırabilir. Ancak Türkiye’nin atık yönetimi altyapısı ve çevresel denetim kapasitesi, bu artışı sürdürülebilir kılacak düzeyde değil. Ayrıca AB, ithal edilen atıkların geri dönüşüm süreçlerine dair daha sıkı kurallar getirebilir; bu da Türk ihracatçılar için ek maliyet anlamına gelir. Türkiye’nin kendi geri dönüşüm tesislerini modernize etmesi ve AB standartlarına uyum sağlaması, hem çevresel hem de ekonomik açıdan kritik önem taşıyor.