Petrol fiyatları, 15 Temmuz itibarıyla üç günlük yükseliş serisini zorlukla korurken, ABD'nin İran'a yönelik yeni hava saldırıları ve Amerikan dizel stoklarındaki belirgin artış piyasalarda dengeleri değiştirdi. ABD Savunma Bakanlığı, geçtiğimiz hafta sonu Basra Körfezi ve Umman Denizi'nde ticari gemilere yönelik bir dizi saldırının ardından İran Devrim Muhafızları'na ait hedeflere hassas grevler düzenlediğini açıkladı. Bu gelişme, Orta Doğu'da tırmanan gerilimin küresel enerji arz güvenliği üzerindeki etkilerini yeniden gündeme taşıdı. Brent petrolün varil fiyatı 85 doların hemen altında seyrederken, ABD ham petrolü (WTI) 82 dolar seviyesinde işlem gördü.
Artan Jeopolitik Riskler ve Stok Verileri
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), son operasyonlarda İran'a ait insansız hava araçları ve kıyı savunma sistemlerinin vurulduğunu duyurdu. Bu saldırılar, İran'ın dolaylı olarak sorumlu tutulduğu ve son 72 saat içinde üç ticari gemiyi hedef alan saldırılara misilleme niteliği taşıyor. Öte yandan, ABD Enerji Bilgi İdaresi (EIA) verilerine göre, ülke genelinde dizel stokları bir önceki haftaya kıyasla 2,5 milyon varil arttı. Bu artış, rafineri faaliyetlerindeki canlanma ve talepteki yavaşlamaya bağlanıyor. Stok fazlası, fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluştursa da jeopolitik risk primleri bu baskıyı dengeledi. Analistler, piyasanın şu anda iki zıt güç arasında sıkıştığını belirtiyor: bir yanda OPEC+ üretim kesintileri ve artan jeopolitik belirsizlikler, diğer yanda zayıflayan küresel talep beklentileri.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran-ABD arasındaki bu yeni gerginlik, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğine ilişkin endişeleri yeniden canlandırdı. Dünya ham petrolünün yaklaşık beşte biri bu stratejik su yolundan geçiyor. İran daha önce boğazı kapatmakla tehdit etmişti, ancak şu ana kadar doğrudan bir müdahalede bulunmadı. Askeri tırmanış, Suudi Arabistan ve BAE gibi bölgesel üreticileri de tedirgin ederken, Çin ve Hindistan gibi büyük alıcılar alternatif tedarik yolları arayışını hızlandırdı. Avrupa ise Rusya'ya yönelik yaptırımların ardından enerji çeşitliliği arayışında olan bir dönemde, Orta Doğu'daki istikrarsızlığın doğrudan etkisi altında. Uzmanlar, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine devam etmesi ve nükleer müzakerelerin durma noktasında olmasının, bölgedeki kırılganlığı artırdığına dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Petrol fiyatlarındaki bu dalgalanma, Türkiye'nin enerji ithalat faturasını doğrudan etkiliyor. Türkiye, petrol ihtiyacının büyük bölümünü Irak, Rusya ve İran'dan karşılıyor; İran'a yönelik ABD yaptırımları ise Türkiye'yi alternatif kaynaklara yönelmeye itiyor. Basra Körfezi'ndeki gerginlik, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki enerji merkezi olma hedefleri açısından hem risk hem de fırsat barındırıyor. Türkiye'nin kendi sismik araştırmaları ve sondaj faaliyetleri, uluslararası piyasalardaki arz kesintilerine karşı bir tampon görevi görebilir. Ancak kısa vadede, yüksek enerji fiyatları cari açık ve enflasyon üzerinde baskı yaratmaya devam edecek. Ankara, hem Tahran hem de Washington ile dengeli bir diplomasi yürüterek, bu gerilimden en az zararla çıkmayı hedefliyor.