Pekin merkezli bir düşünce kuruluşunda görevli Çinli akademisyen, Amerika Birleşik Devletleri’nin göreceli olarak gerileme sürecinde olduğunu ancak bu durumun Washington’un uluslararası sistemdeki liderlik rolünün sona ereceği anlamına gelmediğini belirtti. Yorumcu, ABD’nin hâlâ “gerileyen bir hegemon” olduğuna dikkat çekerek, ülkenin askeri, ekonomik ve teknolojik kapasitesinin küçümsenmesinin “ölümcül bir stratejik hata” olacağını vurguladı. Açıklamalar, Çin’in artan küresel etkisine rağmen ABD’nin pozisyonunun sorgulandığı bir dönemde geldi.
Gelişmenin arka planı
Son yıllarda ABD’nin düşüşte olduğu tezi uluslararası ilişkiler literatüründe sıkça tartışılıyor. Özellikle Çin’in ekonomik büyümesi, Asya’da artan askeri varlığı ve teknoloji alanındaki atılımları, Washington’un Soğuk Savaş sonrası tek kutuplu düzeninin sona erdiği yorumlarına yol açıyor. Ancak Çinli yorumcu, ABD’nin askeri harcamalarının küresel toplamın üçte birini oluşturduğunu, doların hâlâ rezerv para birimi olarak baskın olduğunu ve ABD’nin inovasyon ekosisteminin dünyanın en güçlüleri arasında yer aldığını hatırlattı. Ayrıca, ABD’nin müttefik ağının –NATO, Japonya, Güney Kore, Avustralya– Çin’in sahip olduğu diplomatik araçlardan çok daha kapsamlı olduğu belirtildi.
Yorumcu, ABD’nin gerilemesinin doğrusal olmadığını, zaman zaman hızlı düşüş dönemlerinin ardından toparlanmalar yaşanabileceğini ifade etti. Çin’in son kırk yılda kaydettiği muazzam ilerlemeye rağmen, kişi başına gelir, teknolojik derinlik ve küresel etki açısından hâlâ ABD’nin gerisinde olduğu vurgulandı. Bu nedenle, Pekin’in Washington’u hafife almak yerine, ABD’nin güçlü yönlerini dikkate alarak strateji geliştirmesi gerektiği savunuldu.
Bölgesel ve küresel boyut
Çinli yorumcunun bu uyarısı, iki süper güç arasındaki rekabetin tırmandığı bir döneme denk geliyor. Tayvan, Güney Çin Denizi ve teknoloji savaşı gibi konularda tansiyon yüksek. ABD’nin Çin’e yönelik çip ambargoları ve “küçük bahçe, yüksek çit” stratejisi, Pekin’in teknoloji bağımsızlığı hedeflerini hızlandırdı. Ancak yorumcu, ABD’nin bu alanlardaki kapasitesinin altının çizilmesi gerektiğini, aksi takdirde Çin’in aşırı özgüvenle büyük stratejik hatalar yapabileceğini ima etti. Küresel düzeyde, ABD’nin düşüşü tezi sadece Çin’de değil, Avrupa ve gelişmekte olan ülkelerde de tartışılıyor. Özellikle Ukrayna savaşı sonrası ABD’nin askeri ve siyasi liderliğinin sorgulanması, bu tezi güçlendiren unsurlar arasında. Ancak yorumcuya göre, ABD’nin gerilemesi hızlı bir çöküş değil, kademeli bir güç kaybı süreci ve bu süreç onlarca yıl alabilir. Bu süre zarfında ABD’nin uluslararası kurumlardaki etkisi, askeri üstünlüğü ve müttefik sistemi büyük ölçüde korunacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu analiz, Türkiye’nin dış politikasında ABD-Çin rekabetine dair dengeli bir yaklaşımın önemini vurguluyor. Türkiye, hem NATO üyesi olarak ABD ile müttefiklik ilişkisini sürdürmekte, hem de Çin ile Asya merkezli ekonomik ve diplomatik bağlarını derinleştirmektedir. ABD’nin “gerileyen hegemon” olarak tanımlanması, Ankara’nın stratejik otonomi arayışında alternatif ittifaklara yönelmesini meşrulaştırabilir. Ancak Çinli yorumcunun uyarısı, ABD’nin kapasitesinin hafife alınmaması gerektiğini gösteriyor. Türkiye, bu rekabetten en az zararla çıkmak için hem Washington hem Pekin ile pragmatik ilişkiler geliştirmeli, savunma sanayiinde yerelleşme ve teknolojik bağımsızlık hedeflerini korumalıdır.