Bir ABD'li yetkili, İsrail ile Lübnan arasında devam eden diplomatik görüşmelerin 'verimli' olduğunu ve iki tarafın da diyaloğu sürdürme konusunda istekli olduğunu açıkladı. Middle East Eye'da yer alan habere göre, görüşmelerin odak noktası, uzun süredir gergin olan İsrail-Lübnan sınırındaki durumun istikrara kavuşturulması ve olası bir çatışmanın önlenmesi olarak belirtiliyor. ABD'nin arabuluculuk rolü üstlendiği müzakerelerde, tarafların yapıcı bir tutum sergilediği ve anlaşmazlıkların diplomasi yoluyla çözülmesi için ortak bir irade ortaya koyduğu ifade ediliyor. Yetkili, isminin açıklanmasını istemeyerek yaptığı açıklamada, görüşmelerin henüz başlangıç aşamasında olduğunu ancak somut ilerleme kaydedildiğini söyledi. Görüşmelerin perde arkasında, özellikle sınır ihlalleri ve deniz yetki alanları gibi hassas konuların ele alındığı belirtiliyor.
Gelişmenin arka planı: Yıllardır süren gerilim
İsrail ile Lübnan arasındaki ilişkiler, 1948'den bu yana düşmanca bir seyir izliyor. İki ülke arasında resmi bir diplomatik ilişki bulunmazken, sınır bölgelerinde zaman zaman çatışmalar yaşanıyor. Özellikle Hizbullah'ın Lübnan'da siyasi ve askeri bir güç olarak varlığı, İsrail için en büyük güvenlik tehditlerinden birini oluşturuyor. Son yıllarda, Doğu Akdeniz'deki doğalgaz kaynaklarının keşfiyle birlikte deniz yetki alanları konusu da tansiyonu artırdı. 2022 yılında ABD arabuluculuğunda imzalanan deniz sınırı anlaşması, taraflar arasında nadir görülen bir uzlaşma örneği olarak kayıtlara geçmişti. Ancak kara sınırındaki anlaşmazlıklar ve Hizbullah'ın askeri kapasitesi, iki ülke arasında tam bir normalleşmeyi engelliyor. Görüşmelerde, bu kronik sorunların ele alındığı ve güven artırıcı önlemler üzerinde durulduğu belirtiliyor. ABD'nin bu süreçteki aktif rolü, bölgede istikrarı koruma çabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Görüşmelerin perde arkasında, özellikle 2006 Lübnan Savaşı'ndan bu yana yürürlükte olan ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararının tam olarak uygulanması hedefleniyor. Bu karar, Litani Nehri'nin güneyinde Hizbullah dışındaki silahlı grupların varlığını yasaklıyor. Ancak kararın uygulanmasında eksiklikler olduğu biliniyor. ABD'li yetkili, görüşmelerde bu eksikliklerin giderilmesi için somut adımların atılması gerektiğinin vurgulandığını söyledi.
Bölgesel ve küresel boyut: Ortadoğu'da dengeler
İsrail-Lübnan görüşmeleri, sadece iki ülke arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda bölgesel güç dengelerini de yakından ilgilendiriyor. İran'ın en önemli müttefiki olan Hizbullah'ın Lübnan'daki varlığı, İsrail-İran geriliminin bir yansıması olarak görülüyor. Bu nedenle, İsrail ile Lübnan arasındaki herhangi bir yakınlaşma, İran'ın bölgedeki etkisini sınırlama potansiyeli taşıyor. ABD'nin bu görüşmelere arabuluculuk yapması, İran'ı çevreleme stratejisinin bir parçası olarak yorumlanıyor. Öte yandan, Suudi Arabistan gibi Körfez ülkeleri de Lübnan'ın istikrara kavuşmasını destekliyor. Lübnan'ın uzun süredir devam eden ekonomik krizi, siyasi çalkantılar ve yolsuzlukla mücadele gibi iç sorunları, dış politika alanında atılacak adımları sınırlıyor. Görüşmelerin bu iç krizlerin çözümüne de katkı sağlaması bekleniyor.
Küresel ölçekte ise, Rusya-Ukrayna savaşı ve Çin-ABD rekabeti gibi gelişmeler Ortadoğu'yu ikinci planda bırakmış olsa da, bölgedeki istikrarsızlık enerji piyasaları ve uluslararası güvenlik açısından kritik önem taşıyor. Doğu Akdeniz'deki doğalgaz rezervlerinin Avrupa'nın enerji arz güvenliğine katkı sağlaması potansiyeli, İsrail-Lübnan deniz sınırı anlaşmazlığını uluslararası bir mesele haline getiriyor. ABD'nin bu alandaki arabuluculuk çabaları, kendi enerji şirketlerinin bölgedeki çıkarlarını koruma amacı da taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-Lübnan görüşmelerini, Doğu Akdeniz'deki doğalgaz arama faaliyetleri ve bölgesel güvenlik dengeleri açısından yakından takip ediyor. Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hak iddiaları, İsrail ve Lübnan arasındaki deniz sınırı anlaşmasının bulunduğu bölgeyi de kapsıyor. İki ülke arasında varılacak bir anlaşma, Türkiye'nin deniz yetki alanlarına ilişkin pozisyonunu dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, Hizbullah'ın Lübnan'daki rolü, Türkiye'nin İran ile rekabet ettiği Suriye ve Irak sahalarında da denklemleri etkiliyor. Türkiye, Lübnan'daki siyasi istikrarı desteklemekle birlikte, Hizbullah'ın askeri kanadına yönelik endişelerini koruyor. Diplomatik normalleşme sürecinin bölgesel barışa katkı sağlaması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki çıkarları için olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Ancak sürecin İran etkisini artırması durumunda, Türkiye'nin ittifaklarını gözden geçirmesi gerekebilir.