ABD'de Cumhuriyetçi bir senatör, kahve zinciri Starbucks'ı Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde iş yapmaya devam ettiği için 'ahlaki açıdan iflas etmiş' olmakla suçladı ve şirkete bölgedeki mağazalarını kapatma çağrısı yaptı. Çin Dışişleri Bakanlığı ise bölgedeki baskı iddialarını 'apaçık yalanlar' olarak nitelendirdi.
Senatörün suçlamaları ve talepleri
ABD Senatosu'nda Cumhuriyetçi Parti'den bir senatör, geçtiğimiz günlerde yaptığı yazılı açıklamada Starbucks'ın Sincan'daki varlığını hedef aldı. Senatör, şirketin buradaki mağazalarının 'zorla çalıştırma ve insan hakları ihlalleriyle lekelenmiş' bir bölgede faaliyet gösterdiğini öne sürerek, yönetim kurulunu mağazaları kapatmaya davet etti. Açıklamada, Starbucks'ın Çin'deki genişleme stratejisinin şirketin 'ahlaki değerlerini iki yüzlü hale getirdiği' ifade edildi.
Senatör ayrıca, ABD'li şirketlerin Sincan'da iş yapmasının 'Amerikan değerleriyle bağdaşmadığını' savunarak, Kongre'nin bu tür şirketlere yönelik yaptırım mekanizmalarını güçlendirmesi gerektiğini belirtti. Starbucks yönetiminden konuya ilişkin henüz resmi bir yanıt gelmedi.
Çin'den sert yanıt: 'Apaçık yalanlar'
Pekin yönetimi, Sincan'daki duruma ilişkin uluslararası eleştirileri reddetmeye devam ediyor. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, konuyla ilgili soru üzerine yaptığı açıklamada, bölgede 'soykırım' veya 'zorla çalıştırma' olduğu iddialarını 'apaçık yalanlar' olarak tanımladı. Sözcü, Sincan'da istihdamın gönüllülük esasına dayandığını ve tüm etnik grupların eşit haklara sahip olduğunu savundu.
Çin hükümeti, son yıllarda özellikle ABD'li şirketleri hedef alan yasalar çıkararak, ülke dışı yaptırımlara karşı önlemler almış durumda. Bu kapsamda, Sincan ile ilgili yanlış beyanda bulunan şirketlere yönelik ticari kısıtlamalar getirilebiliyor. Pekin, ABD'nin Sincan kaynaklı ürünlere yönelik ithalat yasağını da 'haksız ve tek taraflı' olarak değerlendiriyor.
Uluslararası boyut ve şirketler üzerindeki baskı
ABD'de 2021'de yürürlüğe giren Uygur Zorla Çalıştırmayı Önleme Yasası (UFLPA), Sincan'da üretilen pamuk, tekstil ve güneş paneli gibi ürünlerin ABD'ye ithalatını yasaklıyor. Bu yasa, birçok küresel markanın tedarik zincirini Sincan'dan çekmesine yol açtı. Ancak Starbucks gibi doğrudan perakende satış yapan şirketler, bölgedeki mağazaları üzerinden hedef alınıyor.
Senatörün çağrısı, ABD-Çin ilişkilerinde insan hakları temelli gerilimin bir yansıması olarak görülüyor. Son dönemde Kongre'de her iki partiden de Çin'e yönelik sert söylemler artmış durumda. Starbucks ise Çin pazarında hızlı büyüme kaydeden şirketlerden biri; ülkede binlerce mağazası bulunuyor ve bu pazar şirketin en büyük ikinci pazarı konumunda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Starbucks'a yönelik çağrı, ABD-Çin rekabetinin insan hakları boyutunu gözler önüne seriyor. Türkiye, hem ABD hem de Çin ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini dengede tutmaya çalışıyor. Sincan'daki Türk soydaş topluluklara yönelik hassasiyet, Türk kamuoyunda zaman zaman gündeme geliyor. Ancak Ankara, Pekin ile ticari bağlarını koparmadan insan hakları endişelerini dile getirme politikası izliyor. Bu tür baskılar, Türk şirketlerinin Sincan kaynaklı tedarik zincirlerinde dikkatli olmasını gerektirebilir; zira ABD yasaları, dolaylı yoldan Türk ihracatçılarını da etkileyebilir. Ayrıca, jeopolitik gerilimin tırmanması, Türkiye'nin Orta Asya ve Çin ile olan Kuşak-Yol projelerinde risk oluşturabilir.