Eski Ulusal Güvenlik Konseyi üyeleri Andrea Kendall-Taylor ve Richard Fontaine, Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore'nin oluşturduğu ve “altüst olma ekseni” olarak adlandırdıkları grubun işbirliğini giderek derinleştirdiğini, bu durumun küresel istikrar açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtti. Analistler, Washington'ın ise kendi ortaklarıyla yaşadığı sürtüşmelerin bu eksenin işini kolaylaştırdığını vurguluyor. İki isim, bu dört ülkenin ortak askeri, ekonomik ve teknolojik adımlarının Batı ittifak sistemine meydan okuduğunu savunuyor.
“Altüst olma ekseni” nedir?
Kendall-Taylor ve Fontaine, “altüst olma ekseni” kavramını ilk olarak 2023 yılında Foreign Affairs dergisinde kaleme aldıkları bir makalede ortaya atmıştı. Bu kavram, liberal uluslararası düzeni yıkmayı amaçlayan revizyonist güçlerin gayriresmi bir koalisyonunu tanımlamak için kullanılıyor. Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore, farklı motivasyonlara ve yönetim biçimlerine sahip olsalar da, ABD liderliğindeki düzene karşı ortak bir hoşnutsuzlukta birleşiyorlar. Analistler, bu ülkelerin son dönemde askeri tatbikatlar, silah teknolojisi transferleri ve ekonomik işbirliği anlaşmalarıyla bağlarını güçlendirdiğine dikkat çekiyor. Özellikle Kuzey Kore'nin Rusya'ya mühimmat sağlaması, İran'ın Rusya'ya insansız hava aracı tedariki ve Çin'in Rusya'ya yönelik ekonomik desteği, bu eksenin somut örnekleri olarak gösteriliyor.
Uzmanlar, bu ittifakın sadece bir söylemden ibaret olmadığını, somut eylemlere dönüştüğünü vurguluyor. Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik savaşı, bu eksenin ilk büyük sınavı oldu. Çin, Rusya'ya yönelik Batı yaptırımlarını delmeye yardımcı olurken, İran ve Kuzey Kore askeri destek sağladı. Bu işbirliği, Batı'nın yaptırım rejimlerinin etkinliğini sorgulatıyor. Ayrıca, bu ülkeler arasındaki teknoloji paylaşımı, özellikle hipersonik füzeler, siber yetenekler ve uzay teknolojileri alanında endişe verici boyutlara ulaşmış durumda.
Washington'ın kendi ortaklarıyla yaşadığı sürtüşmeler
Kendall-Taylor ve Fontaine, ABD'nin son yıllarda geleneksel müttefikleriyle ticaret, savunma harcamaları ve dış politika öncelikleri konusunda artan anlaşmazlıklar yaşadığını belirtiyor. Özellikle Avrupa ülkeleriyle ticaret savaşları, NATO içinde savunma harcamaları konusundaki tartışmalar ve Asya-Pasifik'teki müttefiklerin güvenlik endişeleri, Washington'ın ittifak yönetiminde zorluklar yaşamasına yol açıyor. Analistler, bu durumun “altüst olma ekseni” ülkelerinin elini güçlendirdiğini, çünkü Batı ittifakındaki çatlakların onların işbirliğini daha da teşvik ettiğini savunuyor. ABD'nin özellikle son dönemde uyguladığı tek taraflı yaptırımlar ve ticaret politikaları, bazı ortaklarını alternatif arayışlara itebiliyor. Örneğin, Avrupa ülkeleri enerji güvenliği konusunda Rusya'ya bağımlılıklarını azaltmaya çalışırken, ABD'nin sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatındaki fiyat politikaları tartışmalara neden oluyor.
Ayrıca, ABD'nin Çin'e yönelik teknoloji yaptırımları, küresel tedarik zincirlerinde dalgalanmalara yol açarak müttefikler arasında rahatsızlık yaratıyor. Bazı Avrupa ve Asya ülkeleri, ABD'nin çip ihracatına getirdiği kısıtlamaların kendi ekonomilerine zarar verdiğini düşünüyor. Bu tür sürtüşmeler, “altüst olma ekseni”nin kendi aralarındaki bağları güçlendirmesi için bir fırsat penceresi oluşturuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore arasındaki işbirliğinin derinleşmesi, küresel güç dengelerini etkiliyor. Bu dörtlü, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde veto yetkilerini kullanarak Batı'nın girişimlerini engelleyebiliyor. Özellikle Kuzey Kore'nin nükleer programı ve İran'ın nükleer faaliyetleri konusunda uluslararası toplumun bölünmüşlüğü, bu ülkelerin elini rahatlatıyor. Çin'in arabuluculuk girişimleri, Suudi Arabistan-İran yakınlaşması gibi adımlar, bölgesel düzenin yeniden şekillenmesinde etkili oluyor. Analistler, bu eksenin gelecekte daha da genişleyebileceğini, Venezuela, Suriye gibi ülkelerin de bu yapıya dahil olabileceğini öngörüyor. Ancak, bu ülkeler arasında da rekabet ve güvensizlik olduğu unutulmamalı. Örneğin, Çin ile Rusya arasında Orta Asya'da nüfuz mücadelesi yaşanıyor. Yine de ortak düşman algısı, bu farklılıkları şimdilik geri planda tutuyor.
Batı'nın bu eksene karşı birleşik bir strateji geliştirememesi, analistlerin en büyük endişesi. ABD'nin öncülüğünde transatlantik ittifakın güçlendirilmesi, teknoloji kontrollerinin etkinleştirilmesi ve ortaklarla ticaret anlaşmazlıklarının giderilmesi gerektiği vurgulanıyor. Aksi halde, “altüst olma ekseni”nin küresel sistemi dönüştürme kapasitesi artacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore'nin oluşturduğu “altüst olma ekseni”nin doğrudan bir parçası değil; ancak bu eksenin faaliyetleri Türk dış politikası ve güvenliği açısından önemli sonuçlar doğuruyor. Türkiye, Batı ittifakı içinde kalarak Rusya ve İran ile dengeli ilişkiler yürütüyor. Özellikle Suriye, Libya ve Karabağ'da bu ülkelerle bazen işbirliği bazen rekabet halinde. ABD'nin müttefikleriyle yaşadığı sürtüşmeler, Türkiye'nin Batı içindeki konumunu etkileyebilir; Ankara, stratejik özerklik arayışında bu çatlaklardan yararlanabilir. Ancak, eksenin genişlemesi ve Batı'nın zayıflaması, Türkiye'nin çevresinde istikrarsızlığı artırabilir. Türkiye, savunma sanayii ve enerji güvenliği açısından çok yönlü diplomasisini sürdürmek zorunda.