GlobalMercek
Telegram
⚠ EDİTÖRYEL NOT

Bu platform, başta Batı medyası olmak üzere küresel ana akım haber kaynaklarını çeviri yoluyla Türk okuyucuya sunmaktadır. Amacımız bu haberlerin önemli bir bölümünün ne denli taraflı, çifte standartlı ve manipülatif olduğunu açığa çıkarmaktır. Batı medyasının kendi çıkarlarına göre şekillendirdiği bu içerikleri eleştirel bir bakışla okumanızı tavsiye ederiz.

DÜNYA GÜNDEMİ
Avrupa

AB'den göç politikasında sert dönüş: Sınırdışı ve yurt dışı merkezler

✍️ GlobalMercek 📖 3 dk okuma
AB'den göç politikasında sert dönüş: Sınırdışı ve yurt dışı merkezler
🇬🇧
📡 Batı Medyası
Kaynak perspektifi: İngiliz Liberal Medya
🇬🇧 İngiliz Liberal Medya
Çeviri Kaynağı
Co — Bu haber, Co'da yayımlanan haberin Türkçe çevirisidir.
Orijinal Habere Git

Avrupa Birliği (AB), düzensiz göçle mücadele kapsamında sınırdışı işlemlerini hızlandırmak ve sığınmacıları üçüncü ülkelerdeki merkezlere yerleştirmek için kapsamlı bir göç politikası reformu üzerinde anlaştı. 27 üye ülkenin içişleri bakanları, 10 Ekim 2024'te Lüksemburg'da gerçekleştirilen toplantıda, mevcut Dublin Sistemi'nin yerini alacak yeni düzenlemeleri onayladı. Reform, özellikle sınır geçişlerinde hızlı değerlendirme ve sınırdışı kararlarının uygulanmasını öngörüyor. Ayrıca, AB dışında, başta Kuzey Afrika ve Batı Balkanlar olmak üzere belirlenen ülkelerde "güvenli bölgeler" oluşturulması planlanıyor. Bu adım, AB'nin 2015'teki mülteci krizinden bu yana en kapsamlı göç hamlesi olarak değerlendiriliyor.

Reformun ayrıntıları ve tartışmalı noktalar

Yeni politikanın merkezinde, "sınır prosedürü" adı verilen bir mekanizma yer alıyor. Buna göre, AB sınırlarından geçmeye çalışan düzensiz göçmenler, başvuruları reddedilirse derhal sınırdışı edilecek. Ancak bu süreçte, sığınmacıların en fazla 12 hafta boyunca sınır bölgelerindeki kapalı merkezlerde tutulması öngörülüyor. İnsan hakları örgütleri, bu uygulamanın göçmenlerin temel haklarını ihlal ettiğini ve keyfi alıkonmalara yol açabileceğini belirtiyor. Diğer bir tartışmalı madde ise, AB dışındaki ülkelerle yapılacak anlaşmalar kapsamında sığınmacıların bu ülkelere gönderilmesi. İtalya'nın Arnavutluk, Birleşik Krallık'ın Ruanda ile imzaladığı benzer anlaşmalar emsal teşkil ediyor. AB Komisyonu, bu modelin yaygınlaştırılması için üye ülkelere mali destek sağlayacak. Öte yandan, reformun finansmanı da tartışma konusu. Her yıl yaklaşık 2 milyar avro ek kaynak ayrılması planlanırken, bu bütçenin bir kısmının sınır güvenliği ve sınırdışı operasyonlarına harcanması öngörülüyor.

Almanya ve Fransa gibi büyük ülkeler reformu desteklerken, Macaristan ve Polonya gibi ülkeler daha da sert önlemler talep ediyor. Özellikle Macaristan Başbakanı Viktor Orban, sığınmacıların tamamen AB dışına gönderilmesini savunuyor. Buna karşılık, bazı üye ülkeler insan hakları endişeleri nedeniyle çekimser kaldı. Reformun yasalaşması için Avrupa Parlamentosu'nun onayı gerekiyor; ancak parlamentodaki siyasi gruplar arasında da görüş ayrılıkları bulunuyor. Sosyal Demokratlar ve Yeşiller, önerilen merkezlerin etik olmadığını savunurken, merkez sağ partiler daha etkin bir göç kontrolü çağrısı yapıyor.

Bölgesel ve küresel boyut

AB'nin bu yeni politikası, sadece kıta içinde değil, küresel çapta da yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), üçüncü ülkelerde kurulacak merkezlerin mültecilerin korunmasına ilişkin uluslararası hukuku zayıflatabileceği uyarısında bulundu. Özellikle Libya ve Tunus gibi ülkelerle yapılması planlanan anlaşmalar, bu ülkelerdeki insan hakları ihlalleri nedeniyle eleştiriliyor. Öte yandan, AB'nin bu hamlesi, diğer gelişmiş ülkeler için de bir model oluşturabilir. ABD'de Biden yönetimi, benzer bir “üçüncü ülke güvenliği” konseptini Orta Amerika ülkeleriyle tartışıyor. Avustralya ise yıllardır sığınmacıları Nauru ve Papua Yeni Gine'deki merkezlere gönderiyor. Bu politika, insan hakları örgütleri tarafından “mülteci ticareti” olarak nitelendirilirken, AB yetkilileri yasal çerçeveye uygun olduğunu savunuyor.

Akdeniz'deki göç rotası üzerindeki baskı da reformun aciliyetini artırıyor. İtalya'nın Lampedusa Adası'na 2023'te 150 binden fazla düzensiz göçmenin ulaşması, AB'yi harekete geçmeye zorladı. Yeni politika, bu tür yoğunlukları önlemek için sınır öncesi kontrolleri ve deniz operasyonlarını da içeriyor. Ancak eleştirmenler, bu önlemlerin göçü engellemek yerine yalnızca rotaları değiştireceğini, daha tehlikeli geçişlere yol açacağını belirtiyor.

Türkiye Açısından Değerlendirme

AB'nin bu reformu, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, 2016'daki Göç Mutabakatı kapsamında AB'ye geçişleri büyük ölçüde engellemiş, karşılığında mali yardım almıştı. Ancak AB'nin yeni politikası, üçüncü ülkelerde merkezler kurarak Türkiye'nin elini zayıflatabilir. Türkiye, Suriyeli mültecilerin geri gönderilmesi için AB ile işbirliğini sürdürürken, yeni merkezlerin Türkiye'de de kurulması gündeme gelebilir. Bu durum, Türkiye'nin iç siyasetinde hassas bir konu olan mülteci meselesini yeniden alevlendirebilir. Ayrıca, AB'nin sınırdışıları artırması, Türkiye üzerinden Avrupa'ya geçmeye çalışan düzensiz göçmen sayısını etkileyebilir. Türkiye'nin, AB ile ilişkilerinde bu yeni politikayı yakından takip etmesi ve kendi çıkarları doğrultusunda pazarlık yapması bekleniyor.

Etiketler:
ABgöç politikasısınırdışımülteci merkezleriAvrupa BirliğiTürkiye

İlgili Haberler

Macaristan, Ukrayna’nın AB üyelik sürecindeki 17 aylık vetosunu kaldırdı
Avrupa

Macaristan, Ukrayna’nın AB üyelik sürecindeki 17 aylık vetosunu kaldırdı

5 dk önce

Avrupa'da Bugün: 4 Haziran 2026 Sabah Bülteni
Avrupa

Avrupa'da Bugün: 4 Haziran 2026 Sabah Bülteni

16 dk önce

İngiltere'de koruma altındaki gençler için yeni umut: 'Sevgiyle kucaklandım
Avrupa

İngiltere'de koruma altındaki gençler için yeni umut: 'Sevgiyle kucaklandım

29 dk önce

Arnavutluk'ta Trump ailesine bağlı otel projesine protesto büyüyor
Avrupa

Arnavutluk'ta Trump ailesine bağlı otel projesine protesto büyüyor

32 dk önce