ABD Kongresi’nde iki partili bir grup milletvekili, Sağlık ve İnsani Hizmetler Bakanlığı (HHS) Sekreteri Robert F. Kennedy Jr.’a hitaben yazdıkları mektupta, tıbbi yardımlı intihar uygulamalarında savunmasız grupların ayrımcılığa uğramasını engellemek amacıyla darülacezeler için yeni federal izleme kuralları oluşturulmasını talep etti. Perşembe günü gönderilen mektup, özellikle düşük gelirli bireyler, engelliler, yaşlılar ve etnik azınlıkların, ötenazi veya doktor yardımlı intihar olarak da bilinen uygulamalarda eşitsiz muameleye maruz kalabileceği endişesini dile getiriyor. Vekiller, mevcut eyalet düzeyindeki düzenlemelerin yetersiz kaldığını ve federal hükümetin bu alanda aktif bir gözetim rolü üstlenmesi gerektiğini vurguluyor.
Arka plan: Tıbbi yardımlı intiharın hukuki durumu
Tıbbi yardımlı intihar (physician-assisted suicide), şu anda ABD’de 10 eyalet ile Columbia Bölgesi’nde yasal. Bu eyaletler arasında Oregon, Washington, Kaliforniya, Vermont, Montana, Colorado, Hawaii, New Jersey, Maine ve New Mexico bulunuyor. Yasal prosedür genellikle, ölümcül hastalığı olan ve altı aydan az ömrü kaldığı tespit edilen yetişkin hastaların, bir doktor reçetesiyle ölümcül dozda ilaç almasına izin veriyor. Ancak uygulamanın savunucuları, hastaların acı çekmeden onurlu bir ölüm hakkı olduğunu savunurken, karşıtları özellikle engelli hakları örgütleri ve etnik azınlık grupları, sistemin kötüye kullanıma açık olduğunu ve düşük gelirli veya azınlık hastaların, yeterli palyatif bakım alamadıkları için ötenaziye yönlendirildiğini iddia ediyor. Mektupta imzası bulunan vekillerden Demokrat Temsilci Debbie Dingell (Michigan) ve Cumhuriyetçi Temsilci Tom Cole (Oklahoma), darülaceze ve palyatif bakım merkezlerinde ırk, gelir düzeyi ve engellilik durumuna göre farklı uygulamaların raporlandığını belirterek HHS’den bu konuda veri toplamasını ve şeffaflık sağlamasını istedi.
Bölgesel ve ulusal boyut: Eyaletler arası farklılıklar ve federal müdahale
ABD’de sağlık politikaları büyük ölçüde eyaletlerin yetkisinde olsa da, federal hükümet Medicare ve Medicaid gibi programlar aracılığıyla darülaceze hizmetlerini finanse ediyor ve düzenliyor. Mektup, HHS’nin bu yetkisini kullanarak darülacezelerde tıbbi yardımlı intihar uygulamalarını izlemesi ve ayrımcılık vakalarını raporlaması gerektiğini savunuyor. Özellikle, engelli bireylerin yaşam kalitesinin düşük olduğu varsayımıyla ötenaziye yönlendirilmesi, engelli hakları savunucuları tarafından uzun süredir eleştiriliyor. Ulusal Engellilik Konseyi’nin 2023 tarihli bir raporu, tıbbi yardımlı intihar yasalarının engelli bireyler üzerinde orantısız bir baskı oluşturduğunu ve bazı eyaletlerde bu grubun ötenazi oranlarının genel nüfusa göre daha yüksek olduğunu ortaya koymuştu. Mektupta ayrıca, düşük gelirli hastaların palyatif bakıma erişiminin kısıtlı olması nedeniyle ötenaziyi bir alternatif olarak görmeye zorlandığı uyarısı yapılıyor. HHS’nin konuyla ilgili bir çalışma başlatması ve 180 gün içinde Kongre’ye rapor sunması talep ediliyor. Uzmanlar, federal müdahalenin eyaletlerin yasama yetkisine doğrudan müdahale anlamına gelmeyeceğini, ancak veri toplama ve farkındalık yaratma açısından önemli bir adım olacağını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, küresel çapta ötenazi ve tıbbi yardımlı intihar tartışmalarının yeniden alevlenmesine neden olabilir. Türkiye’de ötenazi yasal değil ve kamuoyunda bu konuda derin ahlaki ve dini tartışmalar sürüyor. ABD’deki bu federal girişim, özellikle engelli hakları ve sağlıkta eşitlik bağlamında uluslararası normları etkileyebilir; Türkiye’nin de palyatif bakım politikalarını geliştirirken bu tür ayrımcılık risklerini göz önünde bulundurması gerektiğini gösteriyor. Doğrudan bir dış politika yansıması olmasa da, küresel sağlık politikalarındaki bu eğilim, Türkiye’nin sağlık alanındaki mevzuat çalışmalarında referans olarak değerlendirilebilir.