ABD Yüksek Mahkemesi, Trump yönetiminin Sosyal Güvenlik verilerini kullanarak seçmen kayıtlarında vatandaşlık kontrolü yapma girişimini onadı. Karar, seçmen listelerinin temizlenmesi ve azınlık seçmenlerin baskılanması endişelerini beraberinde getirdi. Yönetim, bu verilerin oy kullanan yabancı uyrukluları tespit etmeye yardımcı olacağını savunuyor.
Kararın Arka Planı
Yüksek Mahkeme'nin bu kararı, 2018 yılında başlayan bir hukuk mücadelesinin sonucu. Trump yönetimi, Seçim Yardım Komisyonu'na (EAC) vatandaşlık sorusunu eklemek istemiş, ancak alt mahkemeler bunu engellemişti. Şimdi ise yönetim, Sosyal Güvenlik İdaresi verilerini kullanarak seçmen listelerini kontrol etme yetkisi elde etti. Karar, federal mahkemelerin yönetimin veri paylaşımını engelleme çabalarını reddetmesiyle geldi.
Yönetim, Sosyal Güvenlik verilerinin, ölüm kayıtları ve vatandaşlık durumu hakkında bilgi içerdiğini, bunun da seçmen listelerindeki yabancı uyrukluları tespit etmeye yardımcı olacağını belirtiyor. Ancak eleştirmenler, bu verilerin hatalı veya eksik olabileceğini, dolayısıyla yasal seçmenlerin yanlışlıkla listeden çıkarılabileceğini vurguluyor.
Demokratlar ve sivil toplum kuruluşları, kararın özellikle azınlık ve düşük gelirli seçmenleri hedef alacağını, çünkü bu grupların Sosyal Güvenlik kayıtlarında daha fazla tutarsızlık bulunabileceğini savunuyor. Ayrıca, seçmen temizliği uygulamalarının geçmişte Ohio gibi eyaletlerde binlerce kişinin kaydının silinmesine yol açtığı biliniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki bu gelişme, dünya genelinde seçim güvenliği ve demokrasi tartışmalarını yeniden alevlendirebilir. Birçok ülke, ABD'nin seçim uygulamalarını yakından takip ediyor. Özellikle otoriter eğilimli rejimler, bu tür uygulamaları kendi seçmenlerini baskılamak için örnek alabilir. Ayrıca, ABD'nin uluslararası alanda demokrasi savunucusu imajı zedelenebilir.
Karar, 2020 seçimlerine giden süreçte kritik bir önem taşıyor. Trump yönetimi, seçim güvenliğini gerekçe göstererek seçmen listelerini sıkılaştırma çabalarını hızlandırabilir. Bu durum, seçim sonuçlarına ilişkin itirazları ve hukuki mücadeleleri artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu karar, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de, küresel demokrasi standartları açısından önemli bir emsal teşkil ediyor. Türkiye, kendi seçim sisteminde benzer veri paylaşımı uygulamalarını gündeme getirebilir. Ayrıca, ABD'deki seçmen temizliği tartışmaları, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde demokrasi ve insan hakları boyutunu yeniden öne çıkarabilir. Türk dış politikası açısından, ABD'nin iç siyasi dinamikleri, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı dolaylı olarak etkileyebilir. Özellikle savunma ve ekonomi alanındaki işbirliği, ABD'deki siyasi istikrarsızlıktan etkilenebilir.