WASHINGTON — ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump yönetiminin yüz binlerce Suriyeli ve Haitili göçmeni sınır dışı edilebilir hale getiren geçici koruma statüsünü (TPS) sonlandırmasının önündeki son engeli de kaldırdı. 25 Haziran 2020 Perşembe günü alınan karar, Trump'ın göçmen karşıtı sert politikalarına bir başka hukuki zafer daha kazandırdı. Mahkeme, TPS sahiplerinin statülerini kaybetmeleri durumunda ABD'de kalmalarına izin verilmesini öngören alt mahkeme kararını geçersiz kıldı. Bu kararla birlikte, yaklaşık 300 bin Haitili ve 60 bin Suriyelinin koruma statüsü sona erebilecek.
Kararın arka planı ve hukuki süreç
Geçici Koruma Statüsü (TPS), ABD'ye ülkelerindeki doğal afet, savaş veya olağanüstü durumlar nedeniyle sığınan yabancılara verilen geçici bir yasal statü. Bu statü, belirli bir süre için sınır dışı edilmeyi engelliyor ve çalışma izni sağlıyor. Trump yönetimi, 2017 ve 2018 yıllarında Haiti, El Salvador, Nikaragua, Sudan, Nepal ve Honduras gibi ülkelerden gelen yüz binlerce kişi için bu statüyü sonlandırma kararı almıştı. Suriyeliler için ise 2019'da benzer bir adım atılmıştı. Ancak bu kararlar, federal mahkemelerde dava edilmiş ve uygulanması durdurulmuştu. Yüksek Mahkeme'nin 5-4 oyla aldığı karar, Trump yönetiminin bu kararları uygulamasına yeşil ışık yaktı.
Mahkeme kararı, özellikle Haitili ve Suriyeli göçmenler arasında büyük endişe yarattı. Birçok göçmen, onlarca yıldır ABD'de yaşıyor, çalışıyor ve aile sahibi olmuş durumda. TPS statüsünün iptali, bu kişilerin yasal statülerini kaybetmelerine ve sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya kalmalarına yol açacak. Karara muhalif olan Yüksek Mahkeme yargıçları, TPS sahiplerinin ABD'de edindikleri köklü bağların ve çocuklarının vatandaşlık durumlarının bu politikanın insani sonuçlarını hafifletmek için dikkate alınması gerektiğini savundu.
Küresel boyut ve insani kriz
Bu karar, ABD'nin göç politikasında yeni bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Trump yönetimi, göçmenleri caydırmak için sınır dışı etme tehdidini sıkça kullanıyor. Karar, aynı zamanda ABD'nin uluslararası taahhütleri ve insani yükümlülükleri konusunda da soru işaretleri doğuruyor. Haiti, 2010 depreminden bu yana toparlanma çabalarını sürdürürken, Suriye'deki iç savaş ise 10. yılına yaklaşıyor. Bu ülkelerden gelen göçmenlerin ülkelerine dönmeleri halinde karşılaşacakları güvenlik riskleri ve ekonomik zorluklar, kararın insani boyutunu daha da belirgin hale getiriyor. Bu durum, ABD'nin müttefikleri ve uluslararası toplum tarafından eleştirilirken, benzer politikaların diğer ülkelerde de örnek alınabileceği endişesini yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin bu kararı, Türkiye'nin de benzer bir geçici koruma statüsü uyguladığı Suriyeli mülteciler açısından önemli bir referans oluşturuyor. Türkiye, 3,6 milyondan fazla Suriyeliye geçici koruma sağlarken, ABD'nin bu adımı uluslararası koruma rejimlerinin sürdürülebilirliğine ilişkin tartışmaları alevlendirebilir. Ayrıca, ABD'nin göç politikasında attığı bu sert adım, Türkiye'nin AB ve diğer batılı ülkelerle mülteci geri kabul anlaşmaları kapsamında elini güçlendirebilir. Ancak, Türkiye'nin kendi Suriyeli nüfusuna yönelik politikalarında doğrudan bir değişiklik olması beklenmiyor. Bu karar, daha çok küresel göç yönetimi ve insani koruma standartlarının geleceği açısından bir uyarı niteliği taşıyor.