ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump'ın posta yoluyla oylamaya yönelik kısıtlamalarını reddederek, Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde eyaletlerin oy verme süreçlerini düzenleme yetkisini korudu. Demokratlar, kararın "güvenli, emniyetli ve doğru seçimler" sağlayacağını belirterek memnuniyetlerini dile getirdi. Yüksek Mahkeme'nin pazartesi günü aldığı karar, Trump yönetiminin posta oylamasına getirmek istediği sınırlamaların yürürlüğe girmesini engelledi.
Kararın Arka Planı ve Hukuki Süreç
Yüksek Mahkeme'nin kararı, Trump yönetiminin posta oylamasına yönelik getirmeye çalıştığı kısıtlamaların yasal dayanağının bulunmadığını ortaya koydu. Mahkeme, alt mahkemelerin bu kısıtlamaları durdurma yönündeki kararlarını onadı. Trump yönetimi, posta yoluyla oy vermenin seçim güvenliğini tehdit ettiğini öne sürerek, özellikle oy pusulalarının son teslim tarihleri, kimlik doğrulama süreçleri ve posta dağıtımında federal müdahale gibi konularda düzenleme yapmak istiyordu.
Demokratlar, bu girişimin seçmen katılımını baskılamaya yönelik bir adım olduğunu savundu. Kararın ardından yaptığı açıklamada Demokrat Parti sözcüsü, "Yüksek Mahkeme'nin bu kararı, her vatandaşın oy hakkını koruma altına almıştır. Posta oylaması, milyonlarca Amerikalının demokratik sürece katılmasının güvenli bir yoludur. Bu karar, seçimlerin güvenli, emniyetli ve doğru bir şekilde yapılacağını garanti eder" ifadelerini kullandı.
Trump yönetimi ise kararı hayal kırıklığı olarak nitelendirerek, seçim güvenliği endişelerinin sürdüğünü belirtti. Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, "Yüksek Mahkeme'nin kararı, seçim bütünlüğünü tehdit eden potansiyel riskleri göz ardı etmiştir. Posta yoluyla oylamada usulsüzlük riski devam etmektedir" denildi. Ancak mahkeme kararları, eyaletlerin kendi seçim yasalarını düzenleme konusundaki anayasal yetkisini teyit etti.
Seçim Güvenliği Tartışmaları ve Siyasi Yansımalar
ABD'de posta yoluyla oylama, özellikle 2020 başkanlık seçimlerinden bu yana siyasi tartışmaların merkezinde yer alıyor. Kovid-19 salgını sırasında milyonlarca seçmen, posta yoluyla oy kullanmayı tercih etmiş, Trump ise bu yöntemin "kitlesel sahtekarlığa" yol açtığını iddia etmişti. Ancak bağımsız araştırmalar ve mahkemeler, posta oylamasında yaygın bir usulsüzlük kanıtı bulunmadığını ortaya koydu. Yüksek Mahkeme'nin son kararı, bu tartışmalarda eyaletlerin yetkisini öne çıkararak federal müdahaleyi sınırlandırdı.
Demokratlar, kararın seçmen haklarını koruma açısından kritik olduğunu vurgularken, Cumhuriyetçiler ise seçim güvenliği konusundaki endişelerini yineleyerek, posta oylamasının daha sıkı denetlenmesi gerektiğini savunuyor. Karar, Kasım 2026 ara seçimleri öncesinde eyaletlerin seçim hazırlıklarını etkileyecek. Özellikle salıncak eyaletlerde posta oylamasına erişimin kolaylaştırılması, seçmen katılımını artırabilir.
Uzmanlar, Yüksek Mahkeme'nin bu kararının, federal hükümetin seçim süreçlerine müdahalesini sınırlayarak eyaletlerin özerkliğini güçlendirdiğini belirtiyor. Ancak seçim güvenliği konusundaki tartışmaların ara seçimlere kadar devam etmesi bekleniyor. Demokratlar, kararı bir zafer olarak sunarken, Cumhuriyetçi eyalet yönetimleri, kendi seçim yasalarını sıkılaştırma çabalarını sürdürebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Yüksek Mahkemesi'nin posta oylaması kararı, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel demokrasi standartları ve seçim güvenliği tartışmaları açısından dolaylı etkiler taşıyor. ABD'deki bu gelişme, Türkiye'nin de yakından takip ettiği seçim sistemleri ve demokratik süreçler konusundaki uluslararası normları etkileyebilir. Ayrıca, ABD'deki iç siyasi tartışmalar, iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin seçim dönemlerinde nasıl şekilleneceği konusunda belirsizlik yaratabilir. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde istikrarı korumak için her iki partinin de seçim pozisyonlarını dikkatle izlemek durumunda. Posta oylaması tartışmaları, ABD'nin demokratik imajını etkileyerek küresel liderlik iddialarını zayıflatabilir; bu da Türkiye gibi bölgesel güçlerin manevra alanını genişletebilir.