ABD Yüksek Mahkemesi, önümüzdeki günlerde Başkan Donald Trump'ın iki tartışmalı kararını ele alacak: Federal Rezerv (Fed) Yönetim Kurulu üyesi Lisa Cook'u görevden alma girişimi ve doğum yoluyla vatandaşlığı kısıtlayan başkanlık kararnamesi. Bloomberg News'in Yüksek Mahkeme muhabiri Greg Stohr'ın aktardığına göre, yargıçlar bu hafta içinde söz konusu davalarda kararlarını açıklayacak. Kararlar, başkanlık yetkilerinin sınırları ve ABD göç politikasının geleceği açısından kritik önem taşıyor.
Cook'un görevden alınması ve yargısal denge
Trump yönetimi, Fed Yönetim Kurulu üyesi Lisa Cook'u görevden almak için yasal süreç başlatmıştı. Cook, 2022'de Biden tarafından atanmış ve Senato onayıyla göreve gelmişti. Başkan'ın, Senato onayıyla atanan bir Fed üyesini keyfi olarak görevden alıp alamayacağı sorusu, merkez bankasının bağımsızlığı açısından hayati önemde. Dava, Yüksek Mahkeme'nin 1935'teki Humphrey's Executor kararına dayanıyor; bu karar, başkanın bazı bağımsız kurum yöneticilerini sebepsiz yere görevden alamayacağını belirtiyor. Ancak Trump yönetimi, Fed üyelerinin bu kapsam dışında olduğunu savunuyor. Karar, yalnızca Fed'in değil, diğer bağımsız düzenleyici kurumların da geleceğini etkileyebilir. Ekonomistlere göre, eğer Mahkeme Trump lehine karar verirse, başkanların merkez bankası üzerindeki siyasi baskısı artabilir ve para politikasının bağımsızlığı zedelenebilir.
Doğum vatandaşlığı kararnamesi ve göç politikası
İkinci dava ise Trump'ın, ABD'de doğan herkesin otomatik vatandaşlık almasını engelleyen başkanlık kararnamesiyle ilgili. Bu kararname, 14. Anayasa Değişikliği'nin vatandaşlık hükmüne doğrudan bir meydan okuma olarak görülüyor. Değişiklik, "ABD'de doğan ve yargı yetkisine tabi olan herkes"in vatandaş olduğunu belirtiyor. Trump yönetimi, belgesiz göçmen çocuklarının bu kapsama girmediğini iddia ediyor. Alt mahkemeler kararnameyi bloke etmişti; Yüksek Mahkeme'nin bu haftaki kararı, ABD göç sisteminin temel taşlarından birini yeniden tanımlayabilir. Uzmanlar, Mahkeme'nin muhafazakar çoğunluğunun anayasal metne bağlı yorumu nedeniyle kararnamenin iptal edilme ihtimalinin yüksek olduğunu belirtiyor. Ancak kararın siyasi yankıları büyük olacak; 2024 seçimleri öncesinde göçmen hakları ve ulusal kimlik tartışmalarını alevlendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu kararlar doğrudan Türkiye'yi hedef almasa da, küresel ekonomi ve ABD iç politikasındaki dalgalanmalar Türkiye'yi etkileyebilir. Fed'in bağımsızlığının zedelenmesi, doların değerinde oynaklığa ve gelişmekte olan piyasalara yönelik risk iştahında değişime yol açabilir. Türkiye gibi yüksek dış borçlu ülkeler için bu, sermaye akışlarında ani duruş veya kur şokları anlamına gelebilir. Ayrıca, ABD göç politikasındaki olası bir sertleşme, Türk vatandaşlarının ABD'ye seyahat ve göç süreçlerini dolaylı olarak etkileyebilir. Her iki karar da ABD'nin kurumsal yapısındaki kırılmaları işaret ettiğinden, Türk dış politikasının ABD ile ilişkilerde bu değişimleri dikkate alması gerekiyor.