ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump yönetiminin, Haiti ve Suriye'den gelen on binlerce göçmene yönelik geçici koruma statüsünü (TPS) sonlandırma kararının önünü açtı. Mahkeme, 7-2 oyla, alt mahkemelerin Trump yönetiminin 2017 ve 2018 yıllarında aldığı kararları bloke eden ihtiyati tedbir kararlarını kaldırdı. Bu karar, yaklaşık 50 bin Haitili ve 7 bin Suriyeli göçmenin yasal statülerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalması anlamına geliyor. TPS, ülkelerinde savaş, doğal afet veya olağandışı koşullar nedeniyle güvenli bir şekilde dönemeyen göçmenlere geçici olarak ikamet ve çalışma izni veren bir program.
Kararın Arka Planı ve Hukuki Süreç
Mahkemenin kararı, Trump yönetiminin TPS programını kısıtlama çabalarının en önemli hukuki zaferi olarak değerlendiriliyor. Trump, başkanlık kampanyasında yasa dışı göçle mücadele sözü vermiş ve TPS'yi “istismar edilen” bir program olarak nitelendirmişti. İç Güvenlik Bakanlığı, 2017'de Haiti'nin 2010 depreminden sonra verilen TPS statüsünü yenilememe kararı almış, 2018'de de Suriye için benzer bir karar çıkarmıştı. Ancak bu kararlar, federal mahkemelerde dava edilmiş ve Trump yönetiminin kararlarının ırkçı ve yabancı düşmanı amaçlarla alındığı gerekçesiyle bloke edilmişti. Yüksek Mahkeme, alt mahkemenin kararının aksine, Trump yönetiminin TPS'yi sonlandırma yetkisinin geniş olduğunu ve bu kararların yargısal denetimin sınırlı olması gerektiğini belirtti.
Mahkemenin muhafazakar kanadı kararı desteklerken, liberal kanattaki Yargıçlar Sonia Sotomayor ve Elena Kagan karşı oy kullandı. Sotomayor, kararın “binlerce insanın hayatını mahvedecek bir keyfiliğe” yol açtığını ifade etti. Trump yönetimi ise kararı memnuniyetle karşıladı. Beyaz Saray Sözcüsü, “Başkan, yasaları uygulama ve Amerikan işçilerini koruma konusunda kararlıdır. TPS, geçici bir programdır ve kalıcı bir çözüm değildir.” açıklamasını yaptı.
Göçmenlerin Durumu ve Bölgesel Yansımalar
Karar, özellikle Haitili ve Suriyeli göçmen topluluklarında büyük endişe yarattı. TPS statüsünü kaybeden göçmenler, yasal ikamet haklarını ve çalışma izinlerini kaybedecek ve sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya kalacak. Haiti, 2010 depreminin ardından yeniden inşa sürecinde olsa da, ülke hâlâ siyasi istikrarsızlık, doğal afetler ve yoksullukla mücadele ediyor. Suriye ise iç savaşın yıkıcı etkileri altında. İnsan hakları örgütleri, kararı insanlık dışı olarak nitelendirirken, ABD’nin göçmenlik sisteminin reforma ihtiyacı olduğunu vurguladı. Öte yandan, Trump’ın göçmen karşıtı politikalarının, Latin Amerika ve Orta Doğu’dan gelen göçmenleri hedef aldığı eleştirileri yineleniyor.
Kararın bölgesel etkileri de tartışılmaya başlandı. Haiti’de devam eden kriz, ABD’nin bu kararıyla daha da derinleşebilir. Suriyeli göçmenler açısından ise, Avrupa’ya yönelik ikincil göç hareketlerinin tetiklenebileceği endişesi var. Türkiye, başta Suriye olmak üzere bölgesel göç krizlerinden en çok etkilenen ülkelerden biri olarak bu gelişmeyi yakından izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Yüksek Mahkemesi’nin bu kararı, Türkiye’yi doğrudan ilgilendirmese de, küresel göç politikaları açısından önemli bir emsal teşkil ediyor. Türkiye, Suriyeli mültecilere yönelik geçici koruma statüsünü uygulayan en büyük ülke konumunda. ABD’nin TPS politikasını daraltması, benzer programların sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Ayrıca, ABD’nin göç politikalarındaki sertleşme, uluslararası toplumda mülteci koruma mekanizmalarının zayıflamasına yol açabilir. Türkiye, Suriye krizinin başından beri açık kapı politikası izliyor ve mültecilerin güvenli geri dönüşü için çaba gösteriyor. Bu karar, Türkiye’nin elini güçlendirecek bir gelişme olmasa da, küresel ölçekte mülteci korumanın zorluklarını bir kez daha gündeme getiriyor.