ABD Yüksek Mahkemesi, Tennessee eyaletinin 200 yıldan uzun süredir ilk kez bir kadın mahkumu infaz etmesinin önünü açtı. Mahkeme, Cyntoia Brown-Long'un avukatlarının infazın durdurulması yönündeki acil başvurusunu reddetti. Böylece 36 yaşındaki Brown-Long, eyaletin 1820'lerden bu yana idam ettiği ilk kadın olmaya hazırlanıyor. Karar, ABD'de idam cezası karşıtı kampanyaların yeniden gündeme gelmesine yol açtı.
Olayın Arka Planı: 2004'te Başlayan Hukuk Mücadelesi
Cyntoia Brown-Long, 2004 yılında henüz 16 yaşındayken, kendisini seks işçiliğine zorlayan 43 yaşındaki Johnny Allen'i öldürmekten suçlu bulundu. Brown-Long, olay gecesi Allen'in kendisine tecavüz etmeye çalıştığını ve kendini savunmak zorunda kaldığını öne sürdü. Ancak Tennessee mahkemeleri, onu yetişkin olarak yargıladı ve ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. Yıllar süren itirazların ardından 2019'da cezası, o dönemki Tennessee Valisi Bill Haslam tarafından 15 yıl hapis cezasına indirildi ve 2019'da şartlı tahliye ile serbest bırakıldı. Ancak 2023'te, eyalet savcılığının itirazı üzerine cezası yeniden gözden geçirildi ve idam cezasına çevrildi. Brown-Long'un avukatları, bu kararın anayasal hak ihlali olduğunu savunarak Yüksek Mahkeme'ye başvurdu.
Tennessee'nin İnfaz Geçmişi ve Kadın İnfazları
Tennessee, ABD'nin idam cezasını en aktif uygulayan eyaletlerinden biri. Eyalet, en son 2000 yılında Robert Glen Coe'yu infaz etmiş, o tarihten bu yana 13 kişiyi daha idam etmişti. Ancak 1820'lerden bu yana hiçbir kadın infaz edilmedi. ABD genelinde ise kadın infazları son derece nadir. 1976'da idam cezasının yeniden yürürlüğe girmesinden bu yana yalnızca 17 kadın infaz edildi; bu, toplam infazların yalnızca yüzde 1'inden azını oluşturuyor. Son kadın infazı, 2021'de federal hapishanede Lisa Montgomery'nin idamıydı. Brown-Long'un infazı, Tennessee'nin 200 yıllık bir tabuyu yıkması anlamına gelecek.
Hukuki ve Siyasi Yansımaları
Yüksek Mahkeme'nin kararı, 6'ya 3'lük bir oy çokluğuyla alındı. Muhafazakâr çoğunluk, infazın anayasal olduğunu savunurken, liberal kanat, Brown-Long'un genç yaşta ve travma altında suç işlediğini, ayrıca cezasının önce affedilip sonra geri getirilmesinin "çifte cezalandırma" anlamına geldiğini belirtti. Brown-Long'un avukatları, kararın ardından yaptığı açıklamada, "Bu karar, adaletin değil intikamın tezahürüdür. Cyntoia, çocuk yaşta istismara uğramış bir kurban iken şimdi idamla tehdit ediliyor" dedi. İnfaz karşıtı örgütler, kararı protesto etmek için eyalet çapında eylemler düzenlemeye hazırlanıyor. Tennessee Valisi Bill Lee ise yaptığı açıklamada, "Yargıya saygı duyuyorum ve infazın yasalar çerçevesinde gerçekleşmesi için talimat verdim" ifadelerini kullandı.
ABD'de İdam Cezası Tartışmaları
ABD'de idam cezası uygulamaları eyaletten eyalete büyük farklılık gösteriyor. 23 eyalet idam cezasını kaldırmış durumda. Ancak Tennessee, Texas, Florida, Oklahoma gibi eyaletler infazları sürdürüyor. Son yıllarda idam cezasına desteğin azaldığını gösteren anketler mevcut. Pew Research Center'ın 2023 anketine göre, Amerikalıların yüzde 60'ı idam cezasını desteklerken, yüzde 36'sı karşı çıkıyor. Ancak kadın infazlarına özel olarak verilen destek daha düşük. Brown-Long davası, ırk, cinsiyet ve adalet sistemindeki eşitsizlikleri bir kez daha gözler önüne serdi. Brown-Long, siyahi bir kadın ve olay sırasında çocuk yaşta olması, davayı sembolik hale getirdi. Birçok ünlü isim, sosyal medyada #FreeCyntoia etiketiyle kampanya yürütüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD, dünyada idam cezasını hâlâ uygulayan sayılı gelişmiş ülkelerden biri. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, idam cezasının kaldırılması yönünde çağrılarını sürdürüyor. Brown-Long'un infazı, uluslararası kamuoyunda ABD'ye yönelik eleştirileri artırabilir. Özellikle insan hakları örgütleri, çocuk yaşta işlenen suçlar için idam cezasının "medeni dünyada kabul edilemez" olduğunu vurguluyor. ABD'nin idam cezası uygulamaları, ülkenin uluslararası itibarını zedeleyen unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Bu dava, küresel idam cezası karşıtı hareket için bir dönüm noktası olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, idam cezasını 2004 yılında tamamen kaldırarak AB uyum süreci kapsamında önemli bir adım atmıştı. ABD'deki bu gelişme, Türkiye'de idam cezasının yeniden getirilmesi tartışmalarını alevlendirebilir. Ancak uluslararası hukuk ve insan hakları normları açısından Türkiye'nin mevcut duruşu, idam cezasının kaldırılması yönünde. Brown-Long davası, Türkiye'de adalet sistemi ve çocuk suçluların yargılanması konusundaki tartışmalara da ışık tutabilir. Ayrıca Türkiye-ABD ilişkilerinde insan hakları boyutu, bu tür davalar üzerinden yeniden gündeme gelebilir. Türkiye'nin idam cezasına mesafeli duruşu, Batı ile ilişkilerinde bir referans noktası olmayı sürdürüyor.