ABD Yüksek Mahkemesi, 2022-2023 döneminde verdiği kararların yüzde 60'ından fazlasını gerekçe göstermeksizin ve oylamaları gizli tutarak açıkladı. ProPublica'nın kapsamlı araştırması, mahkemenin 2021'den bu yana 'gölge dava listesi' (shadow docket) olarak adlandırılan uygulamayı benimsediğini ortaya koydu. Bu yöntemle alınan kararlar, genellikle acil başvuruları içeriyor ancak son dönemde idam cezaları, göçmenlik politikaları ve pandemi önlemleri gibi kritik konuları da kapsıyor. Yargıçlar, kararların arkasındaki mantığı açıklamadığı için hukukçular ve kamuoyu, mahkemenin giderek daha az şeffaf hale geldiğini savunuyor.
Gölge Dava Listesinin Yükselişi
Geleneksel olarak Yüksek Mahkeme, önemli davalarda sözlü tartışmalar yapar, aylar süren müzakerelerin ardından yazılı gerekçeli kararlar yayımlardı. Ancak 2017'den bu yana, özellikle Başyargıç John Roberts döneminde, mahkemenin 'gölge dava listesi' kullanımı hızla arttı. 2022-2023 döneminde kararların yüzde 63'ü bu yöntemle alındı. Bunların çoğu, herhangi bir açıklama yapılmadan 'reddedildi' veya 'kabul edilmedi' gibi tek cümlelik bildirimlerden oluşuyor.
ProPublica, 2020'den bu yana mahkemenin 1.200'den fazla gölge dava kararı verdiğini tespit etti. Bunlardan sadece 30'u muhalefet şerhi içeriyor. Özellikle tartışmalı konularda, örneğin Teksas'ın kürtaj yasağı veya Biden yönetiminin Kovid-19 aşı zorunluluğu gibi davalarda, mahkeme gerekçesiz kararlarla milyonlarca Amerikalıyı etkileyen düzenlemeleri askıya aldı veya yürürlüğe soktu.
Şeffaflık Tartışması ve Demokratik Denetim
Hukuk profesörleri ve sivil toplum kuruluşları, bu uygulamanın yargısal denetim ve hesap verebilirliği zedelediğini belirtiyor. George Washington Üniversitesi'nden Profesör Alan Morrison, 'Mahkeme, kararlarının gerekçesini açıklamadığında, alt mahkemeler, Kongre ve kamuoyu neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemez. Bu, hukukun üstünlüğünü zayıflatır.' diyor. Kongre'deki bazı Demokrat üyeler, mahkemenin gölge dava listesini kısıtlayan bir yasa tasarısı hazırladı ancak Cumhuriyetçilerin direnişiyle karşılaştı.
Ancak, muhafazakar yargıçlar bu uygulamayı savunuyor. Yargıç Samuel Alito, geçtiğimiz yıl yaptığı bir konuşmada, 'Mahkeme, acil durumlarda hızlı karar vermek zorunda. Her karar için kapsamlı bir gerekçe yazmak pratik değil.' ifadelerini kullandı. Bununla birlikte, eleştirmenler mahkemenin 'acil' tanımını giderek genişlettiğini ve rutin konuları bile bu kapsama aldığını iddia ediyor.
Amerikan Barolar Birliği, mahkemenin gölge dava kararlarında en azından kısa bir açıklama yapmasını öneren bir rapor yayımladı. Ancak mahkeme, şu ana kadar bu çağrılara yanıt vermedi. ProPublica'nın araştırması, mahkemenin şeffaflık konusunda önemli bir dönüm noktasında olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Yüksek Mahkemesi'nin şeffaflık sorunu, Türkiye'deki yargı tartışmalarıyla doğrudan örtüşmese de, demokratik hukuk devletlerinde yargısal hesap verebilirliğin önemini bir kez daha hatırlatıyor. Türkiye'de Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararlarının gerekçelendirilmesi zaman zaman eleştiri konusu oluyor. Bu gelişme, küresel ölçekte yargı bağımsızlığı ve şeffaflık standartlarının korunması gerektiğini gösteriyor. Ayrıca ABD ile yakın diplomatik ve hukuki ilişkileri olan Türkiye için, Amerikan yargı sistemindeki bu tür değişiklikler, özellikle uluslararası hukuk ve insan hakları davalarında dolaylı etkiler yaratabilir.