ABD'de bir federal yargıç, hükümetin en büyük gıda yardım programı olan Ek Beslenme Yardım Programı'na (SNAP) kayıtlı kişilerin, yardım paralarını şeker ve gazlı içecek gibi sağlıksız ürünler için kullanmasını engelleyemeyeceğine hükmetti. Washington DC Bölge Mahkemesi Yargıcı John Bates, 7 Nisan 2025 tarihli kararında, Tarım Bakanlığı'nın (USDA) 2026 yılında yürürlüğe girmesi planlanan düzenlemesinin, kongrenin açık yetkisi olmadan programın kapsamını daralttığını belirtti. Karar, yaklaşık 42 milyon düşük gelirli Amerikalıyı ilgilendiren SNAP programında önemli bir değişiklik olarak değerlendiriliyor.
Kararın Arka Planı ve Hukuki Gerekçe
USDA, 2023 yılında yaptığı bir düzenleme ile SNAP yardımlarının şeker ilaveli içecekler, şekerlemeler ve benzeri yüksek kalorili, düşük besin değerine sahip gıdalar için kullanılmasını yasaklamayı öngörmüştü. Bakanlık, bu adımı obezite ve diyabet gibi sağlık sorunlarıyla mücadele kapsamında aldığını açıklamıştı. Ancak gıda endüstrisi temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları, düzenlemeye karşı dava açarak, bunun yoksul ailelerin gıda tercihlerini kısıtladığını ve programın amacını aştığını savundu.
Yargıç Bates, kararında kongrenin SNAP kapsamındaki gıda tanımını geniş tuttuğunu ve USDA'nın bu tanımı daraltma yetkisinin bulunmadığını vurguladı. Ayrıca, düzenlemenin keyfi ve kaprisli olduğu gerekçesiyle idari usul yasasına aykırı bulundu. Karar, USDA'nın 2026 yılı için bütçesinde öngördüğü 5 milyar dolarlık tasarrufu da geçersiz kıldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Gıda Güvenliği ve Sağlık Tartışmaları
Bu karar, yalnızca ABD'de değil, dünya genelinde gıda yardımı programlarının kapsamına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), benzer programların besleyici gıdalara erişimi artırması gerektiğini savunurken, sağlık örgütleri yoksul kesimlerin sağlıksız beslenme eğiliminin obezite ve hastalık riskini artırdığına dikkat çekiyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, gıda yardımlarının yerel üretimi desteklemesi ve beslenme kalitesini artırması beklenirken, ABD'deki bu karar, yardımların kullanımına yönelik kısıtlamaların yasal sınırlarını çizmesi açısından önem taşıyor. Karar, Avrupa Birliği ve diğer ülkelerdeki benzer tartışmaları da etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracılığıyla yürütülen gıda yardımlarında benzer bir tartışma yaşanmamakla birlikte, bu karar dolaylı olarak önem taşımaktadır. ABD'nin en büyük gıda yardım programında alınan bu yargı kararı, uluslararası kuruluşların ve sivil toplumun gıda yardımlarının besleyici değerine odaklanmasının önünde yasal bir engel oluşturabilir. Türkiye, gıda enflasyonuyla mücadele ederken, yardım programlarının etkinliğini artırmak isteyebilir ancak bu tür yasal emsaller, kısıtlamaların uygulanabilirliğini zorlaştırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin de üyesi olduğu uluslararası platformlarda gıda güvenliği tartışmalarında, bireysel tercih özgürlüğü ile kamu sağlığı arasındaki denge yeniden gündeme gelebilir.