ABD Dışişleri Bakanlığı, Yeni Zelanda ve Güney Kore'ye yönelik iki ayrı Yabancı Askeri Satış (FMS) anlaşmasını onayladı. Onay kapsamında Yeni Zelanda'ya beş adet Lockheed Martin üretimi MH-60R Seahawk denizaltı karşıtı helikopter ve havadan düşük frekanslı sonar sistemleri tedarik edilecek. Güney Kore'nin talebi ise ek mühimmat ve lojistik destek paketlerini içeriyor. Savunma Güvenlik İşbirliği Ajansı (DSCA), anlaşmaların toplam değerinin 1,2 milyar doları bulduğunu duyurdu. Bu satışlar, ABD'nin Hint-Pasifik bölgesindeki müttefiklerinin deniz güvenliği kapasitelerini artırmayı hedefliyor.
Yeni Zelanda'ya Denizaltı Karşıtı Güç
Yeni Zelanda Kraliyet Hava Kuvvetleri için planlanan MH-60R Seahawk helikopterleri, ülkenin denizaltı karşıtı harp (ASW) ve deniz yüzeyi keşif yeteneklerini önemli ölçüde geliştirecek. Helikopterler, AN/AQS-22 havadan düşük frekanslı sonar sistemi ile donatılacak. Bu sonar sistemi, denizaltıları uzun mesafelerde tespit etme ve sınıflandırma kabiliyeti sunuyor. Yeni Zelanda halen beş adet SH-2G Super Seasprite helikopteri kullanıyor; yeni Seahawk'lar bunların yerini alacak veya takviye edecek. Anlaşmanın toplam değeri 600 milyon dolar olarak açıklandı. Satış paketinde ayrıca eğitim simülatörleri, yedek parçalar ve teknik destek hizmetleri de yer alıyor.
Güney Kore'nin Savunma Modernizasyonu
Güney Kore'nin talebi ise esas olarak mevcut filolarının bakım ve mühimmat ihtiyaçlarını kapsıyor. Paket, AIM-120 AMRAAM havadan havaya füzeleri, AGM-88 HARM anti-radyasyon füzeleri ve JDAM güdümlü mühimmatlarının satışını içeriyor. Toplam değeri 600 milyon doları bulacak bu anlaşma, Güney Kore Hava Kuvvetleri'nin Kuzey Kore balistik füze tehditlerine karşı caydırıcılığını artırmayı amaçlıyor. Her iki anlaşma da ABD Kongresi'ne bildirildi ve 30 günlük inceleme sürecinin ardından kesinleşecek. DSCA, satışların bölgesel askeri dengeyi bozmayacağını ve müttefiklerin savunma hazırlıklarını güçlendireceğini belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Hint-Pasifik bölgesindeki müttefiklerine askeri satışları, küresel deniz gücü dağılımını etkileyen bir gelişme. Türkiye, benzer denizaltı karşıtı harp kabiliyetlerini geliştirmek için yerli projelere (MİLGEM, TF-2000) yatırım yapıyor. Bu tür satışlar, NATO müttefikleri arasında teknoloji transferi ve standartizasyon tartışmalarını gündeme getirebilir. Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki deniz güvenliği stratejileri dolaylı olarak etkilenebilir; ancak doğrudan bir bağlantı bulunmuyor. Bölgesel etki bağlamında, ABD'nin Asya-Pasifik'e odaklanması, Türkiye'nin de içinde olduğu diğer bölgelerdeki kaynak ve ilgi dağılımını etkileyebilir.