ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), geçen yıl Yemen'de Husilere karşı düzenlenen hava saldırılarında 153 sivilin hayatını kaybettiğini, 243 sivilin de yaralandığını Kongre'ye bildirdi. The Hill'in aktardığına göre, Pentagon'un 12 sayfalık raporu, 2018 tarihli bir yasanın gereği olarak Senato Silahlı Hizmetler Komitesi'ne Pazartesi günü sunuldu. Raporda, sivil kayıpların ayrıntılı dökümü ve saldırıların yürütülme biçimine ilişkin bilgiler yer alıyor. Bu rapor, ABD'nin Yemen'deki askeri operasyonlarının sivil halk üzerindeki etkisini resmi olarak ortaya koyan en kapsamlı belgelerden biri olma özelliği taşıyor.
Gelişmenin arka planı
ABD, 2023'ün sonlarından bu yana Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılarını artıran Husilere karşı askeri operasyonlar yürütüyor. Husiler, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarına tepki olarak Kızıldeniz'deki gemileri hedef aldıklarını açıklamıştı. ABD ise bu saldırılara karşı Yemen topraklarındaki Husi mevzilerine hava saldırıları düzenliyor. Pentagon'un raporu, bu saldırılarda sivil kayıpların boyutunu ilk kez bu kadar net bir şekilde ortaya koyuyor. Raporda, sivil kayıpların yanı sıra, saldırıların hedef aldığı noktalar ve kullanılan mühimmat türleri hakkında da bilgi verildiği belirtiliyor.
Sivil kayıplara ilişkin bu rapor, ABD'nin Yemen'deki askeri varlığına yönelik tartışmaları yeniden alevlendirdi. İnsan hakları örgütleri, sivil kayıpların daha fazla olduğunu ve Pentagon'un rakamlarının gerçeği yansıtmadığını ifade ediyor. Öte yandan Pentagon, raporun hazırlanmasında titiz davranıldığını ve tüm kayıpların doğrulandığını savunuyor. Bu gelişme, ABD'nin bölgedeki askeri operasyonlarının yasal ve etik boyutlarına ilişkin soruları da beraberinde getiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Yemen'deki sivil kayıplar, yalnızca insani bir trajedi olmanın ötesinde, bölgesel ve küresel güç dengeleri açısından da kritik bir öneme sahip. ABD'nin Husilere yönelik saldırıları, İran'ın desteklediği bu grubun askeri kapasitesini zayıflatmayı hedefliyor. Ancak sivil kayıplar, Yemen'deki iç savaşın seyrini etkileyebilecek bir faktör olarak öne çıkıyor. Ayrıca, bu durum ABD'nin Orta Doğu'daki askeri müdahalelerine yönelik uluslararası kamuoyundaki eleştirileri artırıyor.
Kızıldeniz'deki güvenlik krizi, küresel tedarik zincirlerini de tehdit ediyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleri, Yemen'deki çatışmanın sona erdirilmesi için diplomatik çabalarını sürdürürken, ABD'nin askeri operasyonlarının bu çabaları sekteye uğratabileceği endişesi dile getiriliyor. Öte yandan, Husilerin saldırıları devam ettikçe, bölgedeki tansiyonun daha da yükseleceği ve sivil kayıpların artabileceği öngörülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmaların sona erdirilmesi ve insani krizin hafifletilmesi yönünde defalarca çağrı yaptı. Bu rapor, ABD'nin bölgedeki askeri operasyonlarının sonuçlarını gözler önüne sererek, Türkiye'nin Yemen'deki istikrar ve barış arayışlarını destekleyen bir perspektifi güçlendiriyor. Türkiye, uluslararası hukuk çerçevesinde sivil kayıpların önlenmesi gerektiğini savunuyor ve bu tür saldırıların bölgedeki güvenliği daha da karmaşık hale getirebileceğini vurguluyor. Ayrıca, Kızıldeniz'deki güvenlik riskinin küresel ticarete etkisi, Türkiye gibi ticari bağlantıları güçlü olan ülkeleri de yakından ilgilendiriyor. Bu nedenle, Türkiye'nin bölgedeki gelişmelere yönelik dikkatli ve diplomatik bir yaklaşım sürdürmesi bekleniyor.