Bir federal yargıç, Trump yönetimine, ulusal parklardaki iklim değişikliği, kölelik, Yerli Amerikalılar ve LGBTQ+ tarihine ilişkin tabelaları yeniden yerleştirme emri verdi. Bu tabelalar, başkanlık kararnamesiyle ‘Amerika’yı olumsuz gösterme’ gerekçesiyle kaldırılmıştı.
Kararın arka planı
Trump, Ocak 2025’te imzaladığı bir başkanlık kararnamesiyle federal kurumlara, ‘Amerika Birleşik Devletleri’ni kötüleyen, küçümseyen veya aşağılayan’ içerikleri kaldırma talimatı vermişti. İçişleri Bakanlığı’na bağlı Milli Park Servisi (NPS) bu kapsamda onlarca tabelayı söktü. Tabelalar arasında San Francisco’daki Alcatraz Adası’nda Yerli Amerikalıların hapsedilmesini anlatan panolar, köle ticaretine dair bilgilendirme levhaları ve iklim değişikliğinin etkilerini açıklayan işaretler vardı.
Çevre ve tarih koruma grupları, bu hamlenin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği ve Amerikan tarihinin karanlık sayfalarının sansürlenmesi anlamına geldiği gerekçesiyle dava açtı. Davacılar, NPS’nin yasal görevinin ‘tarafsız ve doğru bilgi sunmak’ olduğunu vurguladı.
Federal Yargıç John Smith, 28 Şubat 2025 tarihli kararında, ‘Milli parkların amacı, ulusun tüm hikâyesini anlatmaktır; yalnızca gurur duyulan kısımlarını değil’ ifadelerini kullandı. Mahkeme, kararnamenin uygulanmasının Anayasa’nın Birinci Ek Maddesi’ne (ifade özgürlüğü) aykırı olduğuna hükmetti.
Bölgesel ve küresel boyut
Karar, ABD iç siyasetinde yeni bir kültür savaşı cephesi açarken, uluslararası kamuoyunda da yankı buldu. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) sözcüsü, ‘Tarihsel gerçeklerin çarpıtılması, küresel kültürel mirasın korunması ilkesine zarar verir’ açıklamasını yaptı. Avrupa Birliği’nden yapılan yazılı açıklamada ise, ‘Tarihle yüzleşmek demokratik toplumların olmazsa olmazıdır’ denildi.
Karar, aynı zamanda Amerika’nın iklim değişikliği konusundaki tutumuna da ışık tutuyor. Trump’ın iklim değişikliğini ‘aldatmaca’ olarak nitelendirdiği bilinirken, parklardaki ilgili tabelaların kaldırılması, bilimsel bilginin sansürlenmesi olarak eleştirilmişti. Mahkemenin bu kararı, 2025’te Glasgow’da yapılması planlanan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde ABD’nin uluslararası itibarı açısından kritik önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu karar, Türkiye’nin kültürel miras ve ifade özgürlüğü konularındaki hassasiyetleriyle doğrudan örtüşmese de, ABD’deki siyasi kutuplaşmanın derinliğini göstermesi açısından önemlidir. Türkiye gibi çok katmanlı bir tarihe sahip ülkelerde, ulusal anlatıların nasıl şekillendirileceği meselesi benzer tartışmalara yol açabilir. Ayrıca, Trump döneminde iklim değişikliğinin inkar edilmesi ve bilimsel verilerin sansürlenmesi, küresel iklim politikalarında ABD’nin rolünü zayıflatmıştı. Mahkeme kararı, ABD’nin Paris İklim Anlaşması’na dönüş sinyali olarak yorumlanabilir; bu da Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası iş birliği arayışı açısından olumlu bir gelişmedir.