ABD Kongresi'nde kabul edilen Lindsey Graham Yasası, Başkan Donald Trump'a Hindistan'dan yapılan ithalata yüzde 100'e varan gümrük tarifeleri uygulama yetkisi tanıdı. Tasarının Temsilciler Meclisi ve Senato'dan geçmesi, Hindistan'ın ABD ile stratejik ortaklığını ve ekonomik ilişkilerini ciddi biçimde sınayacak yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
Yasanın Arka Planı ve Kapsamı
Lindsey Graham Yasası, adını Senato'da tasarıyı destekleyen Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham'dan alıyor. Yasa, ABD yönetimine belirli ülkelerden yapılan ithalata yüksek oranlı tarifeler uygulama konusunda geniş bir takdir yetkisi veriyor. Hindistan'ın bu kapsama girmesinin nedeni, ABD'nin Hintli şirketlere yönelik ticari ve teknolojik kısıtlamalarına karşı Hindistan'ın izlediği bağımsız politika ve özellikle Rusya'dan yaptığı savunma alımları gibi konularda Washington ile yaşadığı anlaşmazlıklar.
Yasa metni, Başkan Trump'a Hindistan'dan ABD'ye ihraç edilen ürünlere yüzde 100'e kadar tarife koyma yetkisi tanıyor. Bu oran, mevcut ortalama gümrük vergilerinin çok üzerinde ve Hindistan'ın ABD pazarına erişimini fiilen kısıtlayacak düzeyde. Hindistan'ın ABD'ye başlıca ihraç kalemleri arasında ilaç, tekstil, mücevher, otomotiv parçaları, yazılım hizmetleri ve tarım ürünleri bulunuyor. Bu sektörlerin yüzde 100 tarifeyle karşılaşması, Hindistan ekonomisinde milyarlarca dolarlık kayba yol açabilir.
Tasarının Kongre'de kabul edilmesi, ABD'nin Hindistan'a yönelik baskı politikasını yasalaştırarak kalıcı hale getirmeyi amaçladığını gösteriyor. Beyaz Saray henüz yasanın nasıl uygulanacağına dair net bir takvim açıklamadı. Ancak Başkan Trump'ın geçmişte benzer yetkileri kullanmaktan çekinmediği biliniyor.
Hindistan'ın İkilemi ve Küresel Yansımalar
Hindistan, son yıllarda ABD ile ilişkilerini derinleştirmeye çalışırken bir yandan da Rusya ile geleneksel bağlarını koruyor. Yeni Delhi yönetimi, özellikle S-400 hava savunma sistemi alımı nedeniyle ABD'nin CAATSA (Rusya'ya Yaptırımlar Yoluyla Amerika'nın Düşmanlarına Karşı Mücadele Yasası) kapsamındaki yaptırım tehdidiyle karşı karşıya kalmıştı. Lindsey Graham Yasası, bu baskıyı daha da artırarak Hindistan'ı taraf seçmeye zorluyor.
Hindistan için ABD pazarı, ihracatının yaklaşık yüzde 15'ini oluşturuyor. Tarifelerin yürürlüğe girmesi halinde Hindistan'ın Gayri Safi Yurtiçi Hasılası'nda yarım puanlık bir kayıp yaşanabileceği tahmin ediliyor. Bu durum, Hindistan'ın 'Make in India' programını ve ekonomik büyüme hedeflerini de olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Hindistan'ın ABD'ye karşı misilleme tarifeleri uygulaması halinde ticaret savaşı riski doğar.
Küresel düzeyde ise bu gelişme, ABD'nin müttefiklerine karşı bile ekonomik baskı araçlarını kullanmaktan çekinmediğini gösteriyor. Bu durum, diğer ülkelerin ABD ile ticaret anlaşmalarında daha temkinli davranmasına yol açabilir. Aynı zamanda Çin, Hindistan'a yönelik bu baskıyı fırsat bilerek Asya-Pasifik'teki etkisini artırabilir. Hindistan, denge politikası izleyerek hem ABD hem de Rusya ile ilişkilerini sürdürmeye çalışsa da bu yasanın yürürlüğe girmesi, Yeni Delhi'nin manevra alanını daraltacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Hindistan'a yönelik yaptırım hamlesi, Türkiye için doğrudan bir tehdit oluşturmasa da önemli dersler içeriyor. Türkiye de zaman zaman ABD'nin CAATSA yaptırımlarıyla karşı karşıya kalmış, S-400 alımı nedeniyle F-35 programından çıkarılmıştı. Hindistan'a uygulanacak benzer bir baskı, ABD'nin stratejik ortaklarına karşı ekonomik araçları ne denli pervasızca kullanabileceğini gösteriyor. Türkiye, savunma sanayisinde bağımsızlığını artırarak ve ticaret ortaklıklarını çeşitlendirerek bu tür yaptırımlara karşı dayanıklılığını güçlendirmelidir. Ayrıca Hindistan ile ilişkilerini geliştirmek, Asya'daki dengeler açısından fırsat sunabilir.