ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), 17 Temmuz 2026'da yayımladığı yeni bir düzenlemeyle yabancı gazetecilerin ülkede bağımsız çalışma imkanlarını ciddi şekilde kısıtlayan bir adım attı. Düzenlemeye göre, yabancı basın mensuplarına verilen I-vizesi süresi sekiz aya indirilecek. Bu karar, özellikle uzun süreli araştırma ve haber yapmak isteyen gazeteciler için büyük bir engel oluştururken, ifade ve basın özgürlüğü savunucuları tarafından sert bir şekilde eleştirildi. Yeni kural, haber kuruluşlarının sürekliliğini ve bağımsız gazeteciliği doğrudan tehdit ederken, uluslararası toplumda da geniş yankı uyandırdı.
Düzenlemenin Detayları ve Gerekçeleri
DHS tarafından yapılan açıklamada, bu değişikliğin 'ulusal güvenlik risklerini azaltmak' ve 'göçmenlik sisteminin bütünlüğünü korumak' amacıyla yapıldığı belirtildi. Ancak uzmanlar, bu gerekçenin inandırıcı olmadığını, asıl amacın bağımsız haberciliği baskı altına almak olduğunu ifade ediyor. I-vizesi, yabancı gazetecilere ABD'de haber yapma imkanı tanıyan resmi statü olarak biliniyor. Mevcut sistemde en fazla bir yıla kadar verilen ve uzatılabilen bu vize, yeni düzenlemeyle sekiz ay sabit süreye tabi tutuluyor. Ayrıca, vize uzatma başvurularında ek incelemeler yapılacağı ve reddedilme ihtimalinin artacağı da yeni kurallar arasında yer alıyor.
Bu gelişme, özellikle araştırmacı gazeteciler ve uzun soluklu projeler üzerinde çalışan muhabirler için hayati önem taşıyor. Zira sekiz aylık süre, ciddi bir araştırma haberi için yeterli görülmüyor. New York merkezli Basın Özgürlüğü Komitesi (CPJ) yaptığı açıklamada, bu düzenlemenin 'yabancı basının ABD'deki çalışma koşullarını kasıtlı olarak zorlaştırdığını' ve 'haberciliğin doğasına aykırı' olduğunu vurguladı. Ayrıca, küresel ölçekte basın özgürlüğü endekslerinde gerileyen ABD'nin bu kararı, ülkenin demokratik imajına gölge düşürdü.
Uluslararası Tepkiler ve Bölgesel Yansımalar
Düzenleme, dünya genelinde geniş bir tepkiyle karşılandı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, bu tür kısıtlamaların basın özgürlüğüne yönelik 'ciddi bir tehdit' oluşturduğunu ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtti. Avrupa Birliği ise 'derin endişe' duyduğunu ifade ederken, konunun ABD ile transatlantik ilişkilerde yeni bir gerilim unsuru olabileceğine dikkat çekildi. Özellikle Rusya ve Çin gibi ülkeler, ABD'nin bu kararını 'ikiyüzlülük' olarak nitelendirerek Amerikan yönetimini eleştirdi.
Bölgesel olarak bakıldığında, bu kararın özellikle Orta Doğu ve Latin Amerika ülkelerinden gelen gazetecileri orantısız şekilde etkileyeceği değerlendiriliyor. Bu bölgelerden ABD'ye gelen muhabirler, çoğunlukla kısa süreli haber takibi için geliyor; ancak bağımsız araştırma yapmak isteyenler sekiz aylık süreyle sınırlı kalacak. Ayrıca, vize süresinin kısalması, muhabirlerin istihdam sözleşmelerini ve kariyer planlarını da olumsuz etkiliyor. Basın özgürlüğü kuruluşları, bu kuralın 'küresel bilgi akışını engelleyeceğini' ve 'vatandaşların haber alma hakkını zedeleyeceğini' vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'de aktif olarak haber yapan çok sayıda gazeteciye ev sahipliği yapan bir ülke değil; ancak Türk basın mensupları da özellikle Washington çıkışlı diplomatik ve politik gelişmeleri takip etmek için sık sık I-vizesine başvuruyor. Bu düzenleme, Türk gazetecilerin ABD'deki çalışma sürelerini kısaltarak, Türk kamuoyunun doğru ve bağımsız bilgiye erişimini zorlaştırabilir. Ayrıca, Türkiye’nin güçlü olduğu lobicilik ve medya alanındaki uluslararası ilişkilerini etkilemesi muhtemel. Küresel ölçekte basın özgürlüğünün gerilemesi, Türkiye gibi ülkelerdeki iktidarlara da 'kendi basın kısıtlamalarını meşrulaştırma' fırsatı verebilir. Bu nedenle Türkiye’nin, uluslararası platformlarda basın özgürlüğünü savunan duruşunu güçlendirmesi stratejik önem taşıyor.