2026 FIFA Dünya Kupası'na ev sahipliği yapacak olan ABD, yüksek vize başvuru ücretleri, eşit ölçüde yüksek ret oranları, ülkenin giderek daha misafirperver olmayan tutumu ve İran'a yönelik savaş ortamı nedeniyle uluslararası taraftarların tribünlerde yer almasını zorlaştırıyor. Bu faktörler, birçok futbolseverin turnuvaya katılma planlarını ertelemesine veya tamamen vazgeçmesine yol açıyor.
Gelişmenin arka planı
Özellikle İran, Afganistan, Pakistan ve Afrika ülkelerinden gelen taraftarlar, ABD vize başvuru sürecinde ciddi engellerle karşılaşıyor. Ortalama 185 doları bulan başvuru ücreti, birçok gelişmekte olan ülke vatandaşı için yüksek bir maliyet oluştururken, ret oranlarının bazı ülkelerde yüzde 60'a ulaşması caydırıcılığı artırıyor. Özellikle İran vatandaşları, hem vize retleri hem de ülkelerine yönelik askeri tehditler nedeniyle turnuvaya katılım konusunda isteksiz. ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları ve artan gerilim, taraftarların seyahat etme konusunda endişelenmesine sebep oluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Dünya Kupası, sporun birleştirici gücüyle tanınırken, bu vize ve güvenlik sorunları turnuvanın küresel kapsayıcılığını zedeliyor. Turnuvanın ABD, Kanada ve Meksika'da ortaklaşa düzenlenecek olmasına rağmen, ABD'nin katı vize politikaları diğer ev sahibi ülkeleri de etkiliyor. Avrupa ve Güney Amerika'dan gelen taraftarlar daha az sorun yaşarken, Asya ve Afrika'dan katılımın düşük olması bekleniyor. Bu durum, turnuvanın sadece zengin ülkelerin taraftarlarına hitap eden bir etkinliğe dönüşme riskini doğuruyor. FIFA'nın bu konuda ABD yönetimiyle diyalog halinde olduğu ancak somut bir ilerleme kaydedilmediği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Dünya Kupası'na katılımı sınırlı olabilecek ülkeler arasında yer almasa da, ABD'nin vize politikaları Türk vatandaşlarını da dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye'nin ABD ile vize muafiyeti anlaşması bulunmamakla birlikte, mevcut vize ret oranları (%10-15) görece düşük olsa da, genel caydırıcı ortam Türk taraftarların seyahat kararlarını etkileyebilir. Ayrıca, İran'a yönelik olası bir askeri müdahale, bölgesel istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin güvenlik ve enerji çıkarlarını tehdit edebilir. Bu nedenle Ankara, Washington'daki gelişmeleri yakından takip etmektedir.