ABD'de işçi verimliliği ile saatlik ücretler arasındaki fark, diğer adıyla “verimlilik-ücret makası”, son elli yılda giderek açıldı. Ekonomik Politika Enstitüsü'nün (EPI) verilerine göre, 1979-2020 arasında net verimlilik yüzde 61,8 artarken, saatlik ücretler sadece yüzde 17,5 yükseldi. Bu durum, çalışanların üretimden aldığı payın küçüldüğünü ve gelir eşitsizliğinin arttığını gösteriyor.
Makasın Arka Planı: Verimlilik Artışı Ücretlere Yansımıyor
Verimlilik-ücret makası, bir ekonominin ürettiği mal ve hizmet miktarındaki artışın çalışanlara saatlik ücret artışı olarak ne ölçüde yansıdığını ölçer. ABD'de 1948-1979 döneminde verimlilik ve ücretler paralel seyrederken, 1970'lerin sonundan itibaren bu bağ koptu. EPI'nin 2021 tarihli raporuna göre, 1979'dan 2020'ye kadar verimlilik yüzde 61,8 artarken, ortalama saatlik ücret yüzde 17,5 arttı. Bu, verimlilik artışının büyük kısmının ücretlere yansımadığını ortaya koyuyor.
Makasın açılmasında çeşitli faktörler rol oynadı: sendikalaşma oranının düşmesi, asgari ücretin reel değerinin erimesi, küreselleşme ve teknolojik değişim, yönetici ücretlerindeki hızlı artış ve finansallaşma. Sendikalaşma oranı 1950'lerde yüzde 35 civarındayken, 2020'lerde yüzde 10'un altına geriledi. Asgari ücret ise 1968'deki reel seviyesinin çok altında kaldı. Ayrıca, hisse senedi bazlı yönetici tazminatları ve finans sektörünün büyümesi, gelirin sermaye sahiplerine yönelmesine katkıda bulundu.
Sonuç olarak, ABD'de gelir eşitsizliği son kırk yılda belirgin şekilde arttı. Congressional Budget Office (CBO) verilerine göre, en zengin yüzde 1'lik kesimin gelirden aldığı pay 1979'da yüzde 9 iken, 2019'da yüzde 18'e çıktı. Alt yüzde 90'lık kesimin payı ise aynı dönemde yüzde 68'den yüzde 58'e düştü. Bu eğilim, orta sınıfın gelir artışının sınırlı kalmasına ve ekonomik güvencesizliğin artmasına yol açtı.
Küresel ve Bölgesel Boyut: Makas Sadece ABD'ye Özgü mü?
Verimlilik-ücret makası sadece ABD'de görülmüyor; ancak ABD'deki kadar belirgin değil. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülkelerinde de 1980'lerden itibaren verimlilik artışının ücretlere yansıması zayıfladı. Örneğin, Almanya ve Japonya'da da makas açıldı, fakat sendikalaşma oranının daha yüksek olması ve kurumsal yapıların etkisiyle ücretler daha iyi korundu. ABD'deki durum, düşük sendikalaşma, zayıf asgari ücret ve güçlü finansal sektörün birleşimiyle daha keskin hale geldi.
Küresel olarak, verimlilik artışının ücretlere yansımaması, talep yetersizliğine ve yatırımların yavaşlamasına neden olabilir. Ayrıca, artan eşitsizlik siyasi istikrarsızlığı körükleyebilir. Pandemi sonrası dönemde ise bazı ülkelerde ücretlerde toparlanma görüldü; ancak bu eğilimin kalıcı olup olmadığı belirsiz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de verimlilik ile ücretler arasındaki ilişki tartışmalı. Son yıllarda verimlilik artışı sınırlı kalırken, ücretler enflasyon karşısında eridi. Türkiye'de sendikalaşma oranı düşük ve asgari ücret belirleme süreci siyasi etkilere açık. ABD'deki makas, Türkiye için de bir uyarı: Verimlilik artışı ücretlere yansımazsa, gelir eşitsizliği derinleşir ve iç talep zayıflar. Ayrıca, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dönüşüm, Türkiye'nin ihracat rekabetçiliğini etkileyebilir. Türkiye, verimlilik artışını ücret artışıyla dengeleyen politikalar geliştirmezse, orta gelir tuzağı riskiyle karşılaşabilir.