ABD ve İran heyetleri, aylardır süren Orta Doğu krizini sona erdirme ve stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nı yeniden açma hedefiyle Pazar günü İsviçre'ye ulaştı. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, iki ülke arasında Çarşamba günü imzalanan mutabakat zaptı çerçevesinde Burgenstock'ta başlayan teknik görüşmelere ABD Başkan Yardımcısı liderlik ediyor. Taraflar, petrol ticaretinin yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nda tırmanan gerilimin küresel enerji piyasalarında yarattığı dalgalanmayı sonlandırmayı amaçlıyor.
Görüşmelerin arka planı ve tarafların pozisyonları
Görüşmeler, ABD'nin Körfez bölgesindeki deniz gücünü artırması ve İran'ın boğaz üzerindeki baskısına yanıt olarak başlatıldı. İran, uluslararası yaptırımların hafifletilmesi karşılığında boğazda serbest geçişi garanti etmeye hazır olduğunu sinyali verirken, ABD yönetimi nükleer müzakerelerin yeniden başlatılmasını da masaya getiriyor. Uzmanlar, Suudi Arabistan ve BAE'nin arabuluculuğunda yürütülen dolaylı temasların ardından doğrudan müzakerelere geçildiğini belirtiyor.
Mutabakat zaptı, öncelikle teknik detayların çözülmesini öngörüyor. Bu kapsamda deniz trafiğinin düzenlenmesi, gemilerin güvenli geçişi ve olası denetim mekanizmaları ele alınıyor. Amerikan tarafı, İran'ın bölgedeki vekil güçlerinin faaliyetlerinin sınırlandırılmasını da talep ediyor. İran ise kendi egemenlik haklarına saygı gösterilmesini ve yaptırımların kademeli olarak kaldırılmasını şart koşuyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Enerji güvenliği ve jeopolitik denklem
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık üçte birine ev sahipliği yapıyor. Son aylarda yaşanan gerilimler, küresel petrol fiyatlarında yüzde 15'e varan artışa neden olmuş, özellikle Asya ve Avrupa ekonomilerini olumsuz etkilemişti. Anlaşma sağlanması durumunda, enerji piyasalarında istikrarın yeniden tesis edilmesi ve fiyatların düşmesi bekleniyor.
Bölgesel güçlerin tepkileri de yakından izleniyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, müzakereleri desteklerken, İsrail anlaşmanın İran'a ekonomik rahatlama sağlayacağı endişesiyle temkinli yaklaşıyor. Rusya ve Çin ise ABD'nin bölgedeki askeri varlığının azaltılması çağrısında bulunuyor. Uzmanlar, olası bir anlaşmanın sadece enerji güvenliğini değil, İran'ın nükleer programı ve bölgesel nüfuz mücadelesini de etkileyeceğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki istikrara doğrudan bağımlıdır. Anlaşma sağlanması, petrol fiyatlarının düşmesiyle cari açığın azalmasına katkı sunabilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki enerji merkezi olma vizyonu açısından, İran ile normalleşme Kafkasya ve Orta Asya'ya açılan koridorları güçlendirebilir. Ancak İran'a yönelik yaptırımların hafiflemesi, Ankara ile Washington arasında yeni bir gerilim konusu da yaratabilir. Türkiye, hem ABD hem İran ile ilişkilerini dengeleyerek bu süreçte aktif rol üstlenmeye çalışacaktır.