ABD ve İran diplomatik heyetleri, nükleer anlaşma ve bölgesel gerilimlerin çözümü için İsviçre'nin Cenevre kentinde bir araya geldi. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, görüşmeler öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, "Umarım nükleer konuda ve Lübnan ateşkesi konusunda ilerleme kaydedebiliriz" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, iki ülke arasında yıllardır süren gerginliğin ardından diplomasiye yeniden şans verildiğinin sinyali olarak yorumlandı.
Görüşmelerin arka planı ve tarafların pozisyonları
ABD ve İran arasındaki son doğrudan müzakereler, 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) çerçevesinde gerçekleşmişti. Ancak 2018'de dönemin ABD Başkanı Donald Trump'ın anlaşmadan tek taraflı çekilmesi ve İran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla süreç rafa kalkmıştı. İran, anlaşmanın çöküşünün ardından uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırarak nükleer programını genişletti. Bugün İran, yüzde 60'a varan zenginleştirme seviyelerine ulaştı; bu oran, silah yapımı için gereken yüzde 90'a oldukça yakın olarak değerlendiriliyor.
ABD yönetimi, İran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlandırması ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetimlerine tam uyum sağlaması karşılığında yaptırımların hafifletilmesini öneriyor. İran ise öncelikle tüm yaptırımların kaldırılmasını ve nükleer programının barışçıl olduğunun tanınmasını talep ediyor. Görüşmelerde ayrıca İran'ın balistik füze programı ve bölgesel faaliyetleri de gündeme gelecek.
Bölgesel boyut: Lübnan ateşkesi ve Lübnan'daki yansımalar
Vance'in Lübnan ateşkesine yaptığı vurgu, müzakerelerin sadece nükleer dosyayla sınırlı olmadığını gösteriyor. İran'ın desteklediği Lübnan Hizbullah'ı, İsrail ile sınırda gerginliğin tırmanmasına neden olan unsurlardan biri. ABD, İran'ın Lübnan'daki nüfuzunu azaltmasını ve Hizbullah'ın faaliyetlerini sınırlamasını talep ediyor. Ancak İran, Lübnan'daki varlığını savunma hakkı olarak görüyor ve bu konuda taviz vermeye yanaşmıyor. Analistler, Cenevre'de varılacak olası bir anlaşmanın, doğrudan Lübnan'da kalıcı bir ateşkesi sağlamayabileceğini, ancak tansiyonu düşürmek için bir çerçeve oluşturabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin hem nükleer silahlanmanın önlenmesi hem de bölgesel istikrar açısından yakından takip ettiği bir süreçtir. İran ile ABD arasında varılacak bir anlaşma, Ortadoğu'da olası bir savaş riskini azaltarak Türkiye'nin güvenliğine doğrudan katkı sağlayabilir. Ayrıca, yaptırımların hafifletilmesi İran ile ticaret hacmini artırabilir ve Türkiye'nin enerji ithalatında alternatif kaynaklara erişimini kolaylaştırabilir. Öte yandan, görüşmelerin başarısız olması halinde bölgede yeni bir kriz dalgası kaçınılmaz olacak; bu da Türkiye'yi sınırında daha fazla istikrarsızlıkla baş başa bırakabilir. Ankara'nın arabulucu rolünü güçlendirme fırsatı da doğabilir.