Washington – ABD yönetimi, UNICEF, Gavi (Aşı İttifakı) ve Dünya Gıda Programı'na (WFP) yönelik bazı sağlık ve insani yardım fonlarını yeniden başlattı. Karar, özellikle yetersiz beslenme ve hastalıklarla mücadelede kritik öneme sahip programların devamlılığını sağlamayı hedefliyor. Ancak tahsis edilen miktarın, ABD'nin geçmişte bu kuruluşlara sağladığı desteğin oldukça altında olduğu belirtiliyor. Bu adım, Trump yönetiminin Ocak ayında dış yardımları dondurma kararının ardından gelen kısmi bir geri dönüş olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, söz konusu fonlar, çocuk felci, kızamık ve diğer bulaşıcı hastalıklara karşı aşılama kampanyaları ile akut yetersiz beslenme tedavilerini kapsıyor. UNICEF, Gavi ve WFP'ye yönelik bu ödemeler, küresel sağlık güvenliği ve insani yardım çabalarının sürdürülmesi açısından kritik görülüyor. Ancak karar, Kongre'deki bazı Demokrat üyeler tarafından yetersiz bulunarak eleştirildi. Senato Dış İlişkiler Komitesi üyesi Senatör Jeanne Shaheen, "Bu adım, milyonlarca insanın hayatını kurtaran programların tamamen durdurulmasının önüne geçmek için atılmış küçük bir adım; ancak ABD'nin küresel liderlik rolünü yeniden tesis etmesi için çok daha kapsamlı bir taahhüt gerekiyor" şeklinde konuştu.
ABD'nin bu kuruluşlara yaptığı ödemeler, Ocak 2025'te yürürlüğe giren 90 günlük dış yardım dondurma kararı nedeniyle durmuştu. Bu süreçte özellikle Afrika ve Orta Doğu'daki birçok ülkede aşılama oranlarında düşüş ve gıda güvensizliğinde artış yaşandığı rapor edildi. Dünya Sağlık Örgütü, çocuk felci vakalarının Afganistan ve Pakistan'da artış gösterdiğini, Yemen'de ise kolera salgınının yeniden hortladığını açıklamıştı.
Uzmanlar, ABD'nin bu kısmi geri dönüşünün, küresel sağlık kuruluşlarına olan güveni kısmen tazelediğini, ancak kalıcı ve öngörülebilir bir finansmanın gerekliliğine dikkat çekiyor. Georgetown Üniversitesi'nden küresel sağlık uzmanı Dr. Lawrence Gostin, "Kısa vadeli ödemeler, uzun vadeli planlama yapamayan kuruluşlar için sürdürülebilir bir çözüm değil" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu karar, yalnızca doğrudan yardım alan ülkeleri değil, aynı zamanda küresel sağlık mimarisini de etkiliyor. ABD, uzun yıllardır dünyanın en büyük tek taraflı sağlık bağışçısı konumunda. Kesintiler, sadece acil sağlık hizmetlerini değil, aynı zamanda aşı geliştirme, hastalık sürveyansı ve sağlık sistemlerinin güçlendirilmesi gibi uzun vadeli yatırımları da tehdit etmişti. Bu nedenle, yeniden başlatılan fonların sinyali, uluslararası toplum tarafından dikkatle izleniyor.
Özellikle Orta Doğu ve Sahra Altı Afrika'da, ABD'nin desteği, çatışma bölgelerinde temel sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde hayati rol oynuyor. WFP, Yemen, Suriye ve Sudan'da milyonlarca kişiye gıda yardımı ulaştırıyor. UNICEF ise kızamık ve çocuk felci aşılama kampanyaları yürütüyor. Bu fonların yeniden akışı, bölgedeki insani krizlerin derinleşmesini kısmen önleyebilir. Ancak uzmanlar, ABD'nin bu tür yardımlarına siyasi koşullara bağlı olarak zaman zaman kesintiler getirebileceğini, bunun da küresel sağlık güvenliğini kırılgan hale getirdiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin bu kısmi geri dönüşü, Türkiye'nin de ev sahipliği yaptığı Suriyeli mülteciler ve bölgesel insani krizler açısından önem taşıyor. Türkiye, halihazırda dünyanın en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülkesi konumunda. ABD'nin sağlık ve gıda yardımlarını azaltması, özellikle mülteci kamplarında yaşayanların ihtiyaçlarının karşılanmasında uluslararası kuruluşların kapasitesini zayıflatmıştı. Bu fonların yeniden başlaması, Türkiye üzerindeki insani yardım yükünün bir nebze hafiflemesine katkı sağlayabilir. Ancak kalıcı bir çözüm için ABD'nin taahhütlerini sürdürmesi ve uluslararası toplumun dayanışma içinde hareket etmesi gerekiyor.