Washington, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) yönelik yeni yaptırımlar uygulayacağını duyurdu. ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Lahey merkezli mahkemeye kaynak akışını kesmeyi amaçlayan bu adımla, UCM'yi dağıtma sözünü hayata geçirmeye başladı. Yaptırımlar, mahkemenin üst düzey yetkililerine ve kuruma finansal destek sağlayan kuruluşlara yönelik mal varlığı dondurma ve seyahat yasaklarını içeriyor. Trump yönetimi, UCM'nin ABD ve İsrail vatandaşlarına karşı açtığı soruşturmaları gerekçe göstererek, mahkemeyi siyasi bir araç olarak nitelendiriyor.
Yaptırımların Arka Planı ve Kapsamı
ABD'nin bu hamlesi, UCM ile uzun süredir devam eden gerilimin son halkası. 2002'de kurulan ve 123 ülkenin taraf olduğu UCM, savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım gibi ağır ihlalleri soruşturmakla görevli. Ancak ABD, İsrail, Çin ve Rusya gibi ülkeler mahkemeye taraf değil. Trump yönetimi, özellikle 2020'de UCM savcısının Afganistan'daki ABD askerlerinin olası savaş suçlarını soruşturma kararını sert şekilde eleştirmiş ve o dönemde de bazı yaptırımlar uygulamıştı. Yeni yaptırımların, mahkemenin finansmanını hedef alarak operasyonel kapasitesini felç etmeyi amaçladığı belirtiliyor.
ABD Hazine Bakanlığı tarafından hazırlanan yaptırım listesinde, UCM Başsavcısı ve bazı hakimlerin yanı sıra mahkemeye bağışta bulunan vakıf ve şirketler de yer alıyor. Yaptırımlar kapsamında bu kişi ve kuruluşların ABD'deki mal varlıkları dondurulacak, ABD vatandaşları ve şirketleriyle iş yapmaları yasaklanacak. Ayrıca, yaptırım listesindekilere vize yasağı getirilecek. ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "UCM'nin yetkisini kötüye kullanarak Amerikan askerlerini ve müttefiklerini hedef almasına izin vermeyeceğiz" denildi.
UCM yetkilileri ise yaptırımların mahkemenin bağımsızlığına yönelik ciddi bir saldırı olduğunu savunuyor. Mahkeme sözcüsü, "Bu yaptırımlar, uluslararası hukukun üstünlüğünü zayıflatmaya yönelik bir girişimdir. Yargı bağımsızlığına müdahale kabul edilemez" ifadelerini kullandı. Avrupa Birliği ve çok sayıda insan hakları örgütü de kararı kınadı. Uluslararası Af Örgütü, yaptırımların "adalete erişimi engelleyerek mağdurları cezalandırdığını" belirtti.
Küresel Yansımalar ve Tepkiler
ABD'nin UCM'ye yaptırım kararı, uluslararası düzen açısından derin bir yarık oluşturuyor. Mahkemenin en büyük finansal destekçileri arasında AB ülkeleri, Japonya, Kanada ve Avustralya gibi ABD'nin geleneksel müttefikleri bulunuyor. Yaptırımlar, bu ülkelerin UCM'ye katkılarını sürdürüp sürdüremeyeceği sorusunu gündeme getiriyor. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi, "UCM'ye yönelik her türlü yaptırım, uluslararası ceza adaleti sistemine darbe vurur" açıklamasını yaptı. Ancak ABD'nin yaptırımlarına karşı somut bir misilleme yapılıp yapılmayacağı belirsiz.
Rusya ve Çin, ABD'nin adımını fırsat bilerek UCM'ye yönelik eleştirilerini artırabilir. Her iki ülke de mahkemeyi Batı'nın siyasi aracı olmakla suçluyor ve kendi vatandaşlarını yargı yetkisinden muaf tutmak için çaba gösteriyor. Yaptırımlar, UCM'nin Ukrayna, Gazze ve Sudan gibi bölgelerde yürüttüğü soruşturmaları da olumsuz etkileyebilir. Mahkeme, bu dosyalarda delil toplamak ve tanık korumak için uluslararası işbirliğine ihtiyaç duyuyor. ABD yaptırımları, üçüncü ülkeleri UCM ile işbirliği yapmaktan caydırabilir.
Uzmanlar, yaptırımların UCM'nin meşruiyetini sarsmakla birlikte tamamen etkisiz bırakmayacağını düşünüyor. Mahkeme, taraf devletlerin katkılarıyla ayakta duruyor ve ABD'nin baskısına rağmen soruşturmalarını sürdürme iradesini koruyor. Ancak finansal kısıtlamalar, özellikle saha operasyonlarında ve tanık koruma programlarında aksamalara yol açabilir. Yaptırımların uzun vadeli etkisi, ABD'nin müttefiklerini ne ölçüde yanına çekebileceğine bağlı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, UCM'ye taraf olmamakla birlikte, mahkemenin yürüttüğü soruşturmaları ve uluslararası hukukun gelişimini yakından takip ediyor. ABD'nin UCM'ye yaptırım uygulaması, Türkiye'nin çok taraflılık ve uluslararası hukuka bağlılık politikası açısından endişe verici bir gelişme. Ankara, son yıllarda Gazze'deki savaş suçları iddialarına ilişkin UCM soruşturmalarını desteklemiş ve İsrail'e yönelik baskıların artırılmasını savunmuştu. Yaptırımlar, UCM'nin İsrail aleyhindeki dosyalarını zayıflatarak Filistin davasına zarar verebilir. Öte yandan Türkiye, ABD ile ilişkilerinde yeni bir gerilim başlığından kaçınmak isteyebilir. Yaptırımların, ABD'nin diğer müttefikleriyle olduğu gibi Türkiye ile de uluslararası adalet konusunda bir ayrışma yaratması muhtemel. Türkiye'nin denge politikası, bu tür gelişmelerde belirleyici olacak.