ABD'nin toplam ulusal borcu, tarihte ilk kez 40 trilyon dolar sınırını aşarak yeni bir rekora imza attı. Bu rakam, ülkenin federal hükümetinin birikmiş tüm açıklarının toplamını ifade ediyor. Savunma harcamaları, sosyal güvenlik ve Medicare gibi sosyal programlar ile borç faiz ödemelerinin federal bütçenin devasa bir bölümünü oluşturması, borç yükünün hızla artmasına neden oluyor. Uzmanlar, bu durumun ekonomik istikrar ve gelecek nesiller üzerinde ciddi etkileri olabileceği konusunda uyarıyor.
Borç Krizi Nasıl Bu Noktaya Geldi?
ABD'nin ulusal borcu, yıllar içinde hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi hükümetler döneminde istikrarlı bir şekilde arttı. 2008 küresel mali krizi ve 2020'deki COVID-19 salgını sırasında uygulanan genişletici mali politikalar, borç yükünü önemli ölçüde artırdı. Özellikle salgın döneminde trilyonlarca dolarlık teşvik paketleri, borcun yükselmesinde belirleyici oldu.
Biden yönetiminin 2022'de açıkladığı enflasyonu düşürme yasası ve altyapı yatırımları da borç artışını hızlandırdı. Ancak asıl büyük kalem, faiz ödemeleri. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz oranlarını yükseltmesiyle birlikte, federal hükümetin borç faizi giderleri de fırladı. Bu yıl borç faiz ödemeleri, ulusal savunma bütçesini bile geride bırakarak bütçenin en büyük kalemlerinden biri haline geldi.
Hazine Bakanlığı verilerine göre, borcun gayri safi yurt içi hasılaya (GSYİH) oranı yüzde 120'yi aşmış durumda. Bu oran, II. Dünya Savaşı'nın sonundan bu yana en yüksek seviye olarak kayıtlara geçti.
Küresel Ekonomiye Etkileri
ABD borcundaki bu artış, dünya ekonomisi için de önemli riskler barındırıyor. ABD hazine tahvilleri, küresel finans sisteminin temel güvenli limanı olarak kabul ediliyor. Ancak borç yükünün sürdürülemez hale gelmesi, bu güveni sarsabilir. Uzmanlar, ABD'nin borç krizine girmesi durumunda küresel piyasalarda büyük dalgalanmalar yaşanabileceği konusunda uyarıyor.
Özellikle gelişmekte olan ülkeler, ABD dolarına endeksli borçları nedeniyle bu durumdan doğrudan etkilenebilir. Doların değer kaybetmesi veya faiz oranlarının yükselmesi, bu ülkelerin borç yükünü artırabilir. Ayrıca, ABD'deki siyasi kutuplaşma nedeniyle borç tavanı krizlerinin sık sık yaşanması, küresel ekonomik istikrar için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Daha önce 2011 ve 2023'te yaşanan krizlerde, ABD'nin temerrüde düşme ihtimali dünya piyasalarını sarsmıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin artan borç yükü, Türkiye ekonomisi için dolaylı riskler barındırıyor. Türkiye'nin dış borçlarının büyük bölümü dolar cinsinden olduğundan, ABD'de faiz oranlarının ve doların seyrindeki değişimler, Türkiye'nin borçlanma maliyetlerini ve döviz rezervlerini etkileme potansiyeline sahip. Ayrıca, ABD'nin bütçe açığı ve borç krizi, küresel ticaret ve yatırım akımlarında belirsizliklere yol açabilir. Bu durum, Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalara sermaye girişlerini olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, Türkiye'nin kendi makroekonomik istikrarını sağlamaya yönelik politikaları, bu tür küresel risklere karşı dayanıklılığını artırması açısından önem taşıyor.