ABD Hazine Bakanlığı, Cuma günü yaptığı açıklamayla, İran'a yönelik yeni yaptırımlar kapsamında küçük ölçekli bir Türk yatırım bankası ve iki iştirakini hedef aldığını duyurdu. Reuters'ın Washington muhabirleri Ismail Shakil, David Lawder ve Andrea Shalal'ın haberine göre, söz konusu yaptırımlar, Trump yönetiminin İran'a yönelik "maksimum baskı" kampanyasının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor. Bakanlık, yaptırım kararının gerekçesi olarak, adı geçen bankanın İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı birimlerle finansal bağlantıları olduğunu öne sürdü. Türk bankasının kimliği henüz netleşmezken, Hazine Bakanlığı'nın yaptırım listesine eklediği kuruluşlar arasında bankanın yurt dışı iştiraklerinin de bulunduğu belirtildi.
Yaptırımın Arka Planı ve ABD'nin İran Stratejisi
ABD Başkanı Donald Trump, 2018 yılında İran ile imzalanan nükleer anlaşmadan (Kapsamlı Ortak Eylem Planı - JCPOA) tek taraflı olarak çekilmiş ve Tahran'a yönelik ekonomik yaptırımları kademeli olarak sıkılaştırmıştı. Bu kapsamda, İran'ın petrol ihracatını sıfıra indirmeyi hedefleyen Washington, İran ile iş yapan üçüncü ülke şirketlerine ve bankalarına da yaptırım uygulamaktan çekinmedi. Son yaptırım dalgası, İran'ın bölgesel etkisini sınırlamayı ve ülkeyi nükleer programını sınırlamaya zorlamayı amaçlıyor.
Türk bankasına yönelik yaptırım, ABD'nin müttefiki olan Türkiye ile ilişkilerinde yeni bir gerilim hattı oluşturma potansiyeli taşıyor. Türkiye, ABD'nin İran'a yönelik tek taraflı yaptırımlarını tanımadığını ve BM Güvenlik Konseyi kararları dışındaki yaptırımlara uymayacağını defalarca açıklamıştı. Ancak ABD, kendi finansal sistemi üzerinden yaptırım uygulayarak, Türk bankalarının uluslararası işlemlerini sekteye uğratabiliyor. Bu durum, Türkiye'nin enerji ithalatı ve İran ile olan ticaretini dolaylı yoldan etkiliyor.
Hazine Bakanlığı'nın açıklamasında, yaptırımın gerekçesi olarak "İran rejimine finansal destek sağlayan ağların hedef alındığı" ifade edildi. Yaptırım listesine eklenen kuruluşların ABD'deki mal varlıkları dondurulacak ve Amerikan vatandaşlarının bu kuruluşlarla işlem yapması yasaklanacak. Ayrıca, yabancı finans kuruluşlarının da bu bankalarla işlem yapması halinde ikincil yaptırımlarla karşılaşabileceği uyarısı yapıldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları, yalnızca Türkiye'yi değil, bölgedeki diğer ülkeleri de yakından ilgilendiriyor. İran, yaptırımlara rağmen Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen gibi ülkelerdeki vekil gruplar üzerinden etkisini sürdürüyor. ABD'nin amacı, İran'ın bu ağlara sağladığı finansal kaynağı kesmek. Ancak yaptırımlar, İran halkı üzerindeki ekonomik baskıyı artırırken, rejimin bölgesel politikalarını değiştirmesini sağlamadı.
Öte yandan, ABD'nin yaptırım kararı, NATO müttefiki Türkiye ile ilişkilerde yeni bir kriz kapısı aralayabilir. Türkiye, ABD'nin yaptırımlarını delmekle suçlanan Halkbank davasında da benzer bir baskıyla karşılaşmıştı. Bu son yaptırım, iki ülke arasındaki ekonomik ve diplomatik gerilimi daha da artırabilir. Türkiye, İran ile ticaretini sürdürmek için çeşitli mekanizmalar (altın ticareti, takas) geliştirmeye çalışsa da, ABD'nin finansal yaptırımları bu çabaları zorlaştırıyor.
Uzmanlar, ABD'nin Türk bankasına yönelik yaptırımının sembolik olduğunu, zira bankanın küçük ölçekli olduğunu belirtiyor. Ancak bu adım, ABD'nin İran ile iş yapan tüm kuruluşları hedef alacağı mesajını veriyor. Yaptırımın, Türkiye'deki diğer bankalar üzerinde caydırıcı etki yaratması ve İran-Türkiye ticaretini daha da kısıtlaması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Türk bankasına yönelik yaptırımı, Türkiye'nin İran ile olan ekonomik ilişkilerini doğrudan etkiliyor. Türkiye, İran'dan doğalgaz ve petrol ithal ediyor; ayrıca iki ülke arasında yıllık 10 milyar doları aşan bir ticaret hacmi bulunuyor. ABD yaptırımları, bu ticaretin finansmanını zorlaştırarak Türkiye'nin enerji güvenliğini ve ekonomik çıkarlarını tehdit ediyor. Ayrıca, yaptırım kararı, Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir gerilim kaynağı olabilir. Türkiye, yaptırımlara karşı diplomatik girişimlerde bulunabilir ve alternatif ödeme mekanizmaları arayışını hızlandırabilir. Uzun vadede, bu tür yaptırımlar Türkiye'nin Batı ile ekonomik entegrasyonunu sorgulamasına yol açabilir.