ABD Temsilciler Meclisi, 2027 mali yılı için hazırlanan ve 1,15 trilyon dolarlık rekor bir savunma bütçesini öngören Ulusal Savunma Yetki Yasası'nı (NDAA) 216-212 oyla kabul etti. Geleneksel olarak iki partinin geniş desteğini alan yasa tasarısı, bu kez Başkan Donald Trump'ın liderliğinde giderek derinleşen siyasi kutuplaşmanın gölgesinde yalnızca dört oyluk dar bir farkla geçti. Oylama, ABD'nin savunma politikalarında yaşanan tartışmaları ve Kongre'deki bölünmüşlüğü gözler önüne serdi.
Savunma bütçesinin kapsamı ve öne çıkan maddeler
Yasa tasarısı, Pentagon'un temel operasyonlarından nükleer modernizasyona, Hint-Pasifik bölgesindeki caydırıcılık çalışmalarından siber savunma kapasitelerine kadar geniş bir yelpazede harcama kalemlerini içeriyor. 1,15 trilyon dolarlık bütçe, askeri personel maaşlarından yeni silah sistemlerinin geliştirilmesine, askeri inşaat projelerinden araştırma-geliştirme faaliyetlerine kadar birçok alanı kapsıyor. Tasarıda ayrıca, Çin'in askeri yükselişine karşı Hint-Pasifik'teki varlığın güçlendirilmesine ve Rusya ile devam eden jeopolitik rekabete yönelik savunma önlemlerine öncelik verildiği belirtiliyor.
Yasa metninde, askerlere yüzde 14,5 oranında maaş zammı yapılması, konut yardımlarının artırılması ve aile destek programlarının genişletilmesi gibi personel odaklı düzenlemeler de yer alıyor. Ayrıca, deniz kuvvetlerinin filosunu genişletme planları, Hava Kuvvetleri'nin modern savaş uçakları alımı ve Kara Kuvvetleri'nin zırhlı araç modernizasyonu gibi büyük ölçekli donanım projeleri de bütçe kapsamında finanse edilecek. Bununla birlikte, nükleer üçlünün (kara, deniz ve hava tabanlı nükleer silahlar) yenilenmesi için ayrılan kaynaklar, özellikle stratejik caydırıcılığın sürdürülmesi açısından kritik önem taşıyor.
Siyasi kutuplaşma ve oylama süreci
NDAA, son yıllarda Kongre'de en geniş iki partili desteği alan yasalardan biri olarak biliniyordu. Ancak bu yıl, özellikle silah kontrolü, askeri harcamaların denetimi ve dış politika öncelikleri konusundaki görüş ayrılıkları, oylamada belirleyici oldu. Demokratlar, bütçenin savunma harcamalarına orantısız şekilde ağırlık verdiğini ve sosyal programlardan kaynak aktarıldığını savunurken; bazı Cumhuriyetçiler ise bütçenin yeterince kapsamlı olmadığını, özellikle Çin ve Rusya tehdidine karşı daha fazla harcama yapılması gerektiğini dile getirdi.
Oylamada, dört Demokrat milletvekilinin tasarıya destek vermesi, üç Cumhuriyetçinin ise karşı oy kullanması dikkat çekti. Bu durum, Başkan Trump'ın parti içindeki etkisinin ve Kongre'deki ideolojik kutuplaşmanın savunma politikalarına yansımasının bir göstergesi olarak yorumlandı. Tasarının Senato'da da onaylanması gerekiyor; ancak Senato'daki dengeler ve önümüzdeki haftalarda yapılacak görüşmeler, bütçenin nihai şeklini belirleyecek. Bazı senatörlerin, özellikle nükleer silah modernizasyonu ve yurtdışı askeri operasyonlar konusunda değişiklik talepleri gündeme gelebilir.
Küresel güvenlik ve bölgesel yansımalar
ABD'nin savunma bütçesi, yalnızca iç siyaset açısından değil, küresel güvenlik dengeleri açısından da büyük önem taşıyor. Bu devasa bütçe, ABD'nin askeri üstünlüğünü koruma kararlılığının bir işareti olarak görülüyor; özellikle Çin'in Asya-Pasifik'teki artan askeri varlığı ve Rusya'nın Ukrayna savaşındaki tutumu, Washington'ın savunma harcamalarını artırma yönündeki adımlarını hızlandırdı. Uzmanlar, bu bütçenin ABD'nin küresel askeri angajmanlarını sürdürme kapasitesini artıracağını, ancak aynı zamanda bütçe açığı ve ulusal borç üzerindeki yükü de büyüteceğini belirtiyor.
Bölgesel düzeyde, özellikle NATO müttefikleri ve Hint-Pasifik'teki ortaklar, ABD'nin savunma harcamalarını memnuniyetle karşıladı. Ancak, bazı Avrupa ülkeleri, ABD'nin dikkatini Asya'ya kaydırmasından endişe ediyor ve Avrupa güvenliğine yönelik taahhütlerin zayıflayabileceğini düşünüyor. Öte yandan, Çin ve Rusya, ABD'nin bu hamlesini "askeri yarışı kızıştırma" olarak nitelendirerek eleştirdi. Bu durum, küresel silahlanma yarışının hızlanabileceğine dair endişeleri de beraberinde getirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin savunma bütçesini artırması, Türkiye'nin güvenlik ortamını doğrudan etkileyen bir gelişme olarak öne çıkıyor. Türkiye, NATO'nun önemli bir üyesi olarak ABD'nin savunma harcamalarındaki artışı ittifak dayanışması açısından olumlu karşılayabilir; ancak bütçede yer alan bazı kalemler, özellikle Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki askeri dengeleri etkileyebilir. Türkiye'nin S-400 hava savunma sistemi alımı nedeniyle F-35 programından çıkarılması, ABD ile savunma iş birliğinde yaşanan gerginliklerin bir göstergesiydi. Bu yeni bütçe, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırması durumunda Türkiye'nin güvenlik politikalarını yeniden değerlendirmesine yol açabilir. Ayrıca, bütçede yer alan silah satışlarına ilişkin düzenlemelerin Türkiye'ye yönelik olası yaptırımlar veya kısıtlamalarla birlikte ele alınması gerekiyor. Türkiye'nin kendi savunma sanayisini geliştirme çabaları, bu gelişmeler karşısında stratejik önem kazanıyor.