ABD yönetiminin, Tayvan'a yönelik büyük çaplı silah satışı duyurusunu, Kasım ayında Shenzhen'de yapılacak Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (Apec) zirvesi ve G20 zirvesi sonrasına ertelemeyi değerlendirdiği bildirildi. Konuya yakın birden fazla kaynağın South China Morning Post'a (SCMP) aktardığına göre, olası erteleme, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in önümüzdeki hafta Washington'a yapacağı ziyaret öncesinde gündeme geldi. Kaynaklar, kararın henüz kesinleşmediğini ve diplomatik takvimin belirleyici olacağını vurguluyor.
Ertelemenin arka planı: Diplomatik takvim ve stratejik hesaplar
ABD'nin Tayvan'a silah satışı konusundaki tereddüdü yeni değil. Ancak bu kez zamanlama, doğrudan iki büyük uluslararası zirveyle ilişkilendiriliyor. Apec zirvesi Kasım ayında Çin'in Shenzhen kentinde yapılacak. Hemen ardından G20 liderler zirvesi de aynı ay içinde gerçekleşecek. Washington'ın, bu zirveler sırasında Pekin ile yapıcı bir diyalog ortamı yakalamak istediği, bu nedenle silah satışı duyurusunu erteleyerek gerilimi düşürmeyi hedeflediği belirtiliyor.
Öte yandan Xi Jinping'in önümüzdeki hafta Washington'a yapacağı ziyaret, iki ülke arasındaki üst düzey temasların yeniden canlandığı bir döneme işaret ediyor. ABD Başkanı Joe Biden ile Xi arasında yapılacak görüşmede, Tayvan meselesinin yanı sıra ekonomik işbirliği, iklim değişikliği ve Kuzey Kore gibi başlıkların ele alınması bekleniyor. ABD'li yetkililer, silah satışının ertelenmesinin Tayvan'a yönelik taahhütlerden vazgeçildiği anlamına gelmediğini, sadece zamanlamanın diplomatik hassasiyetler gözetilerek ayarlandığını savunuyor.
Tayvan hükümeti ise konuya temkinli yaklaşıyor. Tayvan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "ABD ile savunma işbirliğimizin devam ettiğini ve silah satışı süreçlerinin planlandığı gibi yürüdüğünü" ifade edildi. Ancak Tayvanlı yetkililer, olası bir ertelemenin ada savunması için kritik önemdeki sistemlerin teslimatını geciktirebileceği endişesini dile getiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Tayvan gerilimi ve büyük güç rekabeti
Tayvan, ABD-Çin ilişkilerinin en hassas başlıklarından biri olmayı sürdürüyor. Pekin, Tayvan'ı kendi topraklarının ayrılmaz bir parçası olarak görüyor ve yabancı ülkelerin adaya silah satmasını "iç işlerine müdahale" olarak nitelendiriyor. ABD ise Tayvan'ın kendini savunma kapasitesini güçlendirmeyi, bölgedeki istikrarın korunması açısından gerekli görüyor. Washington'ın son yıllarda onayladığı silah satışları, Çin'in sert tepkilerine ve karşı önlemlere yol açtı.
Uzmanlar, olası ertelemenin ABD-Çin ilişkilerinde kısa vadeli bir yumuşama sağlayabileceğini, ancak Tayvan konusundaki yapısal anlaşmazlığı çözmeyeceğini belirtiyor. Apec ve G20 zirveleri, hem ekonomik işbirliği hem de jeopolitik rekabetin aynı anda yönetilmesi gereken platformlar olarak öne çıkıyor. ABD'nin, zirvelerde iklim ve ticaret gibi alanlarda Çin ile işbirliği arayışında olduğu, bu nedenle Tayvan kaynaklı bir krizin zirveleri gölgelemesini istemediği değerlendiriliyor.
Bölgesel aktörler de gelişmeyi yakından izliyor. Japonya, Güney Kore ve Avustralya gibi ülkeler, Tayvan Boğazı'ndaki istikrarın kendi güvenlikleri için kritik olduğunu düşünüyor. Güneydoğu Asya ülkeleri ise ABD ile Çin arasındaki dengeyi korumaya çalışıyor. Erteleme kararı, bölgede bir rahatlama yaratabileceği gibi, ABD'nin caydırıcılık taahhütlerine dair soru işaretlerini de artırabilir.
Ekonomik cephede ise Tayvan, küresel yarı iletken tedarik zincirinin merkezinde yer alıyor. Tayvanlı çip üreticisi TSMC, dünya genelinde en gelişmiş yongaların büyük bölümünü üretiyor. Bu nedenle Tayvan çevresindeki herhangi bir gerilim, küresel teknoloji ve otomotiv sektörlerini doğrudan etkileyebilir. ABD'nin silah satışı kararı, sadece askeri değil, aynı zamanda ekonomik güvenlik açısından da stratejik bir adım olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Tayvan'a silah satışını erteleme kararı, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel güç dengeleri açısından önemli ipuçları sunuyor. Türkiye, hem ABD hem de Çin ile karmaşık ilişkiler yürüten bir ülke olarak, büyük güçler arasındaki gerilimin ticaret ve savunma alanlarına yansımalarını yakından izlemek durumunda. Özellikle yarı iletken tedarik zincirinde yaşanabilecek bir aksama, Türkiye'nin teknoloji ithalatını ve savunma sanayii üretimini dolaylı yoldan etkileyebilir. Ayrıca ABD-Çin yakınlaşması veya gerilimi, Türkiye'nin NATO içindeki konumu ve Asya-Pasifik'e yönelik açılımları için de bir referans noktası oluşturuyor. Ankara, denge politikası çerçevesinde her iki tarafla diyalogu sürdürmeye çalışacaktır.