ABD Çalışma Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, Ekim ayında tarım dışı istihdam sadece 29 bin kişi arttı ve işsizlik oranı %3,9'a yükseldi. Bu rakam, ekonomistlerin beklediği 190 binlik artışın çok altında kaldı ve 3 Kasım ara seçimleri öncesinde Başkan Donald Trump yönetimi için önemli bir ekonomik sınav olarak değerlendiriliyor. İstihdam artışındaki keskin yavaşlama, işgücü piyasasının soğuduğuna dair güçlü sinyal verdi.
İstihdam Raporunun Detayları ve Arka Plan
Çalışma Bakanlığı verilerine göre, Ekim ayındaki 29 binlik istihdam artışı, son bir yılın en düşük aylık artışı oldu. Ağustos ve Eylül aylarına ilişkin veriler de aşağı yönlü revize edildi; bu iki ayın toplam istihdam artışı 31 bin kişi azaltıldı. Böylece üç aylık ortalama istihdam artışı 2017'nin sonundan bu yana en düşük seviyeye indi. İşsizlik oranı ise %3,7'den %3,9'a çıktı; bu, 2018'in başından bu yana en yüksek seviye. İşgücüne katılım oranı değişmeyerek %62,7'de kaldı. Ortalama saatlik kazançlar ise bir önceki aya göre %0,2 artışla yıllık %3,1'e ulaştı; bu, enflasyonun üzerinde bir ücret artışına işaret ediyor ancak istihdam artışındaki yavaşlamayı telafi etmiyor.
Raporun ayrıntılarına bakıldığında, iş kayıplarının özellikle perakende, eğlence ve konaklama gibi hizmet sektörlerinde yoğunlaştığı görülüyor. İnşaat sektöründe de düşüş yaşandı. Buna karşılık sağlık hizmetleri ve profesyonel iş hizmetleri gibi alanlarda sınırlı artışlar kaydedildi. Ekim ayındaki zayıf performans, büyük ölçüde kasırga sezonunun etkisi ve geçici işe alımlardaki azalma ile açıklanıyor. Ancak ekonomistler, ticaret savaşlarının yarattığı belirsizlik, faiz oranlarındaki artış ve küresel büyümedeki yavaşlamanın da işverenleri temkinli olmaya ittiğini belirtiyor.
Bu istihdam raporu, 3 Kasım'da yapılacak ara seçimler öncesinde yayımlanan son resmi işgücü piyasası fotoğrafı olma özelliği taşıyor. Seçimler, Başkan Trump'ın Cumhuriyetçi Partisi'nin Kongre'nin her iki kanadındaki kontrolünü koruyup koruyamayacağını belirleyecek. Ekonomi, seçmenlerin en önemli öncelikleri arasında yer alıyor ve bu tür bir rapor, iktidar partisi için olumsuz bir haber olarak yorumlanıyor. Beyaz Saray yetkilileri, tek bir aylık verinin genel eğilimi yansıtmadığını savunsa da, Demokratlar bu rakamları ekonomik yönetimin başarısızlığı olarak nitelendiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD ekonomisindeki bu yavaşlama sinyali, küresel piyasalar üzerinde de etkili olabilir. Dünyanın en büyük ekonomisinin beklenenden az istihdam yaratması, Federal Reserve'ün faiz artırım politikasını yeniden değerlendirmesine yol açabilir. Fed, bu yıl üç kez faiz artırdı ve Aralık ayında bir artırım daha bekleniyordu; ancak zayıf istihdam verisi, bu beklentileri zayıflatabilir. Öte yandan, ABD'nin ekonomik performansı, gelişmekte olan ülkelerden Avrupa'ya kadar geniş bir yelpazede ticaret ve yatırım kararlarını etkiliyor. Özellikle ABD ile ticaret savaşı içinde olan Çin ve Avrupa Birliği, bu veriyi yakından takip ediyor. Zayıf istihdam, ABD'nin ithalat talebini düşürebilir ve küresel ticaret hacmini olumsuz etkileyebilir.
Ayrıca, ara seçim sonuçları, ABD'nin dış politikasında da değişime yol açabilir. Eğer Kongre'de Demokratlar çoğunluğu kazanırsa, Trump'ın ticaret, göç ve dış ilişkiler politikalarında daha fazla engelle karşılaşması muhtemel. Bu da Transatlantik ilişkiler, NATO ve Orta Doğu politikalarında yeni dengeleri beraberinde getirebilir. Ekonomik yavaşlama, seçmen davranışını etkileyerek popülist söylemleri güçlendirebilir veya iktidar partisini cezalandırabilir. Sonuç olarak, 29 binlik istihdam artışı sadece bir ekonomik gösterge değil, aynı zamanda küresel siyaset ve ekonomi için bir dönüm noktası olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki istihdam yavaşlaması ve olası ekonomik yavaşlama, Türkiye'yi birkaç kanaldan etkileyebilir. Öncelikle, ABD Merkez Bankası'nın faiz artırımını yavaşlatması durumunda küresel likidite koşulları gevşeyebilir ve gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışı artabilir; bu da Türk lirası ve tahvil piyasası için kısa vadede olumlu bir gelişme olabilir. Ancak ABD talebindeki azalma, Türkiye'nin ABD'ye olan ihracatını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ara seçim sonuçlarına bağlı olarak ABD'nin Türkiye'ye yönelik yaptırım ve dış politika tutumunda değişiklikler görülebilir. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde hem ekonomik hem de stratejik dengeleri gözetmek durumunda.