ABD Başkanı Donald Trump'ın Suudi Arabistan ile yeni bir nükleer işbirliği anlaşması imzalama çabası, Kongre'deki sert muhalefet nedeniyle tıkanma noktasına geldi. Anlaşmanın, Suudi Arabistan'ın nükleer bomba edinmesini engellemede yetersiz kaldığı ve diğer nükleer ülkelerden istenen denetim standartlarını Riyad'a dayatmadığı gerekçesiyle, Kongre üyeleri anlaşmayı bloke etmek için harekete geçti. Trump yönetimi, Suudi Arabistan ile sivil nükleer işbirliğini kapsayan bir anlaşmayı duyurmaya hazırlanırken, Kongre'nin itirazları anlaşmanın geleceğini belirsizliğe sürükledi.
Anlaşmanın Arka Planı ve Kongre'nin İtirazları
ABD yönetimi, Suudi Arabistan ile "123 Anlaşması" olarak bilinen sivil nükleer işbirliği anlaşmasını müzakere ediyor. Bu tür anlaşmalar, ABD'nin nükleer teknoloji ve malzeme ihracatını düzenliyor ve genellikle Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) tarafından denetlenen sıkı güvenlik önlemleri içeriyor. Ancak Kongre üyeleri, mevcut taslağın Suudi Arabistan'a uranyum zenginleştirme ve plütonyum yeniden işleme hakkı tanıdığını, bunun da nükleer silah üretimine kapı aralayabileceğini belirtiyor.
Temsilciler Meclisi ve Senato'daki iki partili bir grup, anlaşmanın yürürlüğe girmesini engellemek için yasama girişimlerini hızlandırdı. Kongre üyeleri, Suudi Arabistan'ın nükleer silah edinmesini önlemek için "altın standart" olarak adlandırılan ek protokolü kabul etmesi gerektiğini savunuyor. Bu standart, Suudi Arabistan'ın uranyum zenginleştirme ve plütonyum yeniden işleme tesislerine izin vermemeyi ve IAEA'nın habersiz denetimlerine olanak tanıyan ek protokolü imzalamayı gerektiriyor. ABD'nin diğer nükleer anlaşmalarında (örneğin BAE ile yapılan anlaşmada) bu standart uygulanmıştı.
Kongre'nin itirazları, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın 2018'de yaptığı "Suudi Arabistan nükleer silah edinirse, biz de ediniriz" açıklamasıyla daha da güçlendi. Ayrıca, Suudi Arabistan'ın nükleer programının şeffaflıktan uzak olduğu ve IAEA ile tam işbirliği yapmadığı yönünde endişeler var. Kongre üyeleri, anlaşmanın Suudi Arabistan'a nükleer teknoloji transferi için gerekli olan "123 Anlaşması"nın Kongre onayından geçmesi gerektiğini hatırlatıyor. Anlaşma, Kongre'ye sunulduktan sonra 90 gün içinde yürürlüğe girebilir; ancak Kongre, ortak kararla anlaşmayı engelleyebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Suudi Arabistan'ın nükleer programı, Orta Doğu'da bir nükleer silahlanma yarışını tetikleme potansiyeli taşıyor. İsrail'in bölgedeki nükleer üstünlüğü ve İran'ın nükleer programı göz önüne alındığında, Suudi Arabistan'ın nükleer silah edinmesi bölgesel dengeleri alt üst edebilir. ABD'nin Suudi Arabistan ile yapacağı anlaşma, İran nükleer anlaşmasından (JCPOA) çekilmesi sonrası Orta Doğu'da nükleer yayılmayı önleme çabalarını zayıflatabilir.
Trump yönetimi, anlaşmayı Suudi Arabistan ile stratejik ortaklığı güçlendirmek ve ABD şirketlerine nükleer teknoloji ihracatı için fırsatlar yaratmak amacıyla destekliyor. Ancak Kongre'deki muhalefet, anlaşmanın ulusal güvenlik çıkarlarına aykırı olduğunu savunuyor. Anlaşmanın engellenmesi, ABD-Suudi ilişkilerinde yeni bir gerilim hattı oluşturabilir. Ayrıca, Suudi Arabistan'ın nükleer teknolojiyi başka ülkelerden (örneğin Rusya, Çin veya Fransa) tedarik etme olasılığı, ABD'nin nükleer ticaretteki etkisini azaltabilir.
Kongre'nin hamlesi, ABD'nin nükleer yayılmayı önleme politikalarında iki partili bir uzlaşmanın olduğunu gösteriyor. Ancak Trump yönetiminin anlaşmayı Kongre'den geçirmek için ne kadar ısrarcı olacağı belirsiz. Anlaşmanın kaderi, önümüzdeki aylarda Kongre'de yapılacak oylamalara bağlı. Eğer anlaşma engellenirse, Suudi Arabistan'ın nükleer enerji programı sekteye uğrayabilir ve bölgede nükleer yayılma riski artabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suudi Arabistan'ın nükleer kapasite edinme ihtimali, Türkiye'nin güvenlik ve enerji politikalarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, kendi nükleer enerji programını (Akkuyu Nükleer Santrali) Rusya ile yürütürken, bölgede bir nükleer silahlanma yarışının parçası olmak istemiyor. Suudi Arabistan'ın uranyum zenginleştirme hakkı elde etmesi, İran'ın nükleer programına karşı bir denge unsuru olarak görülse de, Türkiye için riskler barındırıyor: Bölgesel istikrarsızlık, enerji fiyatları ve güvenlik tehditleri. Ayrıca, ABD'nin Suudi Arabistan'a sağlayacağı nükleer teknoloji, Türkiye'nin Batı ile nükleer işbirliği imkânlarını da etkileyebilir. Türkiye, nükleer yayılmanın önlenmesi ve Orta Doğu'da denge politikası izlemeye devam edecektir.