ABD yönetimi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ndeki derin görüş ayrılıkları nedeniyle Sudan'a yönelik kapsamlı bir silah ambargosu önerisini rafa kaldırdı. Bunun yerine Konsey, perşembe günü yalnızca Darfur bölgesini kapsayan mevcut silah ambargosunun süresinin uzatılmasını oylayacak. Söz konusu oylama, BMGK'nın 1591 sayılı kararı üzerine yapılacak ve kararın süresi teknik olarak uzatılacak. Bu gelişme, Washington'ın Sudan politikasında beklenen sertleşmenin şimdilik askıya alındığını gösteriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Trump yönetimi, göreve geldiğinden bu yana Sudan'daki iç savaşa müdahil olma konusunda isteksiz bir görüntü çiziyor. Ancak son aylarda, ülkedeki insani krizin derinleşmesi ve özellikle Darfur'da artan şiddet olayları, uluslararası kamuoyunun baskısını artırmıştı. ABD, bu baskıya yanıt olarak, tüm Sudan'ı kapsayan ve silah sevkiyatını yasaklayan yeni bir ambargo önerisi hazırlamıştı. Söz konusu öneri, ülkeye silah akışını tamamen kesmeyi ve çatışan taraflara yönelik yaptırımları genişletmeyi amaçlıyordu.
Ancak BM Güvenlik Konseyi'ndeki daimi üyeler arasında bu konuda ciddi bir uzlaşmazlık bulunuyor. Rusya ve Çin, Sudan hükümetine yönelik geniş kapsamlı bir ambargonun ülkedeki istikrarı daha da bozacağını ve barış görüşmelerini zorlaştıracağını savunuyor. Bazı Afrika ülkeleri de benzer endişeleri dile getiriyor. Buna karşılık ABD, İngiltere ve Fransa, silah akışının durdurulmasının şiddeti azaltacağını ve insani yardımların güvenli şekilde ulaştırılmasını sağlayacağını belirtiyor.
Konsey'deki bölünme, ABD'nin elini zayıflatmış durumda. Eğer kapsamlı ambargo önerisi oylamaya sunulsaydı, Rusya veya Çin'in veto etmesi kuvvetle muhtemeldi. Bu nedenle Washington, öneriyi geri çekerek, en azından mevcut Darfur ambargosunun uzatılmasını sağlamayı hedefliyor. 1591 sayılı karar, ilk olarak 2005 yılında kabul edilmiş ve Darfur'daki çatışmalara silah sevkiyatını yasaklamıştı. Karar, o tarihten bu yana düzenli olarak uzatılıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Sudan, 2023 yılından bu yana ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında şiddetli bir iç savaşa sahne oluyor. Çatışmalar, ülkenin büyük bölümünde etkili olurken, özellikle batıdaki Darfur bölgesi etnik temizlik iddialarıyla gündeme geldi. BM raporlarına göre, on binlerce sivil hayatını kaybetti, milyonlarca kişi yerinden edildi. İnsani yardım kuruluşları, bölgede açlık ve salgın hastalık riskinin arttığı uyarısında bulunuyor.
BM Güvenlik Konseyi'nin Sudan konusundaki tutumu, uluslararası toplumun bölgedeki krizlere müdahale kapasitesini de gözler önüne seriyor. Konsey'in daimi üyeleri arasındaki jeopolitik rekabet, etkili kararlar alınmasını giderek zorlaştırıyor. Rusya ve Çin'in, Sudan'daki altın ve diğer doğal kaynaklara yönelik ekonomik çıkarları olduğu biliniyor. Ayrıca her iki ülke de, Batı'nın Afrika'daki etkisini dengelemeye çalışıyor. Bu nedenle, kapsamlı bir silah ambargosu, sadece insani kaygılarla değil, aynı zamanda büyük güçler arasındaki nüfuz mücadelesiyle de şekilleniyor.
ABD'nin öneriyi askıya alması, Trump yönetiminin dış politikada önceliklerini de yansıtıyor. Yönetim, uzun süreli ve karmaşık çatışmalara doğrudan müdahil olmaktan kaçınıyor; daha çok ekonomik yaptırımlar ve diplomatik baskı araçlarını tercih ediyor. Ancak Sudan'daki krizin büyümesi, Washington'ı daha aktif bir rol almaya zorlayabilir. Öte yandan, 2024 yılında yapılacak ABD başkanlık seçimleri öncesinde, dış politika konularında kamuoyu baskısı da artabilir.
Avrupa Birliği ve diğer bölgesel aktörler, Sudan'daki istikrarsızlığın komşu ülkelere yayılmasından endişe ediyor. Çad, Mısır, Etiyopya ve Güney Sudan gibi ülkeler, mülteci akınları ve silah kaçakçılığıyla karşı karşıya. Bu durum, bölgesel güvenliği tehdit ediyor. Türkiye de, Sudan'daki gelişmeleri yakından takip ediyor; zira Türkiye'nin Afrika Boynuzu'nda artan ekonomik ve diplomatik varlığı bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki iç savaş ve BM Güvenlik Konseyi'ndeki kilitlenme, Türkiye'nin Afrika Boynuzu politikası açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, son yıllarda Sudan'da yatırımlarını artırmış, liman işletmeciliği ve tarımsal projelerle bölgede etkinlik kurmuştu. İç savaş nedeniyle bu yatırımlar sekteye uğradı. ABD'nin ambargo teklifini rafa kaldırması, kısa vadede Türkiye'nin Sudan'daki ekonomik çıkarlarını korumasına yardımcı olabilir; ancak çatışmanın devamı, bölgesel istikrarsızlığı derinleştirerek Türkiye'nin Afrika açılımını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, BMGK'daki bölünme, Türkiye'nin çok taraflı diplomasi kanallarını daha etkin kullanmasını gerektiriyor. Türkiye, Sudan'da barışçıl bir çözüm için diplomatik girişimlerini sürdürmeli ve insani yardımlarını artırmalıdır.