ABD Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SSA) en önemli finansal dayanağı olan Yaşlılık ve Hayatta Kalanlar Sigortası (OASI) emanet fonu, mevcut projeksiyonlara göre 2033 yılında tükenme noktasına gelecek. SSA'nın son yıllık raporuna göre, fonun 2033'te sıfırlanması durumunda emeklilere ve hak sahiplerine ödenen aylıklar yüzde 23 oranında kesintiye uğrayacak. Bu durum, 71 milyondan fazla Amerikalıyı doğrudan etkileyecek ve ülkenin yoksulluk oranlarını ciddi biçimde artıracak bir sosyal krizi tetikleyebilir. Kongre'nin bu sürede kapsamlı bir reform yapmaması halinde sistemin sürdürülebilirliği tamamen tehlikeye girecek.
Emanet fonunun erimesi: Demografik ve ekonomik nedenler
OASI fonu, 2021 yılında 2,9 trilyon dolar seviyesindeyken, 2023 sonunda 2,7 trilyon dolara geriledi. Net nakit akışının 2021'den bu yana negatif olduğu fona, 2033'te rezervin tamamen tükenmesi bekleniyor. Bunun başlıca nedeni, bebek patlaması kuşağının (1946-1964 doğumlular) emekliliğe adım atması ve sistemdeki işçi başına düşen emekli sayısının hızla artması. 1960 yılında 5,1 işçi bir emekliyi finanse ederken, 2023'te bu oran 2,7'ye düştü. 2035'te ise her emekliye karşılık sadece 2,3 işçi olacağı tahmin ediliyor.
Ekonomik büyümenin yavaşlaması, reel ücret artışlarının sınırlı kalması ve artan yaşam beklentisi de fonun üzerindeki baskıyı artırıyor. Ayrıca, pandemi sonrası erken emeklilik dalgası, iş gücüne katılım oranını düşürerek prim gelirlerini azalttı. SSA raporu, uzun vadeli açığın Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYH) yüzde 3,5'ine ulaştığını belirtiyor. Bu, ABD'nin mevcut askeri harcamalarının neredeyse yarısına denk bir büyüklükte.
Küresel emeklilik sistemleri için bir uyarı
ABD'deki bu kriz, diğer gelişmiş ülkeler için de bir örnek teşkil ediyor. Japonya, İtalya ve Almanya gibi yaşlanan nüfuslara sahip ülkeler, benzer sorunlarla karşı karşıya. Dünya Bankası verilerine göre, 2050 yılına kadar 60 yaş üstü nüfusun oranı gelişmiş ülkelerde yüzde 30'un üzerine çıkacak. Emeklilik sistemlerinin sürdürülebilirliği, küresel ekonomik istikrar için kritik bir konu haline geliyor. ABD'nin bu sorunu çözmek için atacağı adımlar (vergi artışları, emeklilik yaşının yükseltilmesi veya sosyal güvenlik kapsamının daraltılması gibi) diğer ülkeler için model oluşturabilir.
Şu an Kongre'de masada olan çözüm önerileri arasında bordro vergisinin artırılması, üst sınırın kaldırılması (şu anda 160.200 dolar üzerindeki gelirler vergi dışı) ve emeklilik yaşının kademeli olarak 70'e çıkarılması yer alıyor. Ancak siyasi kutuplaşma, bu adımların atılmasını zorlaştırıyor. Seçim dönemlerinde emeklilik reformu siyasi bir mayın tarlasına dönüşüyor. Demokratlar genellikle vergi artışlarını savunurken, Cumhuriyetçiler kesintileri ve bireysel emeklilik hesaplarına geçişi öneriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD sosyal güvenlik sisteminin karşı karşıya olduğu kriz, Türkiye için de önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye'de de genç nüfus oranı azalıyor ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) benzer bir aktüeryal dengesizlikle mücadele ediyor. 2023 itibarıyla SGK açığı bütçe transferlerinin yüzde 30'una ulaştı. Yaşlanan nüfus ve kayıt dışı istihdamın yüksekliği, Türkiye'nin kırılganlığını artırıyor. ABD'deki tartışmalar, Türk politika yapıcıların erken önlem alması gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, ABD'deki reformların küresel piyasalarda yaratacağı etkiler, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomileri de dolaylı olarak etkileyebilir.