ABD'li büyük teknoloji şirketleri, yapay zeka (YZ) altyapısına yönelik devasa yatırımlarını finanse etmek için rekor düzeyde borçlanmaya giderken, yatırımcılar bu stratejinin sürdürülebilirliğini sorgulamaya başladı. Özellikle Microsoft, Alphabet, Amazon ve Meta gibi sektörün devleri, veri merkezi inşaatları ve çip tedariki için milyarlarca dolarlık tahvil ihraç ediyor. Ancak artan borç yükü ve bu yatırımların henüz beklenen karı sağlayamaması, piyasalarda yorgunluk belirtilerine yol açıyor. Yatırımcılar, YZ'nin uzun vadede getirisi konusunda temkinli davranırken, uzmanlar bu durumun küresel teknoloji hisselerinde dalgalanmaya neden olabileceğini belirtiyor.
Gelişmenin arka planı
Yapay zeka yarışı, özellikle OpenAI'nin ChatGPT'sinin 2022'de piyasaya sürülmesinden bu yana hızlandı. Şirketler, rekabetçi kalabilmek için devasa miktarda işlem gücüne ihtiyaç duyuyor; bu da veri merkezi altyapısına yapılan harcamaları fırlattı. Örneğin Microsoft, 2024 mali yılında YZ altyapısına 80 milyar doların üzerinde yatırım yapmayı planlıyor. Bu tür harcamalar, şirketlerin serbest nakit akışlarını eritiyor ve borçlanma ihtiyacını artırıyor.
Tahvil piyasasında bu durum açıkça görülüyor: Koruma şirketi Moody's verilerine göre, ABD'nin en büyük teknoloji firmalarının toplam borcu 2020'de 200 milyar dolar civarındayken, 2024 itibarıyla 500 milyar doları aştı. Bu borçların büyük kısmı düşük faizli tahvillerle finanse edilse de, faiz oranlarının yüksek olduğu bir ortamda bu durum şirketlerin kârlılığını tehdit ediyor.
Analistler, yapay zekanın gerçek anlamda gelir üretmesinin henüz emekleme aşamasında olduğunu vurguluyor. Şirketlerin çoğu, YZ hizmetlerinden elde ettiği geliri açıklamaktan kaçınıyor veya bu gelirin toplam ciroları içindeki payının düşük olduğunu kabul ediyor. Örneğin Alphabet'in bulut bölümü kâr ederken, YZ destekli arama ve reklam ürünlerinin katkısı hâlâ sınırlı. Bu belirsizlik, yatırımcıların sabrını test ediyor.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD merkezli bu borçlanma dalgası, küresel finans piyasalarını da etkiliyor. Teknoloji hisselerinin yoğun olduğu Nasdaq endeksi, yatırımcıların temkinli yaklaşımıyla sert dalgalanmalar yaşıyor. Avrupa ve Asya borsaları da bu gelişmelerden etkileniyor; özellikle yapay zeka tedarik zincirinde yer alan şirketler üzerinde baskı oluşuyor.
Ayrıca, ABD'li şirketlerin borçlanması, küresel tahvil arzının artmasına ve faiz oranlarının yüksek kalmasına katkıda bulunuyor. Gelişmekte olan ülkeler, bu durumdan olumsuz etkileniyor; çünkü bu ülkelerin borçlanma maliyetleri artarken, yatırımcılar daha güvenli ABD varlıklarına yöneliyor. Öte yandan, yapay zeka alanında Çin'in de büyük yatırımları devam ediyor; ancak ABD'li şirketlerin borçla büyüme stratejisi, küresel teknoloji yarışında bir risk unsuru olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlar, eğer bu yatırımlar beklendiği gibi getiriye dönüşmezse, bir balonun oluşmuş olabileceğini ve bunun teknoloji hisselerinde ciddi bir düzeltmeye yol açabileceğini ifade ediyor. Benzer bir durum 2000'li yılların başındaki internet balonunda yaşanmıştı; o dönemde aşırı değerlenen teknoloji şirketleri büyük kayıplar vermişti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye ekonomisi için dolaylı etkiler barındırıyor. Türkiye, teknoloji ve veri merkezi yatırımlarını artırma çabasında; özellikle yerli yapay zeka girişimleri ve akademik çalışmalara destek veriliyor. Ancak küresel teknoloji piyasalarındaki bu belirsizlik, Türkiye'ye yönelik doğrudan yabancı yatırımları etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin ihracatında önemli rol oynayan elektronik ve otomotiv sektörleri, ABD ve Avrupa'daki talep dalgalanmalarından etkilenebilir. Yapay zeka yatırımlarının küresel bir balon oluşturup oluşturmayacağı, Türkiye'nin de teknoloji politikalarını şekillendirirken dikkate alması gereken bir faktör. Yatırımcı güveninin zedelenmesi, gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını azaltabilir; bu da Türkiye'nin finansman ihtiyacını zorlaştırabilir.