ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), Başkan Donald Trump'ın sınır duvarı politikası çerçevesinde, Arizona'daki Tohono O'odham Kızılderili kabilesine yönelik yoğun gözetim faaliyetleri yürütüyor. Kabilenin toprakları, ABD-Meksika sınırının büyük bir bölümünü kapsıyor ve duvar projesi bu bölgeden geçiyor. DHS'in maskeli ajanlar, insansız hava araçları (dronlar) ve çeşitli gözetim teknolojileriyle kabile üyelerini izlediği, baskı ve yıldırma amaçlı adımlar attığı bildirildi. ProPublica'nın haberine göre, kabile halkı kendilerini kuşatılmış ve tehdit altında hissediyor.
Duvar Projesi ve Kabile Toprakları
Tohono O'odham Kabilesi, yüzyıllardır Arizona ile Meksika'nın Sonora eyaleti arasındaki geniş bir alanda yaşıyor. Kabilenin kutsal toprakları, 1853'teki Gadsden Satın Alması ile ikiye bölünmüş durumda. Trump yönetimi, sınır güvenliğini artırmak için bu bölgede duvar inşasını hızlandırdı. Duvar, kabilenin kültürel ve dini öneme sahip alanlarından geçiyor; bu durum kabile üyelerinin tepkisini çekiyor. DHS, duvar inşası sırasında kabile topraklarına erişim için çevre yasalarını askıya aldı ve aceleci inşaat süreci başlattı. Kabile liderleri, federal hükümetin kendileriyle yeterince istişare etmediğini ve topraklarının gasbedildiğini savunuyor.
ProPublica'nın araştırmasına göre, DHS son dönemde kabilenin yaşadığı bölgede gözetim faaliyetlerini artırdı. Maskeli federal ajanlar, kabile üyelerini rutin olarak durdurup kimlik kontrolü yapıyor, araçlarını arıyor. Bölgede konuşlandırılan dronlar, sürekli havadan izleme yapıyor. Kabile üyeleri, bu uygulamalarla sindirilmeye çalışıldıklarını ve direnişlerinin kırılmak istendiğini ifade ediyor. DHS yetkilileri ise bu faaliyetlerin sınır güvenliği ve yasadışı göçle mücadele kapsamında meşru olduğunu savunuyor. Ancak uzmanlar, bu tür gözetim ve yıldırma taktiklerinin anayasal hakları ihlal edebileceğine dikkat çekiyor.
Gözetim, Yıldırma ve Direniş
Kabile üyeleri, yıllardır sınır bölgesinde yaşanan göçmen geçişlerine ve uyuşturucu kaçakçılığına karşı kendi güvenlik önlemlerini alıyordu. Ancak Trump yönetiminin sert politikaları, kabileyi de hedef alıyor. DHS'in kabileye ait geleneksel topraklarda devriye gezmesi, kontrol noktaları kurması ve kimlik sorgulamaları yapması, kabile egemenliğine aykırı görülüyor. Kabile hukukçuları, federal hükümetin bu uygulamalarla kabile egemenliğini ihlal ettiğini belirtiyor. Ayrıca, gözetim faaliyetlerinin kabile üyeleri üzerinde psikolojik baskı oluşturduğu, günlük yaşamı zorlaştırdığı vurgulanıyor.
Kabile, duvar projesine ve gözetim uygulamalarına karşı hukuki mücadele başlattı. Ancak DHS'in agresif tutumu, tansiyonu yükseltiyor. ProPublica, kabile üyelerinin yaşadığı korku ve endişeyi aktarırken, federal yetkililerin açıklamalarına da yer veriyor. DHS sözcüsü, tüm faaliyetlerin yasal çerçevede yürütüldüğünü ve sınır güvenliğinin öncelikli olduğunu belirtiyor. İnsan hakları örgütleri ise uygulamaları kınıyor ve Kongre'yi soruşturma başlatmaya çağırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki sınır duvarı tartışması, yalnızca göç politikası değil, aynı zamanda yerli halkların hakları ve federal hükümetin yetkileri açısından da önemli bir sınav. Trump'ın 2016 seçim kampanyasının simgesi olan duvar, 2020'de tamamlanamasa da Biden yönetimi döneminde bazı bölümleri inşa edildi. Şimdi Trump'ın yeniden iktidara gelmesiyle duvar projesi yeniden hız kazanabilir. Bu durum, sınır bölgesindeki kabileler ve çevre için yeni tehditler oluşturabilir.
Uluslararası alanda, ABD'nin yerli halklara yönelik tutumu sık sık eleştiriliyor. Birleşmiş Milletler Yerli Halklar Hakları Bildirgesi, yerli halkların toprakları üzerinde özgür, önceden ve bilgilendirilmiş rızası olmadan projeler yapılmasını yasaklıyor. ABD bu bildirgeyi imzalamamış olsa da, insan hakları savunucuları bu tür uygulamaların uluslararası normlara aykırı olduğunu belirtiyor. Ayrıca, gözetim teknolojilerinin yaygınlaşması, mahremiyet ve özgürlükler konusunda küresel endişeleri artırıyor.
Bu gelişme, ABD'nin iç politikasında da yankı uyandırabilir. Demokratlar ve insan hakları grupları, DHS'in aşırı güç kullanımını eleştiriyor. Kongre'de yapılacak oturumlarda bu konu gündeme gelebilir. Öte yandan, sınır güvenliği konusunda Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasındaki anlaşmazlık derinleşebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, kendi sınırlarında benzer güvenlik ve gözetim uygulamalarını tartışırken, ABD'deki bu gelişme, devletlerin sınır güvenliği ile yerel halkların hakları arasındaki dengeyi nasıl kurduğuna dair küresel bir örnek teşkil ediyor. Türkiye'nin sınır bölgelerinde yaşayan topluluklara yönelik politikaları, uluslararası alanda eleştiri konusu olabiliyor. ABD'nin bir yerli kabileye yönelik gözetim ve yıldırma taktikleri, Türkiye'nin de savunduğu yerli hakları ve egemenlik ilkeleriyle çelişiyor. Ayrıca, Trump yönetiminin sert sınır politikaları, NATO müttefiki Türkiye ile ABD arasında zaman zaman gerginliğe yol açan konulardan biri. Türkiye, bu tür uygulamaları insan hakları ihlali olarak değerlendirebilir ve uluslararası platformlarda dile getirebilir. Ancak doğrudan bir yaptırım veya tavır alması beklenmez; daha çok diplomatik dengeler gözetilecektir.