ABD Senatosu'nda iki partili bir grup senatör, Çin'in ilaç ve biyoteknoloji sektöründeki yatırımlarını daha sıkı denetime tabi tutmayı amaçlayan bir yasa tasarısı sundu. Tasarı, Washington ile Pekin arasındaki stratejik rekabetin yarı iletkenler ve yapay zekanın ötesine geçerek sağlık sektörüne de sıçradığını gösteriyor. Çarşamba günü kamuoyuna açıklanan tasarı, ABD'nin kritik ilaç ve tıbbi malzeme tedarikinde Çin'e olan bağımlılığını azaltmayı hedefliyor.
Tasarının arka planı ve detayları
Senatörler John Smith ve Jane Doe tarafından sunulan tasarı, Çin merkezli şirketlerin ABD'deki ilaç ve biyoteknoloji firmalarına yaptığı yatırımları inceleme yetkisini Dış Yatırım Komitesi'ne (CFIUS) genişletiyor. Ayrıca, ABD Sağlık Bakanlığı'ndan, kritik öneme sahip ilaçların tedarik zincirindeki Çin bağımlılığını değerlendirmesi isteniyor. Tasarı, özellikle jenerik ilaçlar ve aktif farmasötik bileşenler (API) üretiminde Çin'in hakimiyetine dikkat çekiyor. ABD, reçeteli ilaçların yaklaşık yüzde 80'ini ithal ediyor ve bu ithalatın önemli bir kısmı Çin'den geliyor.
Tasarının savunucuları, Çin'in biyoteknoloji alanındaki yükselişinin ulusal güvenlik riski oluşturduğunu savunuyor. Senatör Smith, "İlaç tedarikimizi Çin'e bağımlı hale getirmek, pandemide gördüğümüz gibi hayati riskler taşıyor. Bu tasarı, sağlık güvenliğimizi yeniden tesis edecek" dedi. Öte yandan, bazı sektör temsilcileri, düzenlemelerin inovasyonu ve ilaç fiyatlarını olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor. Amerikan İlaç Araştırma ve Üreticileri Derneği (PhRMA), tasarının mevcut tedarik zincirlerini bozmaması için dikkatli olunması gerektiğini belirtti.
Küresel ve bölgesel boyut
Bu girişim, ABD-Çin rekabetinde yeni bir cephe açıyor. Daha önce yarı iletkenler ve yapay zeka alanında kısıtlamalar getiren Washington, şimdi de sağlık sektörüne odaklanıyor. Çin ise biyoteknoloji ve ilaç alanında büyük yatırımlar yaparak küresel oyuncu olma yolunda ilerliyor. Pekin yönetimi, ABD'nin bu tür kısıtlamalarına misilleme olarak kendi ilaç ve tıbbi malzeme ihracatını kısıtlama sinyalleri verdi. Uzmanlar, bu durumun küresel ilaç tedarik zincirinde yeniden yapılanmaya yol açabileceğini ve başta Avrupa ve Hindistan olmak üzere alternatif üretim merkezlerinin önem kazanacağını öngörüyor.
Asya-Pasifik bölgesinde, Çin'in ilaç ve biyoteknoloji alanındaki yükselişi, Japonya, Güney Kore ve Tayvan gibi ülkeleri de endişelendiriyor. Bu ülkeler, kendi tedarik zincirlerini çeşitlendirmek için adımlar atıyor. Tasarının yasalaşması halinde, ABD'nin müttefikleriyle ortak bir strateji geliştirmesi bekleniyor. Ayrıca, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) nezdinde ticaret anlaşmazlıklarına yol açabilecek bu tür düzenlemeler, küresel ticaret hukuku açısından da tartışma yaratacak gibi görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin ilaç tedarikinde Çin'e bağımlılığı azaltma çabaları, Türkiye için önemli fırsatlar ve riskler barındırıyor. Türkiye, güçlü jenerik ilaç üretim altyapısı ve coğrafi konumuyla alternatif bir tedarik merkezi olabilir. Ancak, Türk ilaç sektörünün API üretiminde dışa bağımlılığı, bu fırsatın sınırlı kalmasına neden oluyor. Tasarının yasalaşması halinde, Türkiye'nin ABD ve AB ile ilaç ticareti artabilir; ancak Çin'den API tedarikinde yaşanabilecek aksaklıklar, Türkiye'yi de olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD-Çin rekabetinin derinleşmesi, Türkiye'nin iki ülke arasındaki dengeli dış politikasını zorlayabilir. Türkiye, kendi ilaç üretim kapasitesini artırarak ve Ar-Ge yatırımlarına öncelik vererek bu süreçten avantajlı çıkabilir.