ABD Senatosu'nda Demokrat Partili Sheldon Whitehouse, iklim değişikliği konusunda konuşmaya devam ediyor. Diğer kamu görevlileri ve medya bu konuyu giderek daha az gündeme getirirken, Whitehouse geçtiğimiz günlerde Senato kürsüsünde 307. iklim konuşmasını yaptı. Son yıllarda şirketlerin ve politikacıların iklim krizinden kaçınma eğilimi olarak tanımlanan 'iklim sessizliği' (climate hushing) akımına karşı çıkan Rhode Island senatörü, sorunun aciliyetini vurgulamaya devam ediyor.
Yalnız Bir Ses mi?
Whitehouse'un bu ısrarlı tutumu, Washington'da giderek yalnızlaşan bir duruş olarak değerlendiriliyor. 2012'den bu yana her hafta Senato'da iklim değişikliği üzerine konuşmalar yapan senatör, fosil yakıt endüstrisinin etkisine ve siyasi irade eksikliğine dikkat çekiyor. 'İklim krizi hakkında konuşmayı bırakmak, sorunu görmezden gelmek anlamına gelmez' diyen Whitehouse, aksine bu sessizliğin tehlikeli olduğunu savunuyor. Ona göre, medyanın ve diğer politikacıların konuyu gündemden düşürmesi, kamuoyunun baskı yapmasını engelliyor ve fosil yakıt lobisinin işine yarıyor.
Whitehouse'un bu girişimi, iklim aktivistleri tarafından takdirle karşılanırken, bazı Cumhuriyetçi meslektaşları tarafından eleştiriliyor. Senatör, her konuşmasında bilimsel verilere ve somut politika önerilerine yer veriyor; karbon vergisi, temiz enerji teşvikleri ve uluslararası iş birliği gibi başlıkları gündeme getiriyor. Son konuşmasında ise, 2024 seçimlerinin iklim politikaları açısından kritik bir dönüm noktası olduğunu belirtti.
İklim Sessizliğinin Küresel Yansımaları
'İklim sessizliği' kavramı, yalnızca ABD'de değil, küresel ölçekte de tartışılıyor. Büyük şirketler, yeşil yıkama (greenwashing) suçlamalarından kaçınmak için iklim hedeflerini daha az dillendiriyor. Medya ise aşırı hava olayları gibi dramatik gelişmeler dışında iklim krizini manşetlerden düşürüyor. Bu durum, kamuoyunun ilgisini azaltıyor ve politikacıların harekete geçme baskısını hafifletiyor. Whitehouse, bu kısır döngüyü kırmak için Kongre'de sürekli bir uyarıcı rolü üstleniyor. 307 konuşma, aynı zamanda ABD Senatosu'nda bir kişi tarafından yapılan en uzun süreli iklim konuşma serisi olarak kayıtlara geçti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Whitehouse'un bu ısrarlı tutumu, Türkiye gibi iklim değişikliğinden doğrudan etkilenen ülkeler için önemli bir örnek teşkil ediyor. Akdeniz Havzası'nda yer alan Türkiye, kuraklık, orman yangınları ve sel felaketleriyle sıklıkla karşı karşıya kalıyor. Ancak Türkiye'de iklim krizi siyasi gündemde yeterli yer bulamıyor. Whitehouse'un Kongre'deki bu direnişi, Türk siyasetçilerine ve kamuoyuna iklim konusunda sürekli baskı yapmanın önemini hatırlatıyor. Ayrıca, ABD'nin iklim politikalarındaki bu tür iç tartışmalar, Türkiye'nin Paris İklim Anlaşması taahhütlerini izlemesi ve küresel iklim diplomasisinde aktif rol alması için bir motivasyon kaynağı olabilir.