ABD'de 8 Kasım'da yapılacak ara seçimlere (midterms) tam 100 gün kala, siyasi analiz kuruluşu Decision Desk HQ'nun (DDHQ) son tahminleri, Temsilciler Meclisi'nde Demokratların kazanma ihtimalinin yüksek olduğunu, ancak Senato savaşında Cumhuriyetçilerin hafif bir üstünlüğe sahip göründüğünü ortaya koyuyor. Bu tablo, Başkan Joe Biden'ın ikinci yarısı için kritik önem taşıyan yasama süreçlerinin nasıl şekilleneceğine dair önemli ipuçları veriyor. Her iki parti de yüksek enflasyon, kürtaj hakkı kararları ve başkanlık performansı gibi konuların gölgesinde seçim maratonunun son düzlüğüne girerken, seçmenin nabzı bir yandan ekonomik kaygılarla bir yandan da demokratik değerlerin korunması talebiyle atıyor.
Gelişmenin Arka Planı
DDHQ'nun 31 Temmuz itibarıyla açıkladığı verilere göre, Temsilciler Meclisi'nde 435 sandalyenin tamamı için yapılacak yarışta Demokratların sandalye kazanma olasılığı yüzde 60'ın üzerinde. Eğer bu tahmin gerçekleşirse, Meclis Başkanı Nancy Pelosi'nin gücünü koruması ve Biden'ın iç politika gündeminin (altyapı, iklim, sağlık) önünün açılması bekleniyor. Buna karşılık Senato'da 100 sandalyenin 34'ü için yarış yapılacak; burada Cumhuriyetçilerin çoğunluğu elde etme ihtimali yüzde 55 civarında. Bu durum, başkanın atamalarını onaylama ve yargıç atamaları gibi kritik süreçlerde Cumhuriyetçilerin elini güçlendirebilir.
Analistler, bu çelişkili tabloyu, seçmenlerin Başkan Biden'ın ekonomik performansına duyduğu güvensizlikle açıklıyor. Anketlere göre, Amerikalıların yüzde 70'inden fazlası ülkenin yanlış yönde gittiğini düşünüyor. Özellikle yüzde 9'u aşan enflasyon oranı ve artan yaşam maliyeti, Demokrat seçmenin motivasyonunu düşürürken, Cumhuriyetçi tabanı da öfkelendiriyor. Öte yandan, Yüksek Mahkeme'nin Haziran ayında kürtaj hakkını anayasal güvence altına alan Roe v. Wade kararını bozması, Demokratların aleyhine işleyen bu havayı kısmen tersine çevirmiş ve özellikle banliyölerdeki kadın seçmenlerde partiye yeni bir ivme kazandırmış durumda.
Bölgesel veya Küresel Boyut
Bu seçimlerin sonucu yalnızca ABD iç siyasetini değil, küresel dengeleri de yakından ilgilendiriyor. Temsilciler Meclisi'nde Demokratların güçlü kalması, Biden'ın iklim değişikliğiyle mücadele, göç politikası ve Çin ile rekabet gibi konularda daha iddialı adımlar atabilmesini sağlayacak. Buna karşılık, Senato'nun Cumhuriyetçilere geçmesi, özellikle dış politika alanında başkanın manevra alanını daraltabilir; örneğin, Ukrayna'ya yapılan askeri ve mali yardım paketlerinin onaylanması zorlaşabilir. Zira bazı Cumhuriyetçi senatörler, Ukrayna'ya yapılan yardımların sınırlandırılması gerektiğini savunuyor.
Orta Doğu'da ise ABD'nin İran ile nükleer müzakerelere dönüşü, Suudi Arabistan ile ilişkilerin normalleşmesi ve İsrail ile Filistin arasındaki gerilim gibi dosyalar, Kongre'deki güç dengesine göre şekillenecek. Ayrıca, Kasım ayındaki seçim sonuçlarının, 2024 başkanlık yarışı için de bir ön gösterge olması bekleniyor. Eğer Demokratlar Meclis'i kaybederse, Biden'ın ikinci dönem adaylığı sorgulanabilir; Cumhuriyetçiler Senato'yu da alırsa, eski Başkan Donald Trump'ın 2024 için eli güçlenecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ara seçimleri, Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceği açısından da belirleyici olacak. Temsilciler Meclisi'nde Demokratların güçlü kalması, Biden yönetiminin Türkiye'ye yönelik politikalarında (F-16 satışı, Suriye'nin kuzeyindeki PKK/YPG'ye destek, S-400 meselesi) daha öngörülebilir bir çizgi izlemesini sağlayabilir. Buna karşılık Senato'da Cumhuriyetçilerin çoğunluğu ele geçirmesi, Türkiye'ye yönelik yaptırım çağrılarını güçlendirebilir; özellikle 2019'da S-400 alımı nedeniyle uygulanan CAATSA yaptırımlarının genişletilmesi gündeme gelebilir. Ayrıca, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Kongre'deki lobi faaliyetleri, seçim sonrası yeni dengelerde daha etkili olabilir. Bu nedenle Ankara, seçim sonuçlarını yakından takip ediyor.